Devletin ihanet karşısındaki kadim tavrı
SuperHaber yazarı Nermin Taylan yazdı
Hak isteyene hakkını verin
Baş kaldıranın başını kesin..
“SULTAN II. ABDÜLHAMİD”
Kadimden töreydi Osmanlı’da “Hak isteyene hakkını vermek, baş kaldıranın
başını kesmek”… yedi bin yıllık devlet kültürüne sahip olan şanlı Türk milleti, hakim
olduğu topraklar üzerinde daim barışı sağlamaya hak, adalet ve hürriyeti muhafaza
etmeye çalışmıştır. Hükmettiği milletleri din, dil, ırk, nesep, renk farketmeksizin
sinesinde barındırmış, şefkat ve hoşgörüyü adeta dünyaya öğreten millet olmuştur.
Hun olmuş, Avar olmuş, Uygur olmuş, Karahanlı olmuş, Selçuklu olmuş ve
nihayetinde Osmanlı olmuş. Dem olmuş devletler kurulmuş, dem olmuş devletler
yıkılmış. Ve bu devletler var oldukları her dönemde hainler çıkmış; çevre devletlere
kanıp, güce paraya aldanarak –var olduğu- devleti yıkmaya çalışan. Yani ekmek yediği
çanağa pisleyip, yeni çanak bulacağını sanan. Türlü fitne fücur ile halkı isyana sevkedip,
nizamı alemi bozmaya cüret eden.
Gerek Osmanlı öncesi kurulan Türk devletleri olsun, gerek ortalama 623 yıl
hüküm süren dünyanın en uzun ömürlü hanedan devleti, Osmanlı olsun kadim töresinin
öğretisi ve İslamiyet’ten sonra şeriatın bir getirisi olarak başkaldırıp, kan akıtanı asla
affetmemiş evladı dahi olsa idam etmekten geri durmamıştır.
Devlete başkaldırıp, ordu toplayarak on binlerce insanın kanının
dökülmesine sebebiyet veren ve devleti iki başlı konuma getirip dış devletlerin böl,
parçala, yok et siyasetlerine kurban eden isyancı şehzadeleri de, yeterince güçlendiğini
sanarak devleti yönetmeye kalkan sadrazamları da, ocak içerisinde grup oluşturup fitne
yayan yeniçeri askerilerini de, celali isyanları, halk ayaklanmaları vs pek çok sebepten
devletin düzenini bozmaya çalışan hainleri “asla affetmemiştir”.
Mesela; Sultan Genç Osman’ın tahttan indirilip hiçbir Osmanlı padişahına
reva görülmeyecek bir acı akıbeti kendisine layık gören, halkı ayaklandırıp yüzlerce
insanın canına sebep olan Sadrazam Kara Davut Paşa, isyanının ve nizamı bozmasının
sebebini canıyla ödemiştir. Öyle ki, Yedikule zindanlarında boğularak öldürülüp,
Aksaray Murat Paşa Camii haziresine gömülmüş olmasına rağmen cesedinin baş kısmı
bulunamamıştır. 19. yüzyılda mezkûr yerde yapılan yol genişletme çalışmaları sırasında
Paşa’nın lahdi açılmış ve baş kısmının yerinde olmadığı resmi kayıtlara geçmiştir.
Dünya var olduğu günden bu güne ve bu gün de tüm dünya üzerindeki
devletlerde değişmeyen bir kural vardır ki, devlete başkaldıranın başı gövdesinden o baş
kaldırdığı devlet tarafından koparılır. Osmanlı döneminde Bozoklu Celal, Canbolatoğlu,
Patrona Halil gibi devlet tarafından yetiştirilmesine rağmen devlete başkaldıran ve hatta
arkasına adam toplayıp on binlerce masumun kanının akmasına sebep olan tüm şahıslar
isyanlarının sebebini canlarıyla ödemişlerdir.
Dedik ya başkaldıranın başı olmaz diye, bu devlet her daim hainleri
sinesinden kusmayı, gövdelerinden kafalarını ayırmayı bilmiştir. Bu millet bin
yıllardır vatan toprağını canından değerli addetmiş, uğrunda ölmeyi
şeref bilmiştir. Bekasını yedi bin yıllık tarihi, tapusunu şehidinin
mezar taşı saymıştır. Hani diyordu ya bir anne savaşa gönderdiği oğluna; “eğer
ezan dinecekse, eğer bayrak inecekse git de gelme oğul” diye..
İşte şimdi Selçuklu’nun, Osmanlı’nın devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde
de bir takım insanlar çıkmış, asırlardır türlü zaferleri birlikte kazandığımız, birlik ve
beraberlik noktasında kan ile damar misali birlikte şahlandığımız Kürt halkının haklarını
savunma söylemleriyle oluk oluk kan akıtıyorlar. Vatan toprağını bölme amacıyla Polis,
asker, sivil, kadın, çocuk, yaşlı demeden kalleşçe, alçakça şehid ediyorlar. Hem de
haklarını savunuyoruz dedikleri Kürt halkının canlarına ve mallarına tecavüz ederek.
İpleri dışarıda, kökleri içeride olan terör örgütü, harici ve dahili düşmanların
tasması elinde bulunan şuursuzlar misali kendi halkını katletmekten öteye geçemiyor.
Dünya üzerinde Türkiye’ye düşman olan devletler koçbaşı misali PKK’yı ve diğer terör
örgütlerini kullanmaya devam ediyorlar lakin birilerine akıl, birilerine silah veren bu
ülkelerin maşası durumundaki terör örgütleri bilmezler mi; dünya kurulduğundan beri
maşa olarak kullanılan topluluklar maşayı tutan kişi işi bitince önce maşadan kurtulur.
Son olarak;
Toprağa eriştiği andan itibaren gölgesinde duranlara daim ab-ı hayat olan bu
koca çınar, elbet gövdesine ilişen kurtlardan asırlardır yaptığı gibi arınmayı bilecektir.
Canı ile toprağı bütünleştirmiş bu şanlı millet adına PKK denilen hain topluluğu
öncekiler gibi elbet tarihe gömecektir.
Ey dini, kitabı, milleti, davası, olmayan, Ey Allah’tan korkmaz, kuldan
utanmaz, vicdansız, haysiyetsiz, onur yoksunu PKK sürüleri, ne diyordu Hz. Ömer; Eşit
değiliz, çünkü sizin ölüleriniz cehennemde, bizimkiler ise cennette”! tez vakitte
“Akıttığınız kanda boğulmanız dileğiyle”