Fazıl Duygun yazdı... Nurcu çevrelerin önündeki iki seçenek: Ya FETÖ fikirleri ya da kurtuluş
FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası tasfiye edilen yapılanmaları, farklı isimler ve maskeler altında faaliyet göstermeye devam mı ediyor? Nurculuk camiası içerisine sızdığı iddia edilen "Paralel Nurculuk" ağındaki isimler ve uluslararası bağlantılar dikkat çekiyor.
FETÖ ve bazı paralel Nurculuk yapılanmaları arasındaki ilişkiler artık görmezden gelinemeyecek kadar açıktır.
Colin Turner, Thomas Michel ve Dale F. Eickelman gibi Fetullah Gülen’i ve örgütün faaliyetlerini uluslararası alanda savunan isimlerin, “Risale-i Nur’u tanıtma” görüntüsü altında bazı Nurcu çevrelerde güvenilir kaynak ve referans olarak sunulması tesadüf değildir.
“Okuyucu”, “Meşveret” ve “İttihad” adı altında faaliyet gösteren çevrelerde; Ali Kemal Pekkendir gibi isimlerin Abdullah Aymaz ve Muhammet Çetin gibi FETÖ mensuplarıyla ilişkileri, Colin Turner’a yönelik savunmaları ve bu kişileri Nurcular içinde meşrulaştırma çabaları kamuoyuna yansıyan açıklamalarda görülmektedir.
Eski milletvekili Said Yüce’nin başında bulunduğu İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nda Colin Turner’ın çalışmaları, kitapları ve faaliyetlerinin; Kazım Güleçyüz ve Yeni Asya çevresiyle ortak isimler ve benzer söylemler üzerinden sürdürülmek istendiği görülmektedir.
Cizvit kökenli Thomas Michel’in, Fetullah Gülen’i dünya kamuoyunda savunan en önemli isimlerden biri olduğu bilinmektedir. Buna rağmen Thomas Michel’in, İstanbul Süleymaniye’de bulunan Suffa Vakfı, Feyyaz Bilişim ve İstanbul Bahçelievler’de faaliyet gösteren Hidayet Mektebi çevresinde güvenilir bir kaynak olarak sunulması dikkat çekicidir.
Metin Duymaz’ın açıklamalarında Thomas Michel’e referans verilmesi; Mehmet Kırkıncı, Cemil Tokpınar, Halit Ertuğrul ve Hekimoğlu İsmail gibi Fetullah Gülen’le yakınlığı, desteği veya övgüleri kamuoyuna yansımış isimlerin tavsiye edilmesi, paralel Nurculuk ağının hangi isimler üzerinden şekillendiğini göstermektedir.
Mehmet Kırkıncı’nın Şener Dilek ile birlikte Fetullah Gülen’in dinlerarası diyalog faaliyetlerini destekleyen açıklamaları, Cemil Tokpınar’ın Gülen adına yürüttüğü faaliyetler ve Almanya’ya firarı, Halit Ertuğrul’un Küre TV programlarına katılması ve kitaplarında Gülen’i övmesi, Hekimoğlu İsmail’in Fetullah Gülen’i “müceddit” olarak gördüğünü açıklaması unutulmuş değildir.
Metin Duymaz’ın ilişkileri takip edildiğinde Mustafa Karaman ismiyle de karşılaşılmaktadır. Mustafa Karaman, FETÖ’nün Ufuk Yayınları üzerinden Risale-i Nurların sadeleştirilmesi ve tahrif edilmesi sürecinde Fetullah Gülen ve ekibini “işin ehli ve yetkin” olarak savunmuş, sadeleştirmeye karşı çıkan Nurcuları ise farklı hesaplar peşinde olmakla suçlamıştır.
Bu açıklamalarına yönelik yoğun tepkilere rağmen kamuoyundan açık bir özür dilememesi, meseleye nasıl yaklaştığını göstermektedir.
Metin Duymaz’ın Mehmet Nuri Güleç, “Çantacı Necmi” olarak bilinen Necmi İlgen, Suffa Vakfı ve diğer Nurcu yapılanmalarla ilişkileri de ayrıca incelenmelidir.
Dale F. Eickelman da bu ilişkinin önemli isimlerinden biridir. Amerikalı antropolog Dale F. Eickelman’ın Fetullah Gülen ve yapılanmasını öven çok sayıda röportajı, açıklaması ve çalışması bulunmaktadır. Buna rağmen 2022’den sonra Sorularla Risale sitesinde Nurculara referans olarak gösterilmesi, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı yayınlarında 2025 yılında yazılarının okunması ve incelenmesi için sunulması sıradan bir tercih değildir.
Ortaya çıkan tablo şudur:
FETÖ, yalnızca doğrudan örgüt yapılarıyla değil; Nurculuk, Risale-i Nur hizmeti, dinlerarası diyalog, akademik çalışma, kültür faaliyeti ve “birlik beraberlik” söylemleri üzerinden de kendisine yeni meşruiyet alanları oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu nedenle mesele yalnızca birkaç kişinin şahsi tercihi değildir. Bu yapıların topladığı bağışlar, yurt içi ve yurt dışındaki para trafiği, kurban organizasyonları, vakıf ve dernek faaliyetleri devletin ilgili kurumları tarafından ayrıntılı şekilde incelenmelidir.
Maddi kaynaklar denetlenmeli, şeffaf olmayan para akışları araştırılmalı ve FETÖ ile bağlantısı bulunduğu ileri sürülen kişi ve yapılanmalar hakkında gerekli hukuki süreçler işletilmelidir.
15 Temmuz’da yüzlerce vatan evladı şehit, binlercesi gazi oldu. Buna rağmen Colin Turner, Thomas Michel ve Dale F. Eickelman gibi Fetullah Gülen’i ve misyonunu savunan isimlerin hâlâ bazı Nurcu çevrelerde kaynak ve referans olarak sunulması kabul edilemez.
Nurcu çevreler artık açık bir tercih yapmak zorundadır:
Ya Fetullah Gülen’i savunan, FETÖ’nün uluslararası propagandasına hizmet eden isimlerle yollarını ayıracaklar ya da “Risale-i Nur hizmeti” görüntüsü altında devam eden bu paralel yapılanmaların sorumluluğunu taşıyacaklardır.
Bediüzzaman’ın sorgulamayı, araştırmayı ve hakikatin peşinden gitmeyi öğütleyen yaklaşımı ortadadır. Hiç kimse “abi”, “vakıf”, “cemaat” veya “hizmet” adı altında sorgulanamaz ve dokunulamaz değildir.
FETÖ ve paralel Nurculuk yapılanmalarıyla gerçek anlamda mücadele etmek isteyen herkes, önce bu ilişkileri açıkça sorgulamalı; devletin ilgili makamlarına bilgi ve belgeleri ulaştırmalıdır.
Herkesin önünde tercihler duruyor...
Yorumlar (4)