Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan Erdoğan'a yönelik alçak çağrıya sert tepki!

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

SuperHaber Mobil
HABERİN DOĞRUSU CEBİNİZDE!

Son dakika gelişmelerini, özel haberleri anlık bildirimle ilk siz öğrenin.

SuperHaber Mobil Uygulaması
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan Erdoğan'a yönelik alçak çağrıya sert tepki!

İşte o konuşmadan satır başları:

Özellikle referandum sürecinde ve hemen ardından Avrupa'da bazı çevrelerde yapılan değerlendirmeler oldu. Türkiye'nin nasıl bölündüğüne dair yanlış tespit ve okumaları oldu. Batı demokrasilerinde yapılan seçimlere baktığımızda yüzde 50'leri, 60'ları görüyoruz. Biz hiçbir zaman "Bu katılım çok düşük" yaklaşımında olmadık, hep saygılı olduk. Aynı saygıyı Batılılardan beklemek de hakkımız. Fransa'da dün yapılan seçimlerde çok parçalı bir yapıyı ortaya koydu. Biz de kalkıp "bölünmüşlüğü" ortaya koyarak birtakım değerlendirmeler mi yapalım? Biz bunlara tevessül etmiyoruz.

CUMHURBAŞKANI'NA YÖNELİK ALÇAKÇA SÖZLERE YANIT

Bir siyasinin sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişimi çağrısı yapmak gibi hazin bir olayı gözlemlemekteyiz. Bunlar Erdoğan düşmanlığı üzerinden düşmanlık yapan bazı çevre, siyasilerin ve onlara payanda olan PKK, FETÖ gibi düşmanların yazdığı senaryoyu tekrarlamaktan ibarettir. Bu tür şeylerin sıradanlaşmasına ve normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz.

5 KRİTİK ZİYARET

Önümüzdeki 1 ay içerisinde sayın Cumhurbaşkanımız 5 ülkeye ziyarette bulunacak. Pazar günü Hindistan'da önemli bir ziyaretimiz gerçekleşeceğiz. Ardından Rusya'ya gideceğiz. Sayın Putin'li sayın Cumhurbaşkanımızın bir görüşmesi olacak. Mayıs ayının ortasında Çin'e gideceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızla Çin Devlet Başkanı'nın bir görüşmesi olacak. Ardından sayın Cumhurbaşkanımızın ABD Başkanı sayın Trump'la görüşmek için bir ABD ziyareti olacak. Daha sonra Brüksel'de gerçekleştirilecek olan NATO zirvesine katılacaklar

1915 OLAYLARI

Biz 1915 olayları olarak bilinen hadiselere ortak acı olarak baktığımızı belirttik. Cumhurbaşkanımız da bu konuda bir mesaj yayımladı.

"Türkler ve Ermeniler 1000 yıldır bu coğrafyada ortak bir tarihi ve kültürü paylaşmıştır. Dün olduğu gibi bugün de Ermeniler sosyal, siyasal ve ticari alanda önemli roller üstlenmektedirler"

CUMHURBAŞKANI'NIN SİYASİ PARTİ ÜYELİĞİ

16 Nisan'da oylanan anayasa değişikliği paketinin bir maddesi de cumhurbaşkanının siyasi partiye üye olabilmesidir. Dünyanın birçok ülkesinde de örnekleri var. Başkanlar siyasi partileri ile ilişkilerini kesmek zorunda değiller. Cumhurbaşkanımız için de bu imkan ortaya çıkmıştır. YSK'nın kesin sonuçları açıklamasından sonra sayın Cumhurbaşkanımız bir üyelik başvurusu yapacaktır.

Genel başkanlık konusunda da hem sayın cumhurbaşkanımız hem de dün 23 Nisan'daki küçük cumhurbaşkanımız 'Neden olmasın' yanıtını verdiler.

AB İLE İLİŞKİLER

AB ile ilişkiler konusunda, son dönemde Avrupa'da bir akıl tutulması yaşanıyor. Son dönemde Erdoğan karşıtlığının giderek ivme kazanarak siyasi akıl tutulmasına dönüşmesi bizim de üzerinde durduğumuz bir konu.

Avrupa'daki belli ülkeleri hedef alan terör örgütlerine biz Türkiye'de izin verseydik ne olur du acaba? Bazı Batılı aydınların bir şeylerin sonunu ilan ettiklerini görüyoruz sık sık. Tarihin, siyasetin, sanatın son ilan etme alışkanlığı olduğunu görüyoruz. Türkiye'de de bir şeylerin sonu geliyor gibi açıklamaların yapıldığını görüyoruz. Bizim için her şey yeni başlıyor.

Referandum sonuçlarından rahatsız olmalarının nedenlerinden biri budur. Erdoğan'ın bileğini bükemedikleri için bu söylemleri normalleştirerek kendilerine bir alan açmaya çalışıyorlar. Boşuna bu konularda herhangi bir heves içinde olmasınlar. Biz AB ile iyi ilişkiler içinde olmayı istiyoruz. Güven ve çıkara dayalı bir ilişkinin gelişmesi gerekir.

Fasılları açacak olanlar AB'dir. Mültecilere 3 milyar avroluk yardım konusu. Şu ana kadar 1.5 milyar avrosu sözleşmeye bağlanmış ve bunun sadece 790 milyon avrosu hesaba geçmiştir. Bu Avrupalıların verdiği sözü tutmak için bir fırsattır.

Denizlerde ölümler önlenmiştir. Biz insan kaçakçısı şebekesini kendi imkanlarımızla önledik. Bu para da AB STK'ları üzerinden geliyor. Biz buna da tamam dedik.

Bir tarafta muazzam bir göç dalgası, öbür tarafta AB'nin kendi sorumluluğunu yerine getirme anlamında ne kadar geride kaldığını görüyoruz.

Türkiye vatandaşlarının Schengen vize sistemine dahil edilmesi konusu 20-25 yıl önce konuşulan bir haktır. Bunun bahanelerle sürekli ötelendiğini görüyoruz. Bu şlartların yerine getirilmesi halinde Türkiye ile AB ilişkileri rayına oturur.

Eğer Avrupa, Türkiye'nin güvenliği konusunda tutarlı bir tavır içindeyse terör örgütleri ile mücadelede Türkiye'nin yanında olmalıdır.

AKPM'NİN TÜRKİYE GÜNDEMİ

Avrupa Konseyi bizim kurucusu olduğumuz bir kuruluştur. Biz Avrupa Konseyi ile her alanda hep çok yapıcı bir tutum içerisinde olduk. Darbe girişiminden sonra da biz Avrupa Konseyi'nin tüm mekanizmaları ile işbirliğini yoğunlaştırdık.

Kendileri de referandum başlamadan önce ve referandum günü yaptıkları açıklamalarla oyunu belli ettiler. Burada AKPM'nin kendini bir sidaya çekmesi lazım. Acaba gözlemcileri böyle mi seçmemiz gerekiyor diye.

Bizim işbirliği çabalarımıza rağmen maksatlı çevrelerce siyasi saiklerle girişimlerin yapıldığını görüyoruz. Yeniden denetime alınması konusunun belli çevrelerce gündeme getirildiğini biliyoruz.

Bunun izah edilebilir hiçbir temeli söz konusu değildir.

ALMAN VEKİLİN AÇIKLAMALARI

Alman milletvekilinin yaptığı açıklama, Alman hükümetinin görüşünü açıklamıyor. Genel manada bahsettiğim Avrupa'da zihin daralmasının, akıl tutulmasının tezahürü olarak görüyoruz. Bunun arkasında Erdoğansız bir Türkiye düşüncesi mi var? Recep Tayyip Erdoğan halkın oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanıdır. Bunu yok farz ederek kimlerle ilişki kurmak istiyorlar merak konusudur. Bu açıklamaların tutar bir tarafı yok.

SINIR ÖTESİ YENİ BİR OPERASYON PLANLAMASI VAR MI?

Terörle mücadele konusunda hem sınırlar içinde hem de sınırlarımızın ötesinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Gece gündüz demeden büyük bir mücadele veriyorlar. Suriye'de Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattık ve 2000 küsur metrekarelik alan terörden temizlendi. Bizim ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan bir gelişme söz konusu olduğunda buna Türkiye tereddütsüz cevap verir.

Daha önce de ifade ettik, Fırat Kalkanı Harekatı biter ama Türkiye yeni operasyonlar için hazırdır.

ERDOĞAN'IN ABD VE RUSYA GEZİSİ

Rusya ile yapacağımız görüşme Türkiye-Rusya diyalog sürecinin bir devamı olarak görülmeli. Geçen hafta Başbakan Yardımcımız ve Ekonomi Bakanımız yoğun mesai harcadılar. Bu görüşmede savunma sanayi, ticaret ve turizme kadar ikili ilişkileri ele alacağız. Rusya ziyaretinin daveti bizzat sayın Putin'den geldi. Çin seyahati de çok önemli. Bizim için önemli bir ticari ortak. Çin'le yapacağımız çok önemli çalışmalar var. Bu ziyaret vesilesiyle 30 devletin katılacağı bir zirveye katılacağız. ABD'ye yapacağımız ziyarette gündemimiz malum. Hem terörle mücadele hem de FETÖ'nün iadesi olacak. Bütün bunlar etraflı bir şekilde ele alınacak. Bu davet de sayın ABD Devlet Başkanı Trump'ın kendisinden geldi. Bizim hazırladığımız bir gündem var. Ortak bir toplantı yapmayı arzuluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Brüksel'de yapılacak NATO toplantısına katılacak. Orada da muhtemelen ikili görüşmeler olacak. Özellikle NATO'nun misyonunun sorgulandığı şu günlerde, NATO'nun tehditlere karşı nasıl bir tavır alması gerektiğini söyleyeceğiz.

RUSYA'DAN ALINMASI PLANLANAN S-400'LER

S-400'ler meselesi Rusya ile yürüttüğümüz savunma sanayi işbirliğinin bir parçası. Türkiye'nin ulusal çıkarları çerçevesinde savunma sanayisini bir an önce kurması bizim arzumuz.

Fiyat, teslim tarihi ve ortak üretim konusunda belli kriterler var. Çıkan en yüksek puanı alan tarafa da teklif görütülüyor. Çok teknik boyutu olan bir konu bu. Bir ara Çin'le yakınlaştık olmadı, Fransa-İtalya ile yürüttük sonuçlanmadı. Son olarak Rusya ile görüşüldü. Soçi'de bu konu gündeme gelecek.

Bunu kiminle yapabiliyorsak onunla yaparız. Birçok güvenlik riski ile karşı karşıyayız. Burada yadırganacak bir durum söz konusu değil. Bunların telif edilemez olduğu söyleniyor. Teknik olarak bu da doğru değil.

ALÇAK FRANSIZ'IN SÖZLERİNE BAŞLATILAN SORUŞTURMA VE SUÇ DUYURUSU

Dün Fransız profesörün sözlerine eski diplomat özür yayınladı ama biz bunu yeterli bulmuyoruz. Fransa'daki Türk hukukçular derneği bu sabah bir suç duyurusunda bulundular. Fransız makamların harekete geçmesi umarız uzun sürmez. Bu hafife alınabilecek bir konu asla ve asla değildir. Birisi çıkıp tek yol suikast değildir diyorsa, bunun hukuki sonuçları olur. Biz de bu sürecin takipçisi olacağız.

Bu tür faşizan söylemleri, bizim sıradanlaşmasına izin vermemiz söz konusu değildir. Türkiye'nin Cumhurbaşkanına dönük bu tür bir çağrı söz konusu olduğunda buna karşı herkesin net bir tutum içinde olması gerekir. Bu tür yaklaşımlara en sert tepkiyi vermelidirler. Bu Avrupa için bir testtir, imtihandır. Bakalım nasıl yanıt verecekler.