MHP lideri Devlet Bahçeli: Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel güvenlik mimarisine yönelik stratejik değerlendirmelerde bulundu. Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ittifak hukuku açısından taşıdığı öneme değinen Bahçeli, "Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. Bu devir yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamların büyütüldüğü bir devir değildir." dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen partisinin grup toplantısında, iç ve dış politikadaki son gelişmelere ilişkin tarihi nitelikte açıklamalarda bulundu. Kürsüden vatandaşları selamlayarak konuşmasına başlayan Bahçeli, Türkiye’nin küresel diplomasideki yükselen rolüne dikkat çekti.
"BİZLERİ TAKİP EDEN AZİZ VATANDAŞLARIMIZA ŞÜKRANLARIMI İLETİYORUM"
MHP lideri Devlet Bahçeli, Meclis çatısı altından tüm dünyaya seslenerek birlik ve beraberlik mesajı verdi:
"Grup toplantımızı yurt dışında televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla bizleri takip eden aziz vatandaşlarımıza şükranlarımı iletiyorum. Gönül ve kültür coğrafyalarımızda nice müşkülata rağmen şahsiyetini muhafaza ederek haysiyetli bir hayat mücadelesi veren tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu mümtaz çatısı altında sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten bahtiyarlık duyuyor, her birinizi en derin kardeşlik duygularımla ve muhabbetle kucaklıyorum."

"TARİHİN BAZI PERDELERİ VARDIR"
Geleceğin dünyasını şekillendiren tarihsel dönemeçlere değinen Bahçeli, devletlerin niyetlerinin ve küresel güç merkezlerinin görünmeyen yüzünün meclislerde düğümlendiğini ifade etti:
"Değerli dava arkadaşlarım; tarihin bazı perdeleri vardır. Sadece geçmişte olup biteni göstermekle kalmaz. İçinde yaşadığımız zamana da çarpıcı bir şekilde ayna olur. Henüz görünmeyenin işaretlerini, bilinmeyenlerin haberini ve geleceğin muhtemel istikametlerini de aynı onda sezdirir. Bazı meclisler vardır ki yüzeyde yalnızca devlet başkanlarının teşekküllerinden ibaret görünse de derinlerdeki niyetleri, milletlerin karakterlerini, saklı kalmış güç merkezlerini ve zamanın henüz duyulmayan ayak seslerini tek bir mekânda düğümler."

"ANKARA'DA TOPLANAN NATO ZİRVESİ ALELADE BİR DİPLOMASİ FAALİYETİ DEĞİLDİR"
Ankara'nın jeopolitik ve stratejik önemini vurgulayan MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin alelade bir buluşma olmadığını belirterek çok katmanlı küresel denklemine dikkat çekti:
"Ankara'da toplanan NATO Zirvesi'ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara'da 70 yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara'dan, 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna'ya verilen askerî desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa'nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran'ın nükleer programından Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye'de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara'da müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yalın kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı, hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır."

"NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDADIR"
Türkiye'nin küresel savunma sanayii ve ittifak mimarisindeki kurucu gücüne vurgu yapan MHP lideri, müttefiklerin birbirine uyguladığı gizli kısıtlamaları eleştirdi:
"Türkiye, makroda yalnızca stratejik konumuyla değil, tarihî birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve millî kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi'nde bir kez daha tebarüz etmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. Bu devir yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamların büyütüldüğü bir devir değildir. Bu devir, kâğıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir. Böylesi bir çağda güvenlik yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir. Bugün NATO'nun önündeki mevzu aslında budur. İttifak bu yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır? Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir? Müttefikler arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi işte bu soruları NATO'nun önüne koymuştur."

"F-35 SÜRECİNİN YENİDEN ELE ALINMASI ÖNEMLİ"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik çağrısına tam destek veren Bahçeli, müttefiklik ilişkilerinde sarsılan güven ortamına işaret etti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi'nin başlıca ikazlarından biridir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir. Ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir. Zira Türkiye'nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak akıl kârı değildir."
NATO'YA İMECE DAMGASI!
Milli savunma projelerinin karada, denizde, havada ve uzaydaki başarılarını tek tek sıralayan Devlet Bahçeli, Türkiye’nin teknolojik gücünü gurur tablosu olarak sundu:
"Değerli milletvekilleri, yeni güvenlik çağının en dikkat çekici taraflarından biri de uzay, siber veri ve istihbarat boyutunun artık savunmanın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesidir. Bu bakımdan İMECE başlığı son derece anlamlıdır. İMECE'nin NATO'nun uzay ufkunda yeni bir kabiliyet olarak gündeme gelmesi, Türkiye'nin savunmayı yalnızca karada, denizde ve havada değil, uzayda da düşünen bir devlet aklına ulaştığını göstermektedir. İMECE, Türk mühendisinin mavi gökleri aşan kabiliyeti, semaların ötesini görüp feza karanlığını al bayrağımızla aydınlatmayı düşünen Millî Teknoloji Hamlesi'nin eseridir. Uzayın zifiri karanlığını delip geçen İMECE, Gök Kubbe'yi yaran KAAN'ın çelik kanatlarında vücut bulan irade. Yerli ve millî savunma davamızın insansız muharebe sahasındaki öncüsü KIZILELMA. Göklerdeki yeni nizamın habercileri AKINCI ve AKSUNGUR. Mavi Vatan'ın engin sularında tüm heybetiyle süzülen TCG Anadolu ve MİLGEM şaheserleri. Karada düşmanın yüreğine korku salan Altay tankımız. Tehditleri berhava eden Tayfun ve Bora füzelerimiz. Vatan sathını uçtan uca saran Çelik Kubbe'nin kilit taşları olan Siper ve Hisar sistemlerimiz. Karada, denizde, havada ve uzayda hükümranlık haklarımızın tavizsiz muhafızlarıdır. Böylesine devasa bir envantere elbette kolay ulaşmadık. Can Azerbaycan'ın merhum şairi Hüseyin Cavid'in dizelerinde ifade ettiği gibi. 'Her karanlıkta çırpınır bir nur. Her hakikatte bir hayal uyur.' Karşımızdaki bu muzaffer tablo, karanlıkta çırpınan nurun seher vaktiyle kavuşmasının, sabırla büyüyen hayallerin çelikten hakikatlere dönüşmesinin adıdır."

İRAN-ABD GERİLİMİ VE BÖLGESEL TEHLİKELER
Ortadoğu'da barış zeminini sarsan adımları ve İran topraklarına düzenlenen saldırıları sert dille eleştiren MHP lideri Bahçeli, güvenlik kaygılarının daha büyük felaketlere zemin hazırlamaması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
"Mutabakatın 1 ay geçmeden etkisizleştirilmesi ve İran topraklarının tekrara vurulması barış iradesini sarsmıştır. İran tarafı saldırıya uğramıştır ve vatandaşları öldürülmüştür. Bu gerçekler görülmelidir. Bunu müstakil bir saldırı olarak değerlendirmek vicdani değildir. Barışa olan güven sarsıldı. Hiçbir devlet imza attığı mutabakatın kendisini korumasını beklerken saldırıya uğramayı razı olmaz ve kabul etmez. İran güvenliğini koruma hakkı vardır. Kaygıları müzakere masasında konuşulması mümkündür ama güvenlik kaygısı daha büyük krizin gerekçesi yapılamaz. Mutabakat şahsi tasarruflarla yürütülemez."

ABD VE İRAN SAVAŞI
Ankara’daki NATO Zirvesi ile eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı'nda tırmanan askeri hareketliliğe değinen Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın "mutabakat benim için bitti" yönündeki açıklamasını sert sözlerle eleştirdi:
"NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Burada hadiselerin sırasını tersine çevirmemek lazımdır. İran, mutabakatın tarafıyken saldırıya uğramıştır."
İran'ın egemenlik haklarını savunma hakkı olduğunu belirten MHP lideri, mutabakatların şahsi heveslere alet edilmemesi gerektiğini vurguladı:
"Hiçbir devlet, imza attığı mutabakatın kendisini koruyacağına inanırken ansızın bombalanmayı sineye çekmek mecburiyetinde değildir. ABD Başkanı’nın 'mutabakat benim için bitti' açıklaması bu nedenle sorunludur. Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması da işte bu kopuşun ardından meydana gelmiştir. Hürmüz’deki kilitlenmenin anahtarı da kaynağı da mutabakatın bozulduğu yerde aranmalıdır."
"TÜRKİYE’NİN YERİ AVRUPA’NIN BEKLEME SALONU DEĞİLDİR"
Ankara Zirvesi’nin ardından Brüksel koridorlarında Türkiye’nin AB müzakere sürecinin hakkaniyetli bir şekilde yeniden ele alınması gerektiğini söyleyen Bahçeli, Avrupa Birliği’nin günü kurtaran önyargılı tutumundan vazgeçmesi çağrısında bulundu:
"Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonu değildir! Türkiye’nin yeri stratejik kararların şekillendiği masalarda hak ettiği ağırlıkla bulunmaktır."
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in açıklamalarına da değinen Bahçeli, Atina'nın dar hesaplarının Avrupa güvenliğini rehin alamayacağını belirtti:
"Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Türkiye’nin Avrupa güvenlik mekanizmalarındaki rolünü Adalar Denizi’ndeki ihtilaflara bağlayan açıklamaları son derece vahimdir. Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiler üçüncü ülkelerin ön yargılarına, seçim hesaplarına veya tarihi korkularına rehin bırakılamaz. Türkiye Avrupa için bir seçenek değil, içine düştüğü kuyuya uzanan güvenli halattır."
"FETÖ TEHDİDİ ORTADAN KALKMADI"
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün onuncu yıl dönümüne yönelik değerlendirmeler yapan Devlet Bahçeli, FETÖ ile mücadelenin gevşetilmeden devam etmesi gerektiği uyarısında bulundu:
"Yarın, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün onuncu sene-i devriyesidir. 15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içeriden çökertilmek, milli egemenliğin gasp edilmek ve Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür. FETÖ denilen ihanet yapısı ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır."
Tehdidin tamamen sona ermediğini belirten Bahçeli, devlet hafızasının uyanık tutulması gerektiğini ifade etti:
"FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir. FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez. Tehdidin görünmez hale gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez. Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı. Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir. Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, kurumsal tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve milli şuurun canlı tutulması hayati önemdedir."
METE GAZOZ'A TEBRİK
Bahçeli konuşmasının sonunda, Okçuluk Dünya Kupası'nın Madrid ayağında altın madalya kazanarak Türkiye'yi gururlandıran milli sporcu Mete Gazoz'u tebrik etti:
"Okçuluk Dünya Kupası’nın Madrid ayağında altın madalyaya uzanarak ay yıldızlı bayrağımızı bir kez daha zirveye taşıyan milli gururumuz Mete Gazoz evladımızı yürekten tebrik ediyor, Türk sporuna kazandırılan başarılarımızın artarak devamını diliyorum."
Yorumlar