Eski istihbaratçı Bülent Orakoğlu savcıları göreve çağırdı!
Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı ve Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, Altın Kelebek'te yaşanan "Diriliş Ertuğrul" skandalı hakkında çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
Geçtiğimiz günlerde Vatan gazetesi ile yollarını ayıran Reha Muhtar'ın, Aydın Doğan hakkındaki yazısını işaret eden Orakoğlu, savcıları göreve çağırdı.
Reha Muhtar, Aydın Doğan'ın etrafında NATO/Gladyo etki alanı oluşturan kişiler olduğunu belirterek, bu organizasyonun başını rahmetli Mehmet Ali Birand'in eşi Cemre Birand'ın çektiğini ima etmişti.
Bülent Orakoğlu da bugünkü yazısında, Reha Muhtar'ın bu iddialarının ciddi şekilde soruşturulmasının doğru olacağı görüşünü paylaştı.
İşte o yazı;
* Diriliş Ertuğrul dizisi neden hedef alındı?
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen TRT World'un tanıtım gecesine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ''Diriliş Ertuğrul'' dizisi sanatçılarına Kelebek ödül töreninde gösterilen saygısızlığa verdiği tepki ve konuşması damgasını vurmuştu. ''Diriliş Ertuğrul'' dizisi sanatçıları konuşma sırasında hep birlikte ayağa kalkarak, Cumhurbaşkanı'na diziye sahip çıkması nedeniyle alkışlarla sevgi gösterisinde bulunurken, kongre merkezine katılan davetlilerde onları büyük bir heyecan ve coşkuyla alkışlıyorlardı.
Geçen hafta içinde gerçekleştirilen Altın Kelebek Ödülleri'nde bu yıl ''Diriliş Ertuğrul'' krizi yaşandı. Yılın dizisi ödülü alan Diriliş Ertuğrul'un yapımcılarına ödül töreninde söz verilmeyerek büyük bir skandal ve rezalete imza atıldı. Saygısızlık bununla da sınırlı kalmadı. Gecenin sunucusu Okan Bayülgen, sahnede Diriliş Ertuğrul dizisi ile dalga geçerek diziyi izleyen seyircileri milli iradeyi aşağılayan bir tavırla sözde özür dilemişti. Bu davranış sonrasında dizi oyuncularından Cavit Çetin Güner, sosyal medya hesabı Instagram'dan yaşananlara, ödül fotoğrafını paylaşarak şu sözlerle tepki göstermişti. ''Sadece kendi gününün değil, ayın en çok izlenen dizisine mecburen ödül verdiler. Mecburen diyorum çünkü cayır cayır en iyi oyuncu, en iyi yapım, en iyi yönetim de bizim hakkımız ama onlardan değiliz ya bugüne kadar vermediler bugün de yarım ağız verdiler ve mikrofon bile uzatmadan kulisin yolunu gösterdiler. Hak ettiğimiz bu ödülün değeri fotoğrafta! Pabucum daha değerli şu an" Dizinin program yapımcısı ve senaristi Mehmet Bozdağ ise haklı olarak alınan ödülü kuliste geri iade ettiğini açıklamıştı.
Vatan Gazetesi yazarı Reha Muhtar'ın züppe olarak nitelendirdiği 21. yüzyıl soytarısı Okan Bayülken ise Hürriyet köşe yazarı Cengiz Semercioğlu kanalıyla yaşananlardan dolayı kırdığı kişilerden özür dilerken bir kastı olmadığını ifade ederek, bu benim esprili tutumum, konuşma tarzım. Bundan dolayı da kimse alınmaz demişti. Semercioğlu ise Altın Kelebek'te Diriliş ekibiyle birlikte yaşadığımız, talihsiz bir canlı yayın kazasından başka bir şey değildi. Bu kazayı başka yere çekmeye çalışanlar, bunun üzerinden siyaset yapmaya kalkanlar oldu elbette. Alt tarafı bir ödül töreni arkadaşlar bu, buradan toplumsal meseleler, gizli ajandalar, komplo teorileri çıkarmanıza inanın gerek yok.
Şeklindeki görüşlerini köşe yazısına taşımıştı. Cengiz Semercioğlu'nu tanımayanlar veya unutanlar için hatırlatırsak, 9'ncu ayda Sinan Çetin'in oğlu Rüzgar Çetin'in bir polis aracı ile karşılıklı yaptıkları kazada bir polis memurunun şehit olmasına neden olduğu için Rüzgar Çetin'in tutuklanmasına karşı çıkmıştı. Semercioğluna göre sırf Sinan Çetin'in oğlu olduğu için tutuklama yapılmıştı. Köşe yazısında hızını alamayan Semercioğlu polis memurunun kemer takmamasının kendisinin ve amirlerinin suçu olduğunu kemer takmayan polislerin meslekten men edilmelerine kadar işi götürmüştü. Ancak Rüzgar Çetin'in olay anında alkollü olduğunu geçmişte defalarca alkollü araç kullanmaktan emniyet kemeri takmamak ve alkolden ehliyeti alındığı bir süreçte araç kullanmaktan hakkında işlem yapıldığına nedense köşe yazısında yer vermemişti.
Hürriyet Gazetesi yazarlarından Ertuğrul Özkök te Altın Kelebek ödül töreninde yaşananlar için:
Herkes emin olsun ki hiçbir kasıt yoktu. Ayrıca ödül verilen başarılı bir diziyi yapan insanlara konuşma hakkı verilmemesinin hiçbir mantığı da yoktu. Ne yazık ki, mani olamadığımız, hepimizi üzen bir olay oldu, şeklindeki köşe yazısını, TRT World tanıtım gecesiyle ilgili olarak çeşitli tenkitlerden sonra şu satırlarla bitirmişti: ''Başkent gazeteci nesli tamamen değişmiş. Salondakilerin çok azını tanıyabildim. Medya kısmındakilerin çok büyük bölümünün Cumhurbaşkanı'nı gazeteciliğin dışına taşan bir coşkuyla alkışladıkları görünüyordu.''
Görüyor musunuz? 28 Şubat'ın tescilli sivil darbecisi daha adalete hesap vermeden, Diriliş Ertuğrul dizisi üzerinden geçmiş ecdadımıza sahip çıkan, Cumhurbaşkanımızı ayağa kalkarak yürekten alkışlayan gazetecilere etik dersi veriyor. Oysa 15 Temmuz Kalkışması gecesinde, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın akıbetinin merak edildiği en kritik saatlerde CNN temsilcisi Hande Fırat, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı FaceTime üzerinden canlı yayına bağlayarak darbenin kırılmasında önemli rol oynamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan CNN'e görevinin başında olduğunu milletin darbecilere karşı meydanlara inilmesi talimatı ile Türkiye genelinde milyonlar alanlara inerek darbecilere ölümüne karşı koymuşlardı. Kalkışmanın kırılmasının en önemli ayaklarından biri sayabileceğimiz bu açıklama ve meydanlara davet Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın darbecilere karşı koyabilecek tek gücün o anda millet olduğuna vurgu yapması kalkışmanın biteceğinin en önemli işaretiydi.
Rusya Devlet Başkanı Putin de Erdoğan'ı televizyonda gördüğünde darbenin başarısız olacağını anladığını belirtmişti. FETÖ'cü darbelere karşı Türkiye'de yeniden birlik ve beraberliğimizin sembolü 'Yeni Kapı ruhu' perçinlenmeye çalışılırken Diriliş Ertuğrul dizisi üzerinden CHP gibi Doğan medyası da mı fabrika ayarlarına dönmüştü? Bu sorular ve cevapları şüphesiz Aydın Doğan ve Medyası için hayati bir duruma işaret ediyor.
Vatan Gazetesi yazarı Reha Muhtar'ın köşe yazısındaki iddialarının ne kadar gerçek olduğu bilinmez ama araştırılması elzem görünüyor. Muhtar özetle ''Aydın Doğan'ın bir iş adamı olarak bugüne kadar iktidarlarla kurmaya çalıştığı “hassas ilişkileri", “bozacak", “misyoner" derin etki ajanları vardı çevresinde... Aydın Doğan; bu çevreleri kendi çıkarı için kullanır, ya da kullandığını zannederdi... Genelde ilişki, onların Aydın Doğan'ı kullanması şeklinde cereyan ederdi...... Bu çevrelerin başında, Donald Trump'ın; “Amerika'nın 6 trilyon dolarını yediler" dediği, kontrgerilla yöntemlerini kullanan Gladyo örgütü çevresi vardı.''
Haydi hayırlısı, temennimiz bu iddiaların yetkili savcılarca ciddi bir şekilde araştırılmasıdır.
Yeni Türkiye ve 2023 ideallerini motive ederek, Avrupa'nın daha o dönemde kurduğu ittifaklar ve kışkırtma entrikalarıyla ortam yaratıp Müslümanları birbirine kırdırma taktik ve stratejilerini gözler önüne seren, günümüzün yaşanmışlıklarıyla da bağlantı kuran, Diriliş Ertuğrul dizisinin kimler tarafından ve neden hedef alındığı ortaya çıkarılır?
Reha Muhtar ne yazmıştı? İşte Aydın Doğan'ın etrafındaki 'NATO Gladyosu'nun derin kodları