FETÖ elebaşının eşcinselliği ve Gazeteci cinayeti! Sabetay Sevi’nin İzinde: Edirne, Kırklareli ve İzmir
Gazeteci Fazıl Duygun SuperHaber'e yazdı... Fazıl Duygun, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in geçmişte Kırklareli ve Edirne’deki temasları ile Gazeteci Haydar Meriç cinayetinin perde arkasına ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu.
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yükselişinde onu Edirne'deyken keşfeden Yaşar Tunagür'ün (1924-2006) payı çok büyüktür.
İstanbul'da hem şer'i eğitim alan hem de lise mezunu olan Tunagür (resimdeki şahıs) 1953'te sınavla Diyanet'te müftü oldu. 1956'da Diyanet tarafından Bağdat'a gönderildi, bu arada Mısır'a da gitti ve bu ülkeyi, burada İhvan Teşkilatı başta olmak üzere İslami hareketleri de inceledi, 1958'de Türkiye'ye geri döndü.

Yaşar Tunagür'ün 1950'li yıllardan itibaren MİT ile -1965'e kadar ismi MAH- irtibatlı, hatta burada görevli olduğu biliniyor. Bu tarihlerde devletin bu tarz kurumlarının ABD ile ilişki tarzı, Tunagür'ün dolaylı olarak ABD ile de ortak çalıştığı anlamına geliyordu.
1960 Darbesi'nin ardından Yaşar Tunagür'ün etkisi MAH tarafından Diyanet'in yeniden dizaynı, Süleymancıların tasfiyesi için artırıldı.
Darbenin akabinde Yaşar Tunagür Edirne müftüsü yapıldı ve burada genç imam Fethullah Gülen ile tanıştı. Fethullah Gülen'i projeleri için parlatmaya karar veren Tunagür bu tarihten itibaren Gülen ile bağını hiç koparmadı, onu MAH -devrin MİT'İ- ile tanıştırdı ve ABD'nin güdümündeki anti-Komünist, MAH'ı da etkisi altında tutan, daha sonra İtalya'daki örneğine atıfla Gladio olarak isimlendirilecek olan yapıya angaje etti
Fethullah Gülen'in asker dönüşü Erzurum'da bu yapının enstrümanı 'Komünizm ile Mücadele' derneğini tamamen bu yapının finansmanı ile açması bu bilgilerle tesadüf değildi.
O dönemde Türkiye'deki dindar kesimler maalesef Komünizm ve Sovyet korkusu nedeniyle ABD'ye sempati duyuyordu. Bazı muhafazakâr yayınlar ilerleyen dönemde ABD'nin Vietnam'da herkesin gözü önünde gerçekleştirdiği onca zulme rağmen Vietnam Savaşı'nda bile ABD'yi destekleyecekti.
Bu ilişkiler ağının şahidi bir başka olay doğruluğu kesin olan 1971'de Fetullah Gülen'in katıldığı ilginç bir yemektir. Bu yemekte ünlü Amerikancı iş adamı Vehbi Koç (1901-1996) , MİT'in o dönem başı olan ve Yaşar Tunagür'ün adeta amiri Fuat Doğu (1914-2004) ve Fetullah Gülen bulunmuş ve konuşmuştur. Elbette Gülen'i bu yemeğe katan Tunagür'dür. 30 yaşında basit bir Diyanet çalışanının o dönem ülkenin en büyük iş adamı ve MİT'inin başıyla oturması normal midir!?
Bu sebeple Fetullah Gülen'in bu gibi çalışmalarını hem kendi kendine, hem de yakın çevresine meşrulaştırması kolaydı,
Pakraduni Fetullah Gülen'in ana motivasyonu ve değer yargısı güçlüyle iyi olup güçlenmek üstüne kuruluydu.
1965'te Fetullah Gülen'in Kırklareli merkez vaizliğine atanmasını da o sırada devlet gücünü arkasına alıp Diyanet'te git gide güçlenen Yaşar Tunagür sağlamıştı.

Kırklareli’nde yaşanan FETÖ rezaletleri
Kırklareli deyince aslında çoğumuzun pek tarihini ve önemini bilmediği bir şehir gelir aklımıza. Geçmişte, Yahudilerin de aralarında bulunduğu çok milletli bu şehir, 1300!lü yıllarda, Sultan 1. Murad tarafından fethedilerek İslam topraklarına katılır. Sultan 1. Murad, aralarında “Mirza” isimli bir “Akıncı” nın da bulunduğu 40 Akıncıyı öncü olarak bu topraları fethe gönderir. Ordunun öncüsü olan bu 40 Akıncı, 40 koldan küffar Bizans’a saldırır ve şehid düşer, İşte şehrin adı da bu 40 Akıncıdan gelir, “Kırklareli” olur.
Kırklareli, tarih boyunca Yahudilerin de yaşayageldiği bir şehir olarak bilinir. Osmanlı, Sabetyacıları, Selanik’e sürdüğünde, buradakiler de sürülür. Daha sonra, Cumhuriyetle birlikte gerçekleşen mübadelede, Sabetaycı dönmelerin ilk geldikleri ve Anadolu’ya dağıldıkları 3 şehirden biridir. Diğerleri, İzmir ve Edirne’dir.

Sabetaycılık 3 kola ayrılır: Kapaniler, Karakaşiler ve Yakubiler. Sabetaycılığın Kapani ve Karakaşi kollarının yaşadığı bu şehirde, her iki cemaate mensup cami bulunmaktadır. Yalnız bu iki cami, olması gereken diğer Müslüman camilerinden farklıdır. Kıblesi bilinçli olarak Mekke’ye, yani Kâbe’ye bakmaz, cami mimarisinde masonik veya Yahudi timsallerine rastlanır. Misal, Kapani İbrahim Karaca camii içerisindeki su kuyusu üzerindeki semboller, Fransız İhtilâlinin “kardeşlik” sembollerine benzetilir. Dediğimiz gibi, Cumhuriyetle birlikte Türkiye’deki Batıcı yönetime yön veren Sabetaycıların önemli merkezlerinden biri olmuştur Kırklareli.
İşte! bugün yaşadığımız melanetin tohumunun atıldığı yer de burasıdır. 1500 Yıllık İslâm tarihindeki en büyük ihanet şebekesinin tohumu buradaki Kapaniler Camisinde atılmıştır.
1965 yılında, Kapaniler Camisinde merkez vaizi olarak gönderilen genç Fetullah Gülen’le başlar hikâye. 1970’li yılların Mason Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Yaşar Tungür’le, Fetullah Gülen’in yolu burada kesişir. 0 yıllar, 163. Maddeden dolayı Müslümanların canlarının yakıldığı yıllardır ve Yaşar Tunagür, FETÖ’nün mimarlarından biridir. Kırklareli’nde genç Fetullah Gülen’le ilgilenmeye başlar. Dönemin Sıkıyönetim raporlarında da belirtildiği gibi,1966 yılında burada ve Edirne’de imam ve vaiz olarak çalışan Gülen, bir anda İzmir’e tayin edilir.
Fetullah Gülen'in Kırklareli'nde imamlık ve vaizlik yaparken cemaatine rezil olacağı bir eşcinsel ilişki skandalına karıştığı biliniyor.
Kırklareli'nde o dönemi yaşayanların anlattığına göre Fethullah Gülen caminin tuvaletinde tuvaletçiyle, erkek tuvaletçinin aktif eşcinsel, Gülen'inse pasif olduğu bir cinsel ilişki yaşarken yakalandı. Bu ilişki tek seferlik bir şey değildi, süren bir ilişkiydi, cemaatten bundan şüphelenen birinin bu işin peşine düşmesiyle ifşa olmuştu.
Videoda konuşan şahıs Kırklareli'nde o dönem yaşayan, bu olayı hatırlayanlardan.
Fetullah Gülen erkek çocuklarını taciz etmekteydi. Tuvaletçi Gülen'i bunu şikayetle tehdit edince Gülen onu susturabilmek için ona da eşcinsel ilişki teklif etmiş, bu kısım bu olayın ifşa olmasının ardından tuvaletçi tarafından açıklanmıştı
Kırklareli'ndeki cami cemaati Fetullah Gülen'i bu ilişki sebebiyle şikâyet etmiş, arkasında namaz kılmamaya başlamıştı.

FETÖ’nün Gazeteci Haydar Meriç’i öldürmesi
“Gazeteci Haydar Meriç'in FETÖ elebaşı Gülen hakkında eşcinsel olduğuna dair kitap yazacağı duyulmasının ardından, dönemin İstihbarat Şube Müdürü İbrahim Şimşek'in hummalı bir çalışma başlatmış olduğunu fark ettim ancak çalışmalar mümkün olduğunca benden uzak tutuluyordu. Zaman içerisinde öğrendim ki Şimşek'in talimatlarıyla maktul Meriç, DHKP-C ile ilişkilendirilmiş ve teknik takibi için rapor yazılmış. 14 Nisan 2011 tarihinde İstanbul özel yetkili mahkemelerinden alınan hkim kararı ile Meriç'e teknik ve fiziki takip başlatmışlar.''
Yukarıdaki ifadeler, haydar Meriç’i ölümüyle ilgili sorgulanan FETÖ iltisaklı bir gazeteciye aittir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Kırklareli'nde yaşayan gazeteci Haydar Meriç'in ölümünün aydınlanması için düğmeye bastı. Meriç'in ölümüne ilişkin 41 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkartılmıştı. Gözaltına alınan isimler arasında Meriç'in öldürülmesiyle ilgili dönemin paralel yapının operasyonel haberlerine imza atan Taraf gazetesinin bir muhabiri de yer aldı. Ş.G. isimli dönemin Taraf gazetesi muhabiri Meriç'in ölümünden sonra 22 Ağustos 2011'de "Meriç'in sırrı definede mi" başlıklı bir habere imza attı. Haberde Meriç'in hastalık derecesinde define avcısı olduğuyla ilgili algı çalışması yürütüldüğü belirlendi. Haberde ayrıca Meriç'in sert siyasi yazılar yazdığı, Trakya üzerinde derin güçlerin oyunlar oynadığına yönelik haberler hazırladığı ancak asıl tutkusunun define arayıcılığı olduğu ifade edildi. Savcılık, gözaltına alınan Taraf'ın Ş.G. isimli muhabirinin cinayeti karartma amacıyla haberde Meriç'in define avcısı olduğuna dikkat çektiği, bu hareketin cinayetteki FETÖ izini örtbas etmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirdi.
Yeni Akit Gazetesi'nin merhum genel yayın koordinatörü Hasan Karakaya 7 Mayıs 2014 günkü yazısında Fetullah Gülen'in akıl hocasının bir 'homo' olduğunu yazmıştı.
Karakaya da "Fetullah Gülen'in akıl hocası olan ABD'li FBI ajanının “homo” olması da ilginç değil mi?" diye sormuştu.
Rahmetlinin kafasında da şüpheler vardı demek ki.
Karakaya bu gerçeği Ertuğrul Özkök'ün 18 Kasım 2011 tarihli yazısına dayandırmıştı.
Özkök'e göre, John Edgar Hoover bir eşcinseldi.
Bunlar tesadüf mü?
FETÖ elebaş işadamları, siyasetçi ve bürokratların yatak odalarını pisliği ortaya çıkana kadar hep röntgenledi.
Kardeşi ve yeğenleri de sapık çıktı.
Yaşı küçük engelli bir kıza tecavüz ettiler.
Ve akıl hocası da bir gay.
Cinayete kurban giden gazeteci ne diyor?
Tuvaletçiyle ahlaksız ilişkisi varmış.
Sahi bütün bunlar tesadüf mü?
Ya FETÖ'nün LGBT'ye desteği?
FETÖ’cülerin medya kanallarında yetiştirdiği ve popülerleştirdiği ve Ergenekon Operasyonlarını düzenlenmesine temel teşkil edecek olan Sabetaycı Tuncay Güney de, daha sonra şunları söylemişti: “Cemaat (FETÖ) benim için eşcinsel diyor. Eşcinsel olduysam, Cemaat(FEÖ) içinde oldum!”
O dönem FETÖ yurtlarında kalan ve ferasetini koruyabilen bazı gençler bize, yurtlarda şahit oldukları “pedofili ve oğlancılık” sapkınlıklarını anlatırdı. Tabi, Müslüman görünen bir yapının, aslında bir sapkınlık yatağı olduğunu anlatmak kolay bir iş değildi. Hafazanallah, İslamcılar ve Muhafazakârlar tarafından “İslam düşmanı”, ajan v.s. diye kodlanma korkusu vardı. Kolay mıydı öyle, Fetullah Efendi(!)nin güzide talebelerine laf söylemek?! 17-25 sonrası hepimiz gördük, nasıl bir “LGBT merkezi” olduğunu.
Bugün FETÖ’cülerin AB ve ABD’deki eşcinsel eylemlere olan desteğine, biraz da buradan bakmak lâzım. Çünkü örgüt, tam bir eşcinsel yatağı ve birbirinin yatak odasını, tuvaletini dahi, gizlice kayda alma ve şantaj yapma örgütü.
İzmir’e, Örgütün Kozasına gidiş
Kırklareli’nde yaşanan ve halkın tepki gösterdiği bu sapkın eşcinsel iişkiden dolayı tepki göre FETÖ elebaşını kurtarmak için, hâmisi olan Yaşar Tunagür duruma el attı, Mart 1966'de Gülen'i Kırklareli'nden alıp, yine Sabetaycılığın önemli merkezlerinden biri olan İzmir'e vaiz ve Kestanepazarı Kuran Kursu'na yönetici olarak atadı, iddialara göre Gülen'i bir daha böyle bir hata -eşcinsel ilişki- yapmaması, bir daha kendisini kurtaramayabileceği konusunda sert bir şekilde uyardı.
Fetullah Gülen'in örgütünü kurmaya başladığı dönem böylece başlamış oldu. FETÖ elebaşı, hareketini kurarken ve büyütürken hep, Sabetay Sevi’yi takip etmiş ve ay o şekilde gitmesi tavsiye edilmiştir.
Yorumlar (8)