FETÖ’nün subliminal dizisi Şefkat Tepe! Kumpas talimatlarını ekran başından vermişler

Gazeteci-yazar Fazıl Duygun, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Samanyolu TV (STV) başta olmak üzere ulusal kanallardaki diziler üzerinden yürüttüğü algı operasyonlarını ve "Şefkat Tepe" ile "Tek Türkiye" dizileri aracılığıyla Tahşiye grubuna kurulan kumpasın perde arkasını SuperHaber'de kaleme aldı.

FETÖ yıllar boyunca STV başta olmak üzere ulusal kanallarda etkisi altına aldığı diziler üzerinden diziler üzerinden operasyon çekti. Artık karşı konulamaz hâle geldiklerine inandıklarında o kadar yüksek bir özgüven şımarıklığına uğradılar ki, yapacakları kumpasları, içeri alınacak kişileri bu diziler üzerinden önce bu dizilerde hedef haline getirip, sonra da istediklerini kolayca yaptılar. Uzun yıllar STV’nin Şefkat Tepe, Tek Türkiye gibi dizileri “kahin diziler” olarak adlandırıldı. Çünkü gelecek günlerde siyasette neler olacağını merak eden STV’nin “kâhin” dizilerine bakıyordu.

Sefkat Tepe diziş başta olmak üzere, bütün dizilerde sembolizmi çok iyi kullanan FETÖ, hemen her bölümde, subliminal olarak FETÖ elebaşını zihinlere nakşediyordu. Ayrı bir yazı konusu olarak yazılacak kadar geniş olan bu dizinin bir çok bölümü, FETÖ’ye karşı ilk mücadeleyi veren TAŞHİYE cemaati ve Molla Muhammed Hocayı konu ediniyordu. FETÖ’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlete karşı ilk isyanı diyebileceğimiz operasyonlar, önce Taşhiye cemaatine karşı düzenlenmekle başladı. 15 temmuz gecesi bile, FETÖ elebaşı TAŞHİYE Cemaatini hedef aldı. Nitekim, devlet te, 17-25 sonrası FETÖ’yü tasfiye etmeye, o zamanlar ağır ceza hakimi olan, şimdiki Adalet bakanımız Akın Gürlek’in, FETÖ’cü kumpası bozmasıyla başladı. İşte, Şefkat Tepe başta Kâhin ve Gayri Memnunlar dizilerine Taşhiye cemaati imamı Molla Muhammed hocayı sürekli hedef gösterdi.

Tahşiye yayınevi ve Molla Muhammed Doğan Hoca’ya yapılan kumpas da STV dizileri üzerinden geldi. Özellikle Tek Türkiye dizisi, bu konuda öne çıkan bir kumpas projesiydi. Tek Türkiye ve Şefkat Tepe dizilerinin sonuna eklenen “Karanlık Karar Kurulu” diyalogları bu kumpasların ip uçlarıyla doluydu.

Fetö tarafından kurulan karanlık kumpasın alt yapısı STV’de yayınlanan Şefkat tepe isimli dizide yer alan Karanlık Kurul sahnesinde oluşturulmuştu. Dizide Tahşiye yayınevi çevresi ve Molla Muhammed Doğan Hocaya karşı yürütülecek kumpasın başlıca aşamaları örgüt mensuplarına talimat olarak işaret edilmişti. Cemaate ait evlere bomba konulması ve diğer kumpaslarla birlikte “Cemaat içindeki gayri memnunların ve özel olarak yetiştirilmiş ve cemaat içine sızdırılmış elemanlardan” özelikle bahsedilmiş ve bunların yürütülecek harekatın önemli parçaları olduğuna vurgu yapılmıştı!

Bakın ilgili bir bölümün dökümünü aşağıya veriyorum:

“Uzun zamandır gözlerimiz bu hareketin ve bu harekete gönül verenlerin üstünde.

İÇLERİNDEKİ GAYRİ MEMNUNLAR ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ. Planımız şu aşamalardan oluşuyor:

YETİŞTİRDİĞİMİZ ÖZEL ELEMANLAR HAREKETİN İÇİNE SOKULACAK. Aynı zamanda bu hareketin benzeri dernek vakıf çalışmalar yapılacak ve birkaç tane öğrenci evleri açılıp özel yetiştirdiğimiz elemanlar bu yerlerde kalacak. Ve bu yerlerde posterler, resimler, adamın kitapları, kaset ve CD'leri konulup bire bir benzerlik sağlanacak. Efendim proje film gibi. Gerçekten heyecan verici bir plan. Özel yetiştirilmiş elemanla çevresinde güven telkin edecek ve kendilerinin bu sivil hareketin önemli bir parçası olduğu imajını verecek. İŞTE BU NOKTADA DÜĞMEYE İKİNCİ KEZ BASILACAK. BU YERLERE DE DAHA ÖNCE TERÖR EYLEMLERİNDE KULLANILMIŞ SİLAHLAR VE MALZEMELER BIRAKILIP BASKINLARLA BULUNMASI SAĞLANACAK. Nihayetinde Şubat Soğuğu öncesi uyguladığımız gibi”

Evet, Tahşiye Kumpası’nda aynen böyle oldu. Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatı öncesinde etrafına Gladyo Derin Devlet yapılanması tarafından sokulan isimler aracılığıyla ilk operasyon Hulusi Yahyagil’e yapıldı. Yahyagil, Said Nursi’nin, “Vefâtımdan sonra hakikatli vârisim” dediği son derece önemli bir isimdi. Ancak Gladyo, daha sonraki yıllarda “Mutlak Vâris” olarak lanse edeceği “sızma”ları kullanarak Yahyagil’i refüze etti. Yanına Bekir Berk ve Fetullah Gülen’in adamı olarak Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu’nu yerleştirdi. 1986’daki vefatına kadar Yahyagil, Elazığ’daki köşesine çekilmiş, mütavazı bir hayat sürmüştü. Ancak 70’li yıllarda Gladyo’nun planlarını bozan önemli bir gelişme yaşanmış, Yahyagil’in ders halkasına Muşlu Molla Muhammed Doğan katılmıştı. Ciddi bir âlim olan Doğan’a, Hulusi Yahyagil’in açık iltifatları ve onun manevi yönüne dönük övgüleri Gladyo’nun planını bozuyordu. Çünkü onların planında “esas oğlan” Fetullah Gülen olmalıydı. Molla Muhammed her ne kadar asosyal denecek kadar içe kapanık biri de olsa Gülen’in karşısında Nur camiası içinde hem de Hulusi Yahyagil’in iltifatına mazhar olmuş bir alternatif kalmamalıydı.

Yahyagil’in vefatının ardından Molla Muhammed’in yanına bazı önemli isimler de katıldı.

O isimlerin görevi Doğan’ı enterne etmek, “çiçek açmasına” engel olmaktı.

1995 yılında Fetullah Gülen’in dini bozan çıkışları sonrası Molla Muhammed Doğan derslerinde bu konuları işlemeye başladı. Ve FETÖ sisteminin hedefine tamamen girdi. Etrafına lahana yaprağı şeklinde kat kat yerleştirilen isim ve gruplar ise o yıllarda sessizdi.

2003 yılında Tahşiye ve Rahle Yayınevleri kurulup FETÖ’nün Risale-i Nur’ları ve Kur’an’ı tahrif ederek açtığı çığıra karşı Reddülevham ve Rumuzulkur’an kitaplarıyla reddiyeler yayınlanmaya başladı.

İşte bu süreç, Molla Muhammed Doğan’ın etrafındaki “sızma”ların rahatsız olmaya başladığı bir zaman dilimiydi. Hele Doğan, Said Nursi’nin, ileride Risale-i Nur’un bir talebesinin, Risalelerde eksik kalan yerleri şerh, izah, tekmil, tahşiye ve telif edeceğine dair vaadi yerine getirmeye başlayınca o “gayri memnun”luk had safhaya ulaştı.

Molla Muhammed’in yanında onun “dostu” imiş gibi gözüken bu çok önemli isimler, “Rahman Suresi’nin tefsiri” ve “Dokuzuncu Şua’ın Dokuz Ali Makamı” gibi eserleri basılmış olmasına rağmen dağıttırmamak için elinden geleni yaptı.

Fetullah Gülen’in, 6 Nisan 2009 tarihinde Herkül sitesinden yaptığı ve Tahşiye grubunu “terörist” olarak lanse ettiği konuşmadan sonra kumpas süreci başladı. O konuşma hemen ertesi gün Hürriyet’in manşetinde “Hocaefendi ne demek istedi?” başlığıyla kamuoyuna mal edildi. Hemen 3 gün sonra Tek Türkiye dizisinin Karanlık Karar Kurulu’nda ise Tahşiye ve Rahle yayınları aynen Gülen’in konuşmasında olduğu gibi terör örgütü isimleri olarak hedefe koyuldu.

Gülen’in konuşmasından 9 ay 16 gün sonra 22 Ocak 2010’da Tahşiye Kumpası başladı.

Molla Muhammed Doğan ve 120’ye yakın talebesi gözaltına alındılar. Doğan, 17 ay hapis yattı. Daha sonra bunun bir FETÖ kumpası olduğu ortaya çıkınca FETÖcülere karşı kumpas davaları açıldı.

Ancak hikâye burada bitmiş değil.

Tahşiye Kumpası’na Molla Muhammed Doğan’ın yanından yani “içeriden” katılan “gayri memnunlar” yine boş durmadı.

17-25 Aralık 2013 kumpas operasyonları öncesine kadar Molla Muhammed’in yanında olan “gayri memnun”lardan bir grup tam da o süreçte “bayrak” açtı. Bu grubun liderliğini FETÖ’nün örgüt şemasında “2 Numara” olarak gösterilmesine rağmen kumpas sırasında tutuklanmayıp sadece 4 gün gözaltında tutulup salınan M.Y.D yapıyordu. O isim, son olarak Molla Muhammed Doğan’a dönük Ağustos 2026’daki suikast ihbarında da gündeme geldi. Bu grup üyelerinin, 17-25 Aralık öncesinde “Tahşiye’de yeni dalga operasyonlar gelecek” diyerek Molla Muhammed’in yanındaki isimlere sürekli korku pompaladığı da belirtiliyor. 17-25 Aralık kumpası FETÖ’nün beklentilerinin aksine Erdoğan’ın dirayetiyle püskürtülünce uzun süreli bir sessizlik yaşandı. Ancak bu arada firari FETÖcü Abdullah Bozkurt’ın yönetiminde İsveç’ten yayın yapan Nordic Monitor sitesi boş durmuyordu. Bu site ve Bozkurt, FETÖ’nün iftiralarını tekrar tekrar yayıyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da Tahşiye grubunun mağduriyetini giderdiği için “teröre destek veren siyasi lider” olarak lanse ediyordu.

Aynı dönemde Molla Muhammed’in yanından ayrılmış bir grup “gayri memnun” da sosyal medyadan hocaya dönük iftira kampanyası başlatıyordu.

Gülen’in kendisini bir suikastten kurtardığını anlatan M.N.T ise, 2021 yılında Molla Muhammed’i “organize suç örgütü” lideri olarak tanımlayarak savcılığa şikayette bulunuyor, “gerekli bilgi ve belgeler Tahşiye iddianemesinde bulunmaktadır” diyerek SKANDAL ŞEKİLDE FETÖ’nün kumpas iddianamesini delil olarak sunuyordu. Savcılık bu iddiayı ciddiye almasa da böylesine bir cür’et yani FETÖ’nün boşa çıkarılmış ve iftiralarla dolu kumpas iddianamesini sanki gerçek iddialar içeriyormuş gibi yıllar sonra dayanak olarak ileri sürebilmek büyük cesaret gerektiren bir şeydi.

Molla Muhammed’in yanında bulunan önemli bir “gayri memnun” grup bu kez 2023 yılında ortaya çıktı. Çünkü FETÖ’nün planına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14-28 Mayıs 2023 yılında yapılacak başkanlık seçimlerini kaybedecekti. Kaybettiğinde de hem Erdoğan hem de Molla Muhammed Doğan’a mahkeme yolu gözükecekti. Buna güvenerek bayrak açan bu gayri memnun grup da seçimlerden umulan sonuç alınamayınca hüsran içinde kaldı.

Molla Muhammed Doğan’ın yanına sızdırılan ekibin arkasında FETÖ’den ayrılan ve KÖZ adıyla anılan kendi örgütünü kurduğu belirtilen Kemalettin Özdemir’in bulunduğu ileri sürülüyor.

Kahin STV dizileri

Bayram özbek kimdir

Zaman muhabiri

Gayrı memnunlar

Yılmaz nuri, ziraat mühendisi köz’le birlikte.. adil öksüz’ün şifreli kitabı köz’e..

2013 yılmazlar, 17-25 zamanı

2023 abdülmennan 14-28 mayıs seçim zamanı

Sonra Malatyalı vaiz ve etrafına sızmış ekiplerin sırayla harekete geçmesi..

Şefkat tepe..

Hedef

New York’ta 5 Minare dizisindeki kötü imam karakteri de molla muhammed’i temsil ediyordu.

Bayram Özbek’in sitesindeki senaryosunda Mehmet Doğan ismi yine kötü adam olarak şuur altlarına algı için konulmuştu

Nordic monitör hedef gösteriyor. Erdoğan’ı da katıyor.

15 Temmuz gecesi tahşiye diyordu.

Köz, Tahşiye grubunun içine sızmış adamlarıyla o kumpasın içindeydi. KÖZ’ün güdümündeki “Mutlak Vekil” bazı abiler ve onların yancıları da o kumpasa dahil olmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir darbe ve ölümle tehdit ettiği için Diyanet’teki görevinden atılıp re’sen emekli edilen “Skandal İmam” Selahattin Yurtlu bu durumu ifşa etmişti. “Ahmet Aytimur abi, Fetullah Gülen’i aradı. O işi Aytimur abi yaptı” demişti.

Mesut Zeybek, Rüşdü Tafralı ve Abdülkadir Badıllı da o kumpas öncesinde FETÖ’nün istihbaratçı polis şeflerine moral destek verip gizlice görüşüyorlardı. Aynı şekilde Elazığ’da Muhammet Yılmaz Orakçıoğlu da FETÖcü polislerle buluşup, FETÖ lideri Gülen’in Molla Muhammed Doğan’ı hedef göstermesinin “hayırlı” olduğunu anlatıp, destek veriyorlardı.

Kaynak: SuperHaber

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.