Cumhurbaşkanı Erdoğan: Doğurganlık hızımız düşüyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan," Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edici." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı”nda açıklamalarda bulundu.
Doğurganlık hızının düştüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş gençtir. Biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu.
Bir diğer yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Nüfus On Yılı kapsamında belirlenen beş önceliği de şöyle sıraladı:
1) Aile kurumu ve nesillerin korunması.
2) Evlilik müessesesinin teşviki.
3) Doğurganlık hızının artırılması.
4) Gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahı.
5) Kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;
"Artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum. Şu bir gerçek ki, bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü ve teknolojisinin ileriliğiyle ölçülemez.
Bir milletin gücü beşiklerde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus On Yılı belgemiz, bu doğrultuda atılacak adımlara daha da güç katacağına inanıyor, milletimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca Aile Yılı kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye giren arkadaşlarımıza ödüllerini takdim edeceğiz.
"HAYATA ÖNCE AİLEDEN HAZIRLANILIR"
Hepimiz bir anne babanın evlatlarıyız. Evlat olmamız da, anne-baba olmamız da ailelerimizin sayesindedir. Aile insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur. Hayata önce aileden hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan-millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur.
Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum puan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birliğinden ayrı düşünülemez. Aile toplumun temelidir ilkesi, milletimizin asli kimliğini ortaya koyan veciz bir cümledir.
Evet, Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmeyi başarmıştır. Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, kadim değerlerimiz vardır.
"YARIN TARİH TEKERRÜR EDECEK"
Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yön ve yol arayışının arttığı bir dönemdeyiz. 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini veriyoruz. 2007'de “En az üç çocuk” diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu yaklaşımımız bazı kesimlerin tepkisini çekmiş, hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan nice ahlak dışı iftiraya maruz kalmıştık.
Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O gün bizi eleştirenler, bugün haklılığımızı kabul etmek zorunda kalıyor. Yarın tarih tekerrür edecek. Dijital çağda aile de dönüşüyor, ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Riskleri öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlıyoruz.
"EVLİLİK YAŞI YÜKSELMEKTE, BOŞANMA ORANLARI ARTMAKTA"
Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edici. Doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz.
Bu endişe verici tablo sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus ve azalan doğum oranlarıyla karşı karşıya. Örneğin Türkiye'de yüzde 35'e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa'da 45'tir. Türkiye Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş gençtir. Biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.
2025 Aile Yılı'yla ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. 2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus On Yılı olarak belirledik. Vizyon belgemiz insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi beş strateji üzerine bina ettik.
Birincisi aile kurumu ve nesillerin korunması, ikinci öncelik evliliğin teşviki, üçüncü öncelik doğurganlık hızının artırılması, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci öncelikse kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımı.
Mayıs ayının son haftasını Milli Aile Haftası olarak kutlamak, toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihdiva edecek şekilde geliştirecektir."