Erdoğan'dan fon soruşturmasıyla ilgili ilk açıklama! İşte verdiği talimat
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sürece dair yaptığı açıklamada, sorunun finansal sistem için bir risk oluşturmadığını belirterek, "Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Türkevi’nde gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Kamuoyunda fon krizi olarak bilinen ve 455 bin yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren sürece dair değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, yargı sürecinin kararlılıkla işlediğini vurguladı.
Yaşanan durumun finansal sisteme bir tehdit oluşturmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur." dedi.
"SORUMLULARDAN HESAP SORULACAK"
İlgili kurumların ve yargının meselenin üzerine kararlılıkla gittiğini anlatan Erdoğan, süreç kapsamında bazı gözaltı ve tutuklamaların gerçekleştiğini açıkladı. Erdoğan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur."
YENİ TEDBİRLER ALINACAK
Sürecin sermaye piyasalarının yapısı gereği şeffaf ve hassas yürütülmesinin önemine dikkat çeken Erdoğan, bu yönde talimat verdiğini belirtti. Benzer sorunların tekrar yaşanmaması adına gerekli adımların atılacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız." diyerek sözlerini tamamladı.

"BEŞ MADDEDE DAHA ADİL BİR SİSTEME İHTİYACIN ALTINI ÇİZDİK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şu şekilde:
“Değerli basın mensupları, kıymetli arkadaşlarım; sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla selamlıyorum. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a yaptığım ziyaretin sonuna gelmiş bulunuyoruz.
130’dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edildiği Genel Kurul etkinlikleri, bu yıl "Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek" temasıyla gerçekleşiyor.
Görüşmelerin ikinci gününde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap ettim. Hitabımızda ülkemizin çok taraflılığa olan desteğini vurgularken, coğrafyamızda yaşanan gelişmelerle ilgili görüşlerimizi paylaştık. Beş maddede daha kapsayıcı, daha adil ve etkili bir küresel sisteme duyulan ihtiyacın altını çizdik.”
ANTALYA'DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK COP31 ZİRVESİ
“Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü bir kez daha insanlığın gündemine taşıdık. Maruz kaldığımız tehditlerle mücadelede bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımımızı anlattım. Aynı gün Amerika ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini bir araya getiren toplantıya Sayın Trump’ın daveti üzerine iştirak ettim.
Bu toplantıda da Orta Doğu’ya güvenlik ve istikrarın getirilmesi noktasında görüş ve önerilerimizi ifade ettik. Bu yılki Genel Kurul görüşmelerinde iklim eylemi ve adil geçiş konusunun da öne çıktığını görüyoruz. Malumunuz, Türkiye olarak İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağız.
Dünyanın dört bir yanından 100 bin katılımcıyı Antalya’da misafir edeceğiz. Genel Kurul konuşmamızda, eşim Emine Erdoğan’ın girişimleriyle başlattığımız Sıfır Atık Hareketi ile özellikle gıda israfının önlenmesi alanlarında ülkemizin yürüttüğü kapsamlı projeleri de paylaştım.”
BM'DE GERÇEKLEŞMESİNİ BEKLEDİĞİ REFORM
“Her şeyden önce bugün 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler’den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi, ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı kalabilmesi, insanlığa vaadini yerine getirebilmesi mümkün değildir.
Mesele sadece Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olması değil, mesele Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın, İslam dünyasının, Avrupa’nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir. Bunun için diyoruz ki; veto mekanizması kaldırısın; sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım.
Genel Kurul’u güçlü, kuvvetli ve etkin kılalım. Kurulacak yeni yapıda, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu, daha adil bir sistem olmalıdır. Dünyanın sorunlarına 5 üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın. Çünkü dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var.”
İLK KONUŞMADAN SON KONUŞMAYA GELİNEN NOKTA
“Bu yolculuk dimdik bir duruştan ibarettir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne ilk çıktığımızda ne söylüyor, nerede duruyorsak, bugün de hamdolsun aynı yerdeyiz. Suriye’de, Irak’ta, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda, Afrika’da, Myanmar’da ve son olarak Gazze’de yaşananlar benim dile getirdiğim gerçeği tekrar tekrar gösterdi. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın temelleri o yıllarda atıldı.
Bölgemizdeki birçok mesele o günlerde atılan yanlış adımlarla büyüdü, kıvılcımlar adeta yangına döndü. O günlerde söylediklerimize dünya kulak kabartsa ve tedbir alınsaydı, bunca can kaybedilmeyecekti. Birleşmiş Milletler reformu o yıllarda yapılmış olsaydı, bugün bölgemizde ve dünyadaki çatışmaların ve savaşların önlenmesi işten bile değildi.
Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’ın üst üste iki yıl Birleşmiş Milletler’de bulunamaması bile başlı başına uluslararası sistemdeki adaletsizliğin ne kadar derinleştiğini gösteren bir tablodur. Bizim meselemiz hiçbir ülkeye karşı olmak değildir. Bizim meselemiz adaletsizliğe karşı olmaktır. Kendi adımıza mutluyuz ki o günlerden bu günlere hep tarihin doğru tarafında durduk, milletimizi utandıracak bir tek adım bile atmadık. Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir.”
HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN DÜNYA İÇİN ÖNEMİ
“Hürmüz’deki tablo bu meselenin artık sadece İran ile Amerika arasındaki bir mesele olmadığını gösteriyor. Biz bu konudaki tavrımızı en net şekilde ortaya koyduk. Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır.
Çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim, sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa’yı, Asya’yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor. Son dönemde ticari gemi trafiğinin dramatik biçimde azalması, meselenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Orası küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret için hayati önemdedir.
Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinin anahtarı olarak Hürmüz açılmalıdır. Biz bir an evvel müzakere zeminine dönülmesinin gerektiğini bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır.”
Yorumlar