"Gözlerimizle şahit olduk ki FETÖ'cüler çok iyi bakılmış içeride!"
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında İstanbul'daki eylemleri organize eden ve "Yurtta Sulh Konseyi"nin İstanbul yapılanmasını oluşturduğu ileri sürülen 6'sı general, 17'si kurmay subay 23 asker hakim karşısına çıktı.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan duruşmada rütbeleri "korgeneral"den, "binbaşı"ya kadar değişen 12 sanık hazır bulundu.
DURUŞMADA GERGİN ANLAR
Darbecilerin ateşiyle şehit olanların yakınları da duruşmada "müşteki" sıfatıyla yer aldı.
40 müştekinin hazır bulunduğu duruşmada, zaman zaman gergin anlar yaşandı.
Silivri'de duruşmayı takip edenler arasında bulunan 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olan Mustafa Canbaz’ın oğlu Alpaslan Canbaz sosyal medya hesabından mahkemede yaşanan gelişmeler ile ilgili detaylar paylaştı.
Duruşmada yalnız bırakıldıklarını gerekçesiyle sitem eden Alpaslan Canbaz, "Aylardır 15 Temmuz edebiyatı yapanlar en gerekli günde davalarını yine sahipsiz bıraktı. Yazıklar olsun hepimize. Bir avuç gazeteci, 3, 4 tane izleyici vardı salonda. Eş, dost kimse yok. Avukatımız bile yok. Her türlü suçluya bile bir avukat ayarlayan devlet şehit ailesine avukat ayarlayamamış. Daha duruşmanın başında üvey evlat gibi hissetmeye başladık. Devasa salon bomboştu, önde takım elbiseli hainler, hemen yanlarında avukatları duruyor." ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyetine de eleştiriler yönelten Canbaz, duruşma salonundaki oturma düzenini eleştirerek şu açıklamada bulundu;
"Şehit ailelerini ise salonun en arkasına bir yere aldılar. Seyircilerin bulunduğu bölümün hemen önüne. Avukatlarımızla aramızda uçurum var. Bizim oturmamız gereken yerde birkaç basın mensubu oturuyor. Koltukların çoğu bomboş. Haklı olarak daha yakın olma talebimizi dile getirdik. Mahkeme başkanının sert uyarısıyla karşılaştık.
Yüce mahkeme böyle buyurmuş, düzenle ilgili talep bildiremezmişiz vs. "Şunların takım elbiselerini net göremiyorum sayın başkan!" diye bağırdım. Salondan çıkarılabileceğimiz dillendirildi bu defa sayın başkanımız tarafından.
Dava can sıkıcı şekilde devam etti. Ara verilip de bu hainlerin etrafı etten duvarla çevrildiği sırada yine bağırdım: "Ülkemizin her yerinde şehit aileleri olarak protokole, en öne oturtuluyoruz, kendi davamızda neden en dipteyiz? Yüce mahkememiz sıradan organizasyonlardan daha adil olamıyor mu? Bu salon kimlerin talebinin karşılığı? Hiçbirinize güvenmiyorum!"

- FETÖ'CÜLER ÇOK İYİ BAKILMIŞ İÇERİDE...
Şehit Halil Kantarcı'nın eşi Ayşe Kantarcı da benzer sitemlerini sosyal medyada paylaştı.
Kantarcı, "15 Temmuz edebiyatı yapıp bir sene boyunca ekmeğini yiyenler, susup sizi seyrettim bunca zaman. Süslü cümlelerininizin içindeki samimiyetsizliği görmeme rağmen bugünü bekledim. Silivri cezaevi önü bomboş, senesi bile olmadan 15 Temmuz şehitlerimiz unutuldular." diye yazdı.
Duruşmalarda FETÖ'cülerin rahat tavırlar sergilediğine de dikkat çeken Kantarcı, mahkeme heyetine de eleştiriler yöneltti.
Ayşe Kantarcı şu ifadeleri kullandı;
"Davamız çarşamba, perşembe, cuma günü de devam edecek, haberdar edeyim. Bu arada bunca zaman "Avukat vermiyorlar, bize hukuksuz davranıyorlar" diye ağlayan FETÖ'cüler bugün gözlerimizle şahit olduk ki çok iyi bakılmışsınız içeride. Takım elbiseleriniz içinde oldukça bakımlı hemen yamacınızda dizilmiş avukatlarınızla oldukça rahattınız. Müşteki avukatlarının ve şehit yakınlarının en ufak bir sözüne tahammül göstermeyen hakim, bir sanığın 3.5 saat süren savunmasını nasıl da hoşgörü ve nezaketle dinledi saygı ve huşu içinde. Aynı cümleleri döndürüp döndürüp dillendiren sanık Erdal Öztürk sonunda "Tamam ya haklısın, yeter artık bir sus" dedirtti hepimize. Bugün gördüğümüz muamele sonunda "bize iftiradan dava açarlar da, bunlara hiç bir şey olmaz "diye düşünerek ayrıldık mahkemeden." / SuperHaber
En rütbeli sanık "Ben darbeci değilim" dedi! Sonra da suçu o isme attı...Gündem