Hizmet Vakfı’nın kuruluş hikayesi
Türkiye’de Nurculuk geleneğinde 1970’li yıllardan itibaren başlayan ayrışmaların odak noktasında yer alan Hizmet Vakfı’nın kuruluş süreci, Fetullah Gülen ile yapılan gizli protokoller ve vakfın günümüzdeki yönetim yapısına dair ortaya çıkan belgeler haber dünyasında yeni bir tartışma başlattı. 1974 tarihli 10 maddelik mutabakat metni, örgütün başlangıç yıllarından itibaren Nur cemaati içindeki yapılanma stratejisini yeniden gündeme taşıdı. Fazıl Duygun SuperHaber'e yazdı...
Türkiye’de Nurculuk geleneği içinde yaşanan ayrışmalar, özellikle 1970’li yıllardan itibaren farklı grupların ortaya çıkmasıyla daha görünür hale geldi. Bu ayrışmaların merkezinde yer alan yapılardan biri de 1973 yılında kurulan Hizmet Vakfı. Son dönemde gündeme gelen bazı belge ve anlatımlar ise vakfın kuruluş süreci ile Fetullah Gülen’le olan ilişkisine dair yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.
Hizmet Vakfı’nın kuruluşu ve kurucu isimler
18 Aralık 1973 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla kurulan Hizmet Vakfı’nın vakfedenleri arasında Nur hareketinin önde gelen isimleri bulunuyordu. Kurucular arasında Tahiri Mutlu, Mustafa Sungur, Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu, Bayram Yüksel, Ahmet Aytimur ve M. Sait Özdemir yer aldı. Bu isimlerin önemli bir kısmı, Bediüzzaman Said Nursî’nin talebeleri arasında gösterilen ve Nur hareketinin sonraki döneminde etkili olan kişilerdi.
Kuruluşun ardından 1974 yılında imzalandığı belirtilen ve 10 maddeden oluşan bir mutabakat metni ise tartışmaların merkezine yerleşti. Söz konusu belgede, “Bütün neşriyat Hizmet Vakfı namına resmi veya gayri resmi olmak üzere bir tek elden yapılacaktır” ifadesi yer alıyordu. Belgenin dikkat çekici yönlerinden biri ise imzacılar arasında Fetullah Gülen’in de bulunduğunun yıllar sonra gündeme gelmesi oldu.
Belgeye göre Nur hareketi içindeki yayın faaliyetlerinin tek bir merkezden yürütülmesi hedeflenirken, 1974 yılında Nur camiasından ayrıldığı ilan edilen Gülen’in tam da o yıl gizli şekilde bu yapının en üst şûrâ heyetinde yer aldığı görülüyor. Bediüzzaman’ın yakın talebelerinden Tahiri Mutlu’nun kendisinin çekilip heyetteki kendi yerini Gülen’e niçin bıraktığı hâlâ izah edilmiş değil.
“Kopuş” tartışmaları ve perde arkası iddiaları
Nurculuk literatüründe uzun yıllar boyunca Fetullah Gülen’in 1970’li yıllarda İzmir merkezli ayrı bir yapılanmaya giderek ana akım Nurcu çizgiden ayrıldığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. Ancak söz konusu 1974 tarihli belge, bu kopuşun gerçekte nasıl yaşandığına dair farklı yorumların ortaya çıkmasına yol açtı.
Belgeyi yorumlayan bazı çevreler, Nurculuk içindeki farklı cemaatlerin kamuoyunda ayrı yapılar gibi görünmesine rağmen perde arkasında ortak bir istişare mekanizması içinde hareket ettikleri iddiasını dile getiriyor. Buna karşılık Nur camiasının önemli bir bölümü bu belgenin yorumlanış biçimine mesafeli duruyor veya konunun kamuoyu önünde tartışılmadığı görülüyor.
Nurculuk içinde Gülen’e muhalefet eden isimler
O dönem yapılan toplantılarda Fetullah Gülen’e karşı açık muhalefet dile getiren isimlerden biri Mehmet Kutlular olarak öne çıkıyor. Kutlular, Gülen’in kendisine “İsa”, “Mehdi” ve “Kahtani” gibi sıfatlar yakıştırıldığı iddiaları nedeniyle Nurculuk içinde yeni bir akım başlattığını savunduğunu ve bu nedenle İstanbul’a çağrılarak kendisiyle görüşüldüğünü ifade etti.
Kutlular yıllar sonra yaptığı değerlendirmelerde, “Eğer alınan kararlar gereği ağabeyler meselenin üzerine ciddiyetle gitseydi, Fethullah Hoca noktasında böyle bir duruma gelinmezdi” sözleriyle dönemin tavrını eleştirdi.
Ancak Kutlular’ın birlikte hareket ettiği isimler arasında yer alan Mehmet Fırıncı’nın, Gülen’e yakınlığıyla bilinen avukat Bekir Berk ile temas halinde olduğu da iddia edildi. Ayrıca Cemal Uşak, İhsan Atasoy ve Cemil Tokpınar gibi bazı isimlerin Gülen’i destekleyen açıklamalar yaptığı ileri sürüldü. Fırıncı’nın 2006 yılında ailesiyle birlikte Pensilvanya’da Gülen’in misafiri olduğu da kamuoyuna yansıyan bilgiler arasında yer aldı.
Kutlular’ın 1992 yılında Yeni Asya gazetesinin yönetimini devrettiği Kazım Güleçyüz ise FETÖ lehine yaptığı yayınlar nedeniyle daha sonra hapis cezası almış isimlerden biri olarak kayıtlara geçti.
Hizmet Vakfı’nın bugünkü yönetimi
Hizmet Vakfı’nın mütevelli heyeti yıllar içinde değişiklik göstermiş. 2012 yılına baktığımızda heyette sadece Fetullah Gülen’i “Hz. İsa” olarak gördüğünü ilan eden Mustafa Sungur’un FETÖ’nün Suudi Arabistan imamlığını yaptığı ileri sürülen oğlu Nuri Muhammet Sungur var. O dönemde “abiler” denen isimler hayatta olmasına rağmen mütevelli heyetinde yok.
2012
2015 yılına gelindiğinde ise 1974 yılında Gülen’le birlikte hizmet etmek üzere protokol imzalayan Hüsnü Bayramoğlu, Sait Özdemir, Ahmet Aytimur ve Abdullah Yeğin’i mütevelli heyetinde görüyoruz. O yıl heyete Elazığlı Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu’nun amca oğlu Hüseyin Hüsnü Orakçıoğlu’nun da girdiği görülüyor.
2015
2012’de vefat eden Mustafa Sungur’dan sonra Ahmet Aytimur, Abdullah Yeğin ve Sait Özdemir 2016 yılı içinde vefat ediyor. 2021 yılında koronavirüs sebebiyle vefat eden Hüsnü Bayramoğlu ise 2017 yılındaki mütevelli heyetinde yer alıyor. Bu kez ilginç bir gelişme yaşanıyor, Sait Özdemir vefat ettiği için yerine kamuoyunda çok fazla bilinmeyen ancak perde arkası işler konusunda hakkında çokça dedikodu üretilen isim olan oğlu Cemalettin Özdemir heyete giriyor. “KÖZ” olarak bilinen ve Nur camiası yanında Suriye ve Irak bölgesindeki birçok tarikatı da kontrolü altında tuttuğu ileri sürülen Kemalettin Özdemir yerine kardeşi Cemalettin Özdemir’in heyete girmesi dikkat çekici bulunuyor.
2017
2021 yılında ise Cemalettin Özdemir, Hizmet Vakfı’nın başkanlığına geliyor. Halbuki Özdemir ailesi İstanbul Nurcularıyla ihtilaf halinde İhlasnur Neşriyat adı altında yıllardır ayrı bir yayınevi olarak Ankara’da faaliyetlerini sürdürüyor. Hizmet Vakfı ve onun yayın kuruluşu olan Envar Yayınları, bu yapıdan müstakil olarak değerlendiriliyor. 1974’teki protokolde İhlasnur Neşriyat’ın Sait Özdemir’in ölümünden sonra Hizmet Vakfı’na eklemlenmesi öngörülmüşken, tam tersi bir olay yaşandığı anlaşılıyor.
2021
2026 yılı itibarıyla Hizmet Vakfı’nın mütevelli heyeti başkanlığını hâlâ Cemalettin Özdemir yürütüyor. İstanbul’ün kalbi olan Beyazıt’ta Kocasinan Paşa medresesinde faaliyetlerine devam ediyor. Özdemir’in, kamuoyunda “KÖZ” olarak bilinen Kemalettin Özdemir’in kardeşi olduğu ifade ediliyor. Kemalettin Özdemir ise FETÖ davalarında adı geçen ve örgütün “mahrem imamları” arasında olduğu iddia edilen isimlerden biri olarak biliniyor.
Kemalettin Özdemir’in yargılandığı davada tanık olarak dinlenen aile doktoru Bülent Çanakçı, mahkemede verdiği ifadede Özdemir’in babası Sait Özdemir tarafından İzmir’e zorla gönderilerek Fetullah Gülen’in yanında yetişmesinin istendiğini açıklamıştı.
Vakfın genel sekreterliği görevini ise Hüseyin Hüsnü Orakçıoğlu yürütüyor. Orakçıoğlu soyadı, FETÖ’nün Tahşiye kumpası sürecinde adı geçen Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu ile olan akrabalık bağı nedeniyle de zaman zaman gündeme geliyor. İddiaya göre Hüseyin Hüsnü Orakçıoğlu, Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu’nun amca oğlu.
Tahşiye kumpasına ilişkin yargı süreçlerinde ortaya çıkan bazı belgelerde, Fetullah Gülen’in 6 Nisan 2009 tarihli konuşmasının örgüt içindeki bazı polisler tarafından desteklendiği ve bu konuşmanın operasyon sürecinin işaret fişeği olarak değerlendirildiği yer alıyor.
15 Temmuz sonrası tartışmalar
Hüseyin Hüsnü Orakçıoğlu’nun 15 Temmuz sonrasında kısa süreli gözaltına alındığı, ancak daha sonra serbest bırakıldığı da iddialar arasında. Bu süreçte Hüsnü Bayramoğlu’nun devreye girerek kefil olduğu yönünde bazı değerlendirmeler kamuoyuna yansıdı. Ayrıca Orakçıoğlu ailesinin Bank Asya’da hesaplarının bulunduğu da çeşitli haberlerde dile getirildi.
“Prensler” tartışması ve aile bağlantıları
1974 yılında Gülen ile birlikte hizmet etmek üzere imza atan bazı Nurcu büyüklerin, daha sonraki yıllarda kendi oğullarını veya yetiştirdikleri genç isimleri Gülen hareketi içinde görevlendirdiği de ileri sürülen iddialar arasında.
Bu bağlamda Sait Özdemir’in oğlu Kemalettin Özdemir en çok dile getirilen örneklerden biri.
Kemalettin Özdemir’in, FETÖ örgütünü kurmaktan mahkum edildiği davada tanık olarak dinlenen ailenin 21 yıllık doktoru olan Bülent Çanakçı, şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bir arkadaşıma şu cümleyi kullanmış yani. Bütün mahrem hücreler neyse demiş. Tamamını bilirim demiş. Benim bilmediğim mahrem hücre yoktur ki demiş. Yani şu anda kendisi normalde konuşmak istese, bazı şeyleri anlatmak istese şu anda sadece Fetö değil yani Fetö'ye bağlı olarak çalışan tüm örgütleri göçertebilecek kadar bilgiye sahiptir diye düşünüyorum.”
FETÖ’nün Irak imamı Hüseyin Kara’nın kendisine bağlı olduğunu da ifade eden Çanakçı, Kemalettin Özdemir’i koruyan bir örgüt olduğunu da şöyle ifade etmişti:
“Efendim babası mesela o yaşta onu oraya götürmesi, orada duracaksın, onun [Gülen’in] talimatlarına göre ilahiyat okuyacaksın tamam mı? Ona göre hareket edeceksin. Yani onun verdiği talimatlara göre. Ve karışırdı işe. Derdi ki Kemalettin'e şu görev verin, şunu şöyle yapın falan diye. Bir şekilde organize olan bir şey vardı. Yani onu koruyan, kollayan bir arkadaşlar grubu vardı. Ben buraya tanık olarak da çok fazla çıkmak istemedim aslında ama dedim ki hepsini söyleyeyim elimden geldiği kadar. Öleceksek öyle ölelim.”
Benzer şekilde Mustafa Sungur’un oğlu Muhammet Nur (Nuri) Sungur’un da Gülen hareketi içinde görev aldığı ve bir dönem Suudi Arabistan imamı olduğu iddia ediliyor. Nuri Sungur’un sosyal medya paylaşımlarında FETÖ lehine ifadeler kullandığı yönündeki tartışmalar da zaman zaman gündeme geldi. Buna rağmen hakkında herhangi bir yargı süreci işletilmemesi, bazı çevreler tarafından Hüsnü Bayramoğlu’nun himayesi ve referansıyla ilişkilendirildi.
Yayın faaliyetleri ve medya ilişkileri
Sungur ailesinden Nuri Muhammet Sungur’un, Nur hareketinin önemli yayın organlarından biri olan Sözler Yayınevi’nin yönetiminde yer aldığı da görülüyor. Yayınevi, 1974 yılında Abdullah Yeğin tarafından kurulmuş ve sonraki yıllarda Mustafa Sungur ile Bayram Yüksel gibi isimlerin yönetiminde faaliyetlerini sürdürmüştü.
FETÖ lehine paylaşımları hâlâ X platformunda duran Nuri Muhammet Sungur’un “Bekir Berk’le Unutulmaz Hatıralar” adlı kitabı ise 2023 yılında Yeni Asya Kitap tarafından yayımlandı. Sungur’un Yeni Asya’nın çeşitli toplantılarında konuşmalar yaptığı ve televizyon programlarına katıldığı da biliniyor.
Aralık 2020’de Hüsnü Bayramoğlu’nun YouTube üzerinden yaptığı bir canlı yayında Nuri Sungur ile birlikte ders programı gerçekleştirmesi de kamuoyunda tartışma yaratan gelişmeler arasında yer aldı. Sungur’un yazıları ise 2026 itibarıyla Yeni Asya gazetesinde yayımlanmaya devam ediyor.
Tartışmalar sürüyor
Hizmet Vakfı’nın kuruluş sürecine ilişkin belgeler, Nurculuk içindeki farklı grupların tarihsel ilişkileri ve Fetullah Gülen’le olan bağlar konusunda yeni tartışmaların doğmasına yol açıyor. Bir yandan bu ilişkilerin tarihsel bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini savunanlar bulunurken, diğer yandan söz konusu belgelerin Nur hareketi ile Gülen yapılanması arasındaki ilişkilere dair önemli ipuçları taşıdığını ileri süren görüşler de dile getiriliyor.
Vakfın kendisi ise bu iddialara ilişkin kapsamlı ve ayrıntılı bir kamuoyu değerlendirmesi yapmış değil. Bu nedenle konu, farklı çevrelerin yorumları ve ortaya çıkan yeni belgeler ışığında tartışılmaya devam ediyor.
KUTU
Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu’nun FETÖ’nün Tahşiye Kumpası’na destek verdiği, Emniyet’ten mahkemeye gönderilen “gizli” damgalı belgelerle ortaya çıkmıştı. Gülen, 6 Nisan 2009 tarihinde Molla Muhammed Doğan ve Tahşiye Yayınevi çevresini hedef almış, Tek Türkiye dizisinin Karanlık Karar Kurulu bölümünde de terör örgütü olarak hedef gösterilmişti. Konuşmadan 8 gün sonra Orakçıoğlu’nun FETÖ’cü istihbaratçılarla temasta olduğu ortaya çıkmıştı:
Sungur ailesinden Nuri Muhammet Sungur (Muhammed Nur Sungur), Sözler Yayınevi yönetiminde de yer aldı. Yayınevi 1974’te İstanbul’da Abdullah Yeğin tarafından kurulmuş. Daha sonra Mustafa Sungur ve Bayram Yüksel gibi isimlerin yönetimiyle faaliyet göstermiş.
Muhammet Nur (Nuri) Sungur’un, “Bekir Berk'le Unutulmaz Hatıralar” kitabı 2023 yılında Yeni Asya Kitap tarafından yayınlandı. Toplantılarına katılıp konuşmalar yaptırıldı. Ayrıca, örgüt kanalı STV’ye çıkarılıp firari FETÖcü Kemal Kevser Gülen’e babası Mustafa Sungur’un Gülen’i ne kadar çok desteklediğini anlattı.
Hükümete yakın Hüsnü Bayramoğlu’nun Aralık 2020’de FETÖ iltisakı bilinen Muhammed Nur Sungur ile youtube üzerinden canlı yayında “Ders” yapması o dönem çok tartışılmıştı. Sungur, FETÖ’den mahkûm olan genel yayın yönetmeni Kazım Güleçyüz döneminde başladığı yazılarına Yeni Asya gazetesinde 2026 yılı itibariyle devam ediyor.
İşte Hüsnü Bayramoğlu’na ait Nursöz kanalındaki o görüntüler:
İŞTE MUHAMMED NUR SUNGUR’UN FETÖ LEHİNE PAYLAŞIMLARI:
Yorumlar (1)