'Güz bülücü' Aydın Doğan ve iki gözüm Ahmet Kaya
Aydın Doğan'ı hayatımda bir kez Kanal D'nin ilk kurulduğu yıllarda eski dostum ve yeni kurulan kanalın genel yayın yönetmeni olan Bülent Varol'u ziyaret ettiğimde görmüştüm… Açıkcası etrafındaki koca koca adamların Aydın Doğan'a nasıl şaklabanlık yaptıklarını görünce genç yaşımın verdiği tecrübesizlikle çok şaşırmıştım! Özellikle o dönemde çok popüler olan haber kahramanı(!) şimdi ise Halk TV denilen ucube oluşumun kahramanı(!) Uğur Dündar ve Fatih Altaylı benim için tam bir hayal kırıklığıydı...
Zaman içinde Aydın Doğan'nın medyayı nasıl bir güç ve yaptırım odağı olarak kullandığını ülke olarak gördük ve çok büyük bedeller ödedik...
Öyle abes olaylara şahit olduk ki, yazmakla bitmez… Aslında yeni nesil bu süreçlerin neredeyse büyük bir kısmını bilmiyor; maalesef okuma zahmetine de girmiyor. İşte bu yüzden, özellikle yakın tarihimize ve geleceğimize, inanmakta zorlanılacak kadar olumsuz etkisi olan karakterlerin mutlaka sinema ve dizilerle anlatılması gerekiyor! Geçmişle ilgili yeterince bilgilenmemiş olan gençlerden, gelecek için yeterince ciddi beklentiler içine giremeyiz...
Aydın Doğan'nın gazabından en çok nasibini almış ve ona karşı çok ciddi mücadele vermiş kişilerin başında ülkemizin ilk kadın başbakanı olan Tansu Çiller gelir… Tansu hanımla ilgili yapılan kampanyalar dudak uçuklatacak cinsten ve son derece edepsizceydi… Öyle belden aşağı vurdular, öyle yazılar yazdılar ki, ne insanlığa, ne gazeteciliğe sığar!
Sadece bu yapılanlara karşı verdiği mücadele için bile Tansu Çiller'i çok severim… 28 Şubat dönemindeki dik duruşu ayrıca çok önemli bir lider tavrı olmuştur.
Elbette yakın tarihimizde Aydın Doğan ve saz arkadaşlarının zulmüne uğramış birçok kişi var… Bu gidişin bir duraklama ve gerileme dönemi olduğunu hep birlikte gördük ve uzun metrajlı bir film gibi izledik; halen izlemeye devam ediyoruz...
Gelelim "Güz Bülücü" ile Aydın Doğan'nın alakasına...
Öncelikle "Güz Bülücü" ne demek onu açıklamak istiyorum… "Güz Bülücü" diye Ege ağzında zayıf, güçsüz kalmış, bu yüzden de bir kenara çekilmiş, kümesin bir köşesine büzülmüş titreyip duran tavuğa denir..

Son 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonunda "cumhur"dan bir "cumhur" olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeydim… Oldukça kalabalık ve her kesimden kişilerin olduğu gecede hemen dikkatimi çeken Aydın Doğan oldu… Kenarlara oturmak için konulmuş sayısı oldukça az olan koltukların birinde tam bir "Güz Bülücü" gibi oturmuş, eski havasından eser kalmamış bir şekilde elindeki meyve suyunu yudumluyordu… Hani yaptıklarını, yapmak isteyip son dönemlerde yapamadıklarını bilmesem, zavallı yaşlı adamı buraya zorla mı getirmişler diye düşüneceğim… İçimde bir acıma duygusu oluşacak! Öyle bir duruşu ve bu duruşun yüze yansıması vardı… Elli beş yaşına gelmiş ve bu ülkede yapılan zulmlerin bedellerini bir nebze olsun yaşamış bir vatandaş olmanın yanısıra rahmetli dostum ve gerçekten ülkesini seven biri olan Ahmet Kaya için Hürriyet gazetesinde atılmış başlık gözümde canlandı… Ağzımdan şu sözcükler döküldü: "Rahat ol iki gözüm canım arkadaşım Ahmet - en büyük intikam alıcı Allah’tır! O ki kimsenin kimseye bir hardal tohumu kadar hakkı geçmeyeceğini tahahüt ediyor! Sen bu dünyada göremedin ama Allah katında göreceksin… Elhamdülliah…"
Zalimin karşısında dik duranlara, haklının yanında olanlara, başta CumhurReisimiz Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na ve bütün o yiğit adamlara, has müslümanlara selam olsun..
Not: Avrupa yine acayip karışmış vaziyette… Eee, etme bulma dünyası bu! Akıtılan kanların hesabı elbet görülecek… Bu hesabın en sonunda nasıl görüleceğini en iyi o Hesab Gününün Sahibi bilir!