FETÖ zombilerinin sığınakları Almanya, ABD, Avusturya, Belçika

Sevda Noyan

Sevda Noyan

Bizim ailenin FETÖ ile olan mücadelesi çok eskilere dayanıyor… Yoldaşım Munib Engin Noyan bu hainlerin büyük bir ustalıkla gizlemeyi başardıkları gerçek yüzlerini ve hedeflerini yıllar önce farkettiği günden beri dili döndüğü ve gücü yettiğince herkese bu örgütün ülkemiz ve müslümanlar için nasıl büyük bir tehlike arz ettiğini anlatmaya çalışmış bu yüzden de başına gelmedik kalmamıştır! Hakkında uydurulup sistematik olarak yaygınlaştırılan çirkin ve ağır iftiralar ve yalanlardan tutun da, "ekonomik abluka"lara kadar… Ah, bir de o "Sui zannda bulunuyorsun bu güzel insanlar hakkında! Günahtır!" diyen "kınayıcılar" var!

Neyse…

Yukarıdaki bu girişi yazma nedenim şu: sakın ola ki,15 Temmuz gecesi giriştikleri hain darbede kahraman milletimiz tarafından püskürtülen FETÖ zombilerinin davalarından vazgeçtikleri yanılgısına düşmeyin!

Yine uzun yıllar önce yoldaşımın bu hainlere "ZOMBİ" adını koymasının nedenlerinden biri de, bunların efendileri tarafından şartlandırıldıkları eylemlerden asla vazgeçmeyeceklerini çok iyi bilmesidir… Efendileri bu zombilerin, deyim yerindeyse, "şartlandırma düğmeleri"ne bastıkça tekrar tekrar canlanır ve harekete geçerler!

Yeni Sistem’e geçilmesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'nın sık sık tekrarladığı "Kurtuluş Savaşı"nın zafer sonuçlarını görmeye başladık…

Yurtdışına kaçan ve hepimizden çaldıkları paralarla hayatlarını sürdüren hain FETÖ zombileri tek tek derdest edilerek ülkemize getirilmeye başladılar…

Büyük ölçüde onlarla aynı efendilere hizmet ettikleri için bu hain zombileri koruması altına almış olan başta ABD ve AB ülkeleri bakalım bu süreçte ne şekilde bir yaklaşım içine girecekler… Güçlü bir Başkan karşısında yine eskisi gibi bu hainleri korumaya devam edecekler, edebilecekler mi?

AB ülkelerinin içinde bulunan özellikle Almanya'da, Belçika'da, Avusturya'da bu hain zombilerle her an karşılaşabilirsiniz…

Bukelamun gibi olan bu hainler, sürekli şekil ve kimlik değiştirerek, ortama uyum sağlayan farklı görünümlere bürünerek haince faliyetlerine devam ediyorlar!

Geçtiğimiz aylarda gittiğim Viyana'da bunlardan birine denk geldim...Türklerin yoğun olarak yaşadığı 10. Viyana'da hizmet veren bir "kafe-restoran"ı, değerinden çok daha fazla bir bedel ödeyerek satın almışlar ve işletmeyi genişleterek işi büyütmüşler… Esas tehlike ise bunların görüntü olarak tam bir FETÖ düşmanı ve Tayyip hayranı gibi görüntü sergilemeleri… Zaten bunların en iyi yaptığı şey, "takiye"yi sonuna kadar ve büyük bir başarıyla kullanmalarıdır…

Maalesef bunun gibi bir çok oluşumun haberlerini alıyoruz...

Ülkemizde, hain FETÖ zombilerinin önderliğine ve rehberliğinde, efendilerinden ve ustalarından öğrenip, onların talimatı doğrultsunda sürdürdükleri "at izi ile it izini birbirine karıştırma" operasyonları karşısında, özellikle de şu günlerde hepimizin çok dikkatli olması çok önemlidir!

Dün sosyal medyaya düşen şeytan suratlı hain Zombibaşı’nın son bildirisi biraz olsun içime ferahlık hissi verdi… Diyor ki Zombibaşı: "Aman dikkatli olun! Sizi her an derdest edip götürebilirler! İşte bu yüzden kendinizi daha iyi saklayın!"

Ne yapsanız boş ey hain FETÖ zombileri!

Başkan'ımızın deyimi ile "İNLERİNİZE ER GEÇ GİRİLECEK İNŞAALLAH!"

CeHePe VE "BUMERANG MUHARREM"İN MACERALARI

CeHePe’de hareketli günler başladı…

Bu süreçte benim en çok dikkatimi çeken, seçim öncesi batan amiral gemisinin taraflı yazarının gönüllü olarak sürdürdüğü danışmanlığının bitmiş olduğu…

Nasıl başladığını bilemediğimiz için, neden bittiğini de bilemiyoruz…

Son yazısında özetle: "CeHePe’den de, Kemal’den de, Muharrem’den de bir cacık olmaz!" demiş zatı şahaneleri!

Ha şunu bileydin be sayın gönüllü danışman!

Aslında olayın özeti tam da şu: bu meret "içilince şişede durduğu gibi durmuyor!"

Sonuç olarak CeHePe içindeki muhalifler bugün itibariyle Olağanüstü Kurultay için 440 cıvarında imza topladıklarını iddia ettiler…

Zaman bize "Bumerang Muharrem"in Kemal'e hangi hızla geri dönüp çarpacağını gösterecek!

Yine de, herşeye rağmen Kemal bey Deniz Baykal'a göre daha şanslı… (Bu arada Deniz Baykal'a da bir selam göndermeyi unutmayalım!)

En azından "Gel buraya Muharrem!" diyerek kendi çağırdığı kişi tarafından alıştıra alıştıra gönderilecek gibi görünüyor...Ya kaset operasyonu ile gönderilmiş olsaydı! Gerçi öyle bir durum olsa bile, korkarım, Kemal bey büyük bir ihtimalle o görüntüleri de büyük bir başarı hikayesine çevirirdi!

NOT: Adnan Oktar denilen kişi ve örgütüne yapılan operasyonlar sürüyor… Her gün korkunç gerçeklerle yüzyüze geliyoruz… Buradaki en acı gerçek ise gençlerin, üstelik iyi ve yüksek eğitimli gençlerin bu tuzaklara düşmüş olmaları… Bu rezilliklerin din kisvesi adı altında yapılıyor olmasının ve gençlerin bu tuzaklara düşmesinin en önemli nedeni, yine o gençlerin aileleridir… Eğer Allah’ın, yoldaşım Munib Engin Noyan’ın ifadesiyle, "Hakk ve Hakikat uyumlu" yarattığı fıtratımıza yerleştirmiş olduğu manevi duygularımızı, doğru kaynaktan gelen bilgi ile beslemezsek ve bu kaynağı yok sayarsak sonuçları korkunç olur! Bu tür oluşumlar maalesef dünyanın her yerinde gençlerin tazecik beyinlerini ve vücutlarını ele geçirmeye devam edecekler… Çocuklarımızın dünyevi hayatı için verdiğimiz mücadelenin sadece onda birini manevi hayatları için vermiş olsak, sonunda mutlaka kurtuluşa ermiş evlatlarımız olur...