ABD küresel yatırımcılar için güvenli liman olma özelliğini kaybediyor!
ABD'nin yüksek kamu borcu, ticaret politikaları ve finansal yaptırımları, dolar merkezli küresel finans sisteminin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Dolar hâlâ küresel rezerv para konumunu korurken, bazı merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmesi ve alternatif ödeme altyapılarına yönelik çalışmalar, finans sisteminde daha çok merkezli bir yapıya ilişkin arayışların sürdüğünü gösteriyor.
Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde yaklaşık iki yıl geride kalırken, küresel ekonomide ABD'ye olan bağımlılığı azaltmaya yönelik arayışlar dikkat çekiyor. Yaklaşık 40 trilyon dolara yaklaşan kamu borcu, ticaret gerilimleri ve yaptırımların dış politikada daha yoğun kullanılması, ABD'nin küresel sermaye açısından güvenli liman niteliğine ilişkin tartışmaları artırıyor.

KÜRESEL YATIRIMCILARIN İLGİSİ AZALIYOR
Buna karşın ABD finans piyasaları küresel yatırımcıların ilgisini kaybetmiş değil. Özellikle yapay zeka yatırımları ve ABD şirketlerinin güçlü performansı sermaye akışlarını desteklemeye devam ediyor. Bu nedenle mevcut tablo, doların küresel sistemdeki rolünün sona ermesinden çok, ülkelerin rezerv ve ödeme sistemlerinde çeşitlendirme arayışlarının güçlenmesi şeklinde değerlendiriliyor. ABD'nin mali görünümüne ilişkin endişelerin en önemli yansımalarından biri Hazine tahvili piyasasında görülüyor. 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi eylül ayında yüzde 5 seviyesinin üzerine çıktı. Reuters'a göre getiri, artan kamu borcu, yüksek enflasyon beklentileri ve ABD'nin mali görünümüne yönelik kaygıların etkisiyle 2007'den bu yana görülen yüksek seviyelere ulaştı.Yüksek tahvil getirileri, ABD hükümetinin borçlanma maliyetini artırırken ekonomideki diğer kredi faizleri üzerinde de baskı oluşturuyor.

KÜRESEL REZEVLERDE DOLARIN PAYI AZALIYOR
Doların küresel rezervlerdeki ağırlığı uzun vadede gerilemiş olsa da para biriminin hakimiyeti devam ediyor. IMF'nin son COFER verilerine göre doların küresel resmi döviz rezervlerindeki payı 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 57,13 oldu. Bu oran 2025'in son çeyreğindeki yüzde 56,42 seviyesinin üzerinde bulunuyor. Dolayısıyla kısa vadeli veriler, doların rezervlerdeki payında kesintisiz bir düşüş olmadığını ortaya koyuyor. Forbes Türkiye'de yer alan habere göre bununla birlikte doların uluslararası sistemdeki payının uzun vadede çeşitlenmeye konu olduğu görülüyor. Euro, yuan ve diğer para birimlerinin yanı sıra altın da merkez bankalarının rezerv stratejilerinde daha fazla öne çıkıyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil geri alım programı ise piyasadaki likiditeyi ve talebi desteklemeyi amaçlıyor. Ancak getirilerdeki yükseliş, yatırımcıların ABD'nin uzun vadeli mali görünümüne ilişkin beklentilerinin yakından izlendiğini gösteriyor. Washington'ın dolar üzerinden uyguladığı finansal yaptırımlar, bazı ülkelerin ABD merkezli finansal altyapıya olan bağımlılıklarını azaltmaya yönelik çalışmalarını hızlandırıyor. Euro ve Çin yuanının kısa vadede doların yerini alabilecek ölçekte bir alternatif oluşturması beklenmezken, finansal teknolojiler farklı ödeme kanallarının geliştirilmesine imkan sağlıyor. Merkez bankası dijital para birimleri, stablecoin'ler ve diğer dijital ödeme teknolojileri bu alandaki başlıca araçlar arasında yer alıyor.
Kaynak: Ekonomim.com
Yorumlar