Devlet kahraman evlatlarına verdiği sözü tutsun

SuperHaber yazarı Metehan Demir'in yazısı

Devlet kahraman evlatlarına verdiği sözü tutsun

SADECE geçen Temmuz'dan bu yana başta Güneydoğu olmak üzere şehit sayısı 550yi geçti. 2 binden fazla da yaralı.

Her gün bölgeden, Türkiye'nin çeşitli yerlerinden terörist PKK'nın saldırıları sonrası yürekleri parçalayan haberler gelmeye devam ediyor.

PARA PULLA ÖLÇÜLMEZ

Para ile pulla ölçülemeyecek kadar büyük fedakarlık ve özveri üzerine kurulu kahramanlık hikayeleri yazılıyor her gün bizim duymadığımız.

ASKER VE POLİS İÇİN DEVLET NE YAPIYOR?

Peki, Emniyet ve Genelkurmay bu bölgede görev yapan bu kahramanların aileleri için gerçekten farklı ne yapıyor?

Bundan uzun süre önce şöyle haberler çıkmıştı: ' Çatışmalara katılan veya yaralanan başta özel harekat polisleri olmak üzere, tüm personel görev dönüşü takip altına alınacak.

İlk aşama, Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık Daire Başkanlığı'nca yapılacak test olacak. Test sonuçlarına göre çatışma bölgelerinin 'zorlukları' ile mücadele edebilmeleri ve kısa sürede günlük hayata adapte olmaları için psikolojik destek verilecek. Bu süreç sonunda risk grubunda olduğu değerlendirilen emniyet mensuplarına tatil imkanı sunulacak. Stres bozukluğu yaşayan personel, yurt içinde başta Antalya olmak üzere turistik bir bölgedeki "5 yıldızlı" otelde "her şey dahil" konseptinde aileleriyle ağırlanacak.'

DOĞRU DÜRÜST ADIM YOK

Araştırdım bu konuda münferit bir kaç adım haricinde hala somut ilerlemeler olmamış.

Yukarıda Emniyet'in çalışmasına bakarsanız aslında baştan sona da sakat bir yaklaşım.

Bir kere psikolojik sorunları olanlar ayrı bir tedavi ve takibe alınır tatile değil. İkincisi; bölgede çatışan bu milletinin evlatlarının ille de stresli olmasına gerek yok. Bunları belirli planla aileleri ile bu yaz tatile getirirsin. Bu yıl Rus ve Almanlarla krizler ve terör nedeni ile hazır oteller de boş iken, devlet hem turizmcileri sevindirir hem de bu savaştan gelen kahraman evlatlarına ailelerine jest yapar.

YA GENELKURMAY?

Ya Genelkurmay? Onlardan sa bu konuda tık yok. Kahraman silah arkadaşı ifadesi sadece şehit ve yaralı asker açıklamalarında. Bölgede savaşan personel ve ailelerine benzer jestleri yapması çok insani olur. Elinde binlerce yataklı tatil kampları bile var. Bazıları buna, 'ne münasebet canım, görevleri; tabii ki savaşacaklar' diyebilir. O zaman bunu diyenler bir kez kendini onların yerine koysun.

BU ÜLKE

Hep söylüyorum bu ülke televizyonlarda çıkıp şov yapanların değil; dağlarda gece gündüz sadece milleti için mücadele eden isimsiz kahramanların omzunda duruyor.

O zaman bu milletinin evlatlarına uygun hareket etmek gerekiyor.

BU ÇAĞRIYA KULAK VERİN

Şehit aileleri, gaziler ve aileleri ve halen bölgede çarpışan polis, asker, istihbarat ve korucu ailelerine devlet bunu neden yapmasın?

ADI TATİL OLMAZ

Merak etmeyin bunun adı tatil de olmaz; sadece devletiniz de sizi önemsiyor olur...

Genelkurmay ve Emniyet aziz şehitlerin anısına bir kez bu çağrılara kulak verseniz? Zor değil mi Ankara'dan bu çocukları anlamak?

****

Türkiye AB üyeliği yolculuğu bitiyor mu?

HALBUKİ ne kadar çok inanan olmuştu; AB'nin, Suriyeli mülteciler karşılığında en geç Hazirana dek Türk vatandaşları için vize muafiyeti getireceğine.

Ama olmadı. Bir anda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın AB'nin vize muafiyetine karşı istediği terör yasasına tepki göstermesi ile gerilen süreçte şimdi çok başka hatta tam tersi bir yeni trajik gerçeklikle karşılaştık.

'MIŞ GİBİ YAPMAK'

Aslında, belki de Türkiye'de çoğu kişi AB'nin,Türkiye'nin tam üyeliği konusunda samimi olmadığını başından beri biliyordu. Bu üyelik sürecinde aslında iki tarafın da olmayacağını bile bile 'mış gibi yapma' oyunu oynamaktan başka birşey yapmadığını.

MASKELER DÜŞTÜ

Bir bakıma, Türk vatandaşlarına vize muafiyeti tartışmaları, bugüne dek sadece Ankara karşıtı söylemler içinde olanları değil, AB içinde bizi destekler görünen ülkelerin de gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Mesela İngiltere. Başbakanları David Cameron'dan bakanlarına tüm yeni ve eski siyasetçilerine dek, Türkiye'nin ne 3 bin yılda üye olabileceği kaldı ne de hayal gördüğü. AB'den çıkmayı 23 Haziran'da oylayacak İngiltere'de bu sürecin kampanyasının en önemli malzemesi maalesef Türklerin AB üyeliği ve vize muafiyetine tepkiler oldu.

Bana kalırsa, bazen şeytana bile külahı ters giydiren İngilizler, sonunda AB'den de çıkmayacak ama bu süreçte 'bak az daha gidiyordum' diyerek AB'den bir sürü tavizler koparacak.

İşte tam bunlar yaşanırken, önceki akşam iktidar partisinin iftarında, Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği ile ilişkiler hakkında öyle şeyler söyledi ki; bundan sonra Türkiye AB ilişkilerinde artık her an her şey olabilir.

ERDOĞAN'IN ÇIKIŞI

Erdoğan, bakın neler dedi: 'Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizi, altını çizerek söylüyorum, onurlu duruşumuzu ve milli çıkarlarımızı koruyarak gittiği yere kadar götüreceğiz. O yerli ve milli duruşumuz asla zedelenmemeli. Türkiye sıradan bir millet değildir, sıradan bir ülke de değildir. Öyle yok '3 binlere kadar bekler.', şudur budur vs. bizim kimse tahammülümüzü test etmesin. Hükümetimiz inanıyorum ki gerekli cevapları verecektir, vermelidir. Sene 63, sene 2016. 53 yıldır oyaladılar. Bu nereye kadar devam eder, işte bunun kararını hükümetimiz hep birlikte vererek adımı ona göre atmalıyız."

NEREYE KADAR?

Evet yanlış okumadınız.

''Bu iş nereye kadar devam eder, işte bunun kararını hükümetimiz hep birlikte vererek adımı ona göre atmalıyız."

AB'YE RESTİN ŞİFRESİ Mİ?

Bu aslında doğrudan Türkiye'nin üyelik sürecinden gerekirse tamamen vazgeçebileceğine dair şifreleri içeriyor. AB'nin dün istifa eden Ankara Büyükelçisini de belki bu çerçevede okumak lazım.

ANKARA TARTIYOR

Bu konu ne kadar ciddi; hükümet, Erdoğan'ın çıkışı ardından ne yapar bilmiyorum ama Ankara'da dün konuştuğum bazı bürokratlar, zaten Türkiye'nin bir süreden beri AB yolunda ne kazanıp ne kaybettiğine dair raporlar bile hazırlandığını söylüyor. Müzakere sürecinde kapalı başlıkların açılıp kapanmasının sadece oyalama olduğunu belirten bürokratlar; bloke edilen başlıkların da milli onuru zedelediği iddiasındalar.

AB'YE DE GÜVEN YOK

Doğrudur; Türkiye'nin bu yolculuğu kimsede güven bırakmadı. Zaten AB'de şimdi kalabalık sayısı ile eski AB de değil.

VAZGEÇMEK AKILLICA MI?

Ama şüphesiz bu AB meselesi, Türkiye'nin evrensel hukuk, demokrasi, insan hakları ve sahip olması gereken ideal devlet yapısı anlamında bizi batıya entegre edecek bir medeniyet projesi. Bu yoldan çıkmak Türkiye'yi izole, kendi içinde demokrasi ve hukukun işlemediği, içine kapanmış bir ülke haline getirir. Libya'dan ya da amaçsız diğer ülkelerden farksız hale getirir. Batıya dönmeye çalışan yüzünü bir anda tamamen şark coğrafyasına totaliter sürüklenişler denizine döndürür.

SAKİN

Şimdi bakıyorum da, açıkçası AB yakın tarihte en başta Kıbrıs olmak üzere çok konuda Türkiye'ye haksızlıklar yaptı. Ve içimden benim de köprüleri atmak isyan etmek geliyor. Ama AB'nin sadece adaylık sürecinin bile bize çok şeyler öğrettiğini unutmayalım. O nedenle, AB'den biz evrensel batılı anlamda alacaklarımızı alalım sonra üye olup olmama meselesine ayrıca bakarız. O meşhur sözde olduğu gibi ama önce her konuda 'keep calm'... Sakin....Zaten, trafikte, devlet yönetiminde, kısacası her yerde başımıza ne geliyorsa acelecilik ve asabilikten geliyor...

****

Tokyo şifresi

GEÇENLERDE iki önemli koltukta atama olacak diye yazdık ardından her yerde çıktı. Biri Dışişleri diğeri ise MİT Müsteşarlığı idi. Sonra Anadolu Ajansı'na adının açıklanmasını istemeyen kaynaklar 'yok böyle bir şey' açıklaması yaptı. Ardından da Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, görevinden alınarak New York'a atandı. Sinirlioğlu 7 yıllık görevinin ardından gayet normal bir şekilde New York'a gönderildi. Bunda bir azil, görevden uzaklaştırma gibi bir durum söz konusu değil. Aynı şekilde Hakan Fidan da 6 yılını bitirdi. Bu nedenle bir dış göreve atanırsa bu da normal bir atama olacak. 'Her iki isim de Ahmet Davutoğlu'na yakındı, o nedenle görevden alınacaklar' iddiaları ise doğru değil. Hatta Fidan'ı önümüzdeki dönemde siyasette görmek şaşırtıcı olmaz. Son Dışişleri atamalarında bir detay dikkatimi çekti. Tokyo Büyükelçiliği'ne beklentiye rağmen yeni atama yapılmadı. Serdar Kılıç Washington Büyükelçiliğine devam ediyor. Ankara'da potansiyel isimler de kıpırdamadı. O zaman her an herşey olabilir.