Çocuk yaşta Hristiyanlıkla tanıştığını açıklamıştı! Bayhan İslamiyet'i terk mi etti? Açıkladı...
Şarkıcı Bayhan, Almanya'da çocuk esirgeme kurumunda kaldığı yıllarda Hristiyanlıkla tanışmasının ardından ortaya atılan din değiştirdiği iddialarına açıklık getirdi. İlk tanıdığı dini çevrenin Hristiyanlık olduğunu ve Hz. İsa'ya sevgisinin sürdüğünü belirten sanatçı, "Benim dinim İslam" diyerek hakkındaki iddiaları reddetti.
Şarkıcı Bayhan, Almanya'da çocukluk yıllarında Hristiyanlıkla tanışmasının ardından hakkında ortaya atılan din değiştirdiği yönündeki iddialara cevap verdi.
Çocuk esirgeme kurumunda kaldığı döneme ilişkin açıklamalarda bulunan sanatçı, ilk öğrendiği dinin Hristiyanlık olduğunu ancak inancının İslam olduğunu ifade etti.
"İLK TANIDIĞIM PEYGAMBER HAZRETİ İSA'YDI"
Çocukluğunun bir bölümünü Almanya'da geçirdiğini belirten Bayhan, henüz reşit olmadığı yaşlarda Hristiyanlıkla tanıştığını dile getirdi. İlk tanıdığı peygamberin Hazreti İsa olduğunu aktaran şarkıcı, ona duyduğu sevginin devam ettiğini belirtti.
Geçmişine ilişkin paylaştığı anıların ve açıklamaların din değiştirdiği şeklinde yorumlanmasına karşı çıkan Bayhan, "Benim dinim İslam" diyerek hakkındaki spekülasyonları kesin bir dille reddetti.

ALMANYA'DAN TÜRKİYE'YE DÖNÜŞ SÜRECİNİ ANLATTI
Almanya'dan Türkiye'ye döndüğünde 11-12 yaşlarında olduğunu aktaran Bayhan, Eskişehir'de halasının yanında kaldığı günleri hatırlattı. Çocukluk döneminden bir anısını paylaşan sanatçı, bayram namazı için camiye gittiği günleri de duygusal ifadelerle dile getirdi.
Bayhan'ın bu açıklamaları, çocukluk yıllarında farklı bir dini çevreyle tanışmasının ardından sosyal medyada ve kamuoyunda ortaya çıkan yorumlara açıklık getirdi.

BAYHAN KİMDİR?
Tam adı Bayhan Gürhan olan sanatçı, 14 Mart 1980 tarihinde Adana'da Selahattin ve Kezban Gürhan çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Bayhan’ın yaşamındaki ilk büyük kırılma, o henüz iki yaşındayken babasının aileyi terk ederek Almanya’ya yerleşmesiyle başladı. Anneleriyle birlikte zorlu yaşam mücadelesi veren iki kardeş, 1984 yılında anne Kezban Gürhan'ın tarım ilacı içerek intihar etmesiyle derin bir travmanın ortasında kaldı.
Annesinin trajik vefatının ardından ablası Hatice ile birlikte Almanya'ya, babalarının yanına gönderilen Bayhan için burada tamamen yabancı ve zorlu yeni bir dönem başladı.
Almanya’daki aile düzeninin sarsılması üzerine Bayhan Gürhan ve ablası Hatice, devlet tarafından çocuk koruma hizmetleri kapsamına alınarak bir yetiştirme yurduna (Çocuk Esirgeme Kurumu) yerleştirildi.

Sanatçı, çocukluğunun bu kesitinde yaklaşık bir yıl boyunca rahibelerin gözetimindeki bir yuvada büyüdü. Katıldığı televizyon programlarında bu dönemi anlatan Gürhan, şu ifadeleri kullanmıştır:
"Bizi rahibeler büyüttü ve ilk öğrendiğim din Hristiyanlık oldu. Kilisede flüt çaldım. Rotasız büyümüş küçük bir çocuğu bir şekilde terbiye etmeye çalıştılar."
Almanya'da geçirdiği bu süreç, onun müzikal yeteneklerinin de ilk kez keşfedildiği yer oldu. Yurttaki eğitimler sırasında piyano dersleri alan ve kilise korosunda flüt çalan Bayhan, müziğin iyileştirici gücüyle bu yıllarda tanıştı. İlerleyen süreçte bir koruyucu aileye verilen sanatçı, ardından babasıyla birlikte yeniden Türkiye’ye dönüş yaptı.
Babası tarafından Adana’nın Dağlıoğlu Mahallesi’ndeki babaannesine bırakılan Bayhan, çocukluğunun geri kalanını babaannesi Hatice Hanım'ın yanında tamamladı. Ancak kader, 1993 yılında ablası Hatice Özyaman’ı henüz bir aylık evliyken Almanya’da geçirdiği bir trafik kazasında ondan kopardı.
Eğitim hayatını ortaokul sıralarındayken sonlandıran Bayhan Gürhan, gençlik yıllarında geçimini sağlamak amacıyla hizmet sektörüne adım attı ve profesyonel olarak aşçılık yapmaya başladı.
Hayatındaki travmatik kayıpların gölgesinde büyüyen Gürhan, 1998 yılında Adana'da karıştığı bir adli olay neticesinde cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Çıkarıldığı mahkemece suçlu bulunarak cezaevine gönderilen Bayhan, yaklaşık iki yıl boyunca parmaklıklar ardında kaldıktan sonra tahliye edildi. Cezaevi yılları, onun hayata tutunma aracı olarak müziğe daha sıkı sarılmasına zemin hazırladı.
Bayhan Gürhan'ın tüm Türkiye tarafından tanınmasını sağlayan tarihi dönüm noktası, 2003 yılında Kanal D ekranlarında yayınlanmaya başlayan, jüri koltuklarında Ercan Saatçi, Armağan Çağlayan, Deniz Seki ve Ahmet San gibi isimlerin oturduğu Popstar Türkiye yarışması oldu.

Yarışmaya katıldığı ilk andan itibaren kendine has bükümlü ses tonu, mikrofonu çenesine yaslayarak şarkı söyleme stili ve sakin, ağırbaşlı duruşuyla dikkatleri üzerine çekti. Halk oylamasına dayalı yarışmada milyonların desteğini alarak her hafta yüksek SMS oranlarıyla finale doğru ilerledi.
Ancak yarışma süreci devam ederken, Bayhan’ın geçmişteki sabıka kaydının ve cezaevi geçmişinin basına yansıması kamuoyunda devasa bir tartışma başlattı. Jüri üyesi Deniz Seki’nin canlı yayında sarf ettiği, "Bir popstarın cezaevi geçmişi olmamalı, topluma örnek olmalı" şeklindeki eleştirileri, haftalarca süren bir toplumsal kutuplaşmaya yol açtı. Halk, Bayhan’ın geçmişine değil, yeteneğine ve hayata tutunma çabasına sahip çıkarak ona olan desteğini daha da artırdı. Yarışmanın 11. haftasında elenen Bayhan, ekranlara damga vuran bu serüveni üçüncü olarak tamamladı.

Popstar yarışmasının ardından profesyonel müzik piyasasına hızlı bir giriş yapan Bayhan Gürhan, arka arkaya başarılı projelere imza attı.
Sanatçı, yarışma sonrası ilk kolektif çalışması olan ve 2004 yılında müzikseverlerle buluşan "Popstar" albümünün ardından, aynı yıl arabesk-pop esintileri taşıyan "Hayal Edemiyorum" adlı ilk solo stüdyo albümünü piyasaya sürdü. Müzikal olgunluk dönemini yansıtan "Vurdumduymaz" ve "Kısa Veda" albümlerini 2008 yılında dinleyicilerin beğenisine sunan Gürhan, 2011 yılında ise dijital platform odaklı "Yalan" ve "Cezayir Menekşesi" adlı tekli çalışmalarına imza attı. Sanatçı, 2021 yılında çıkardığı "Akustik / Gidiyorum" adlı dijital albümünde ise Sezen Aksu şarkılarını kendi tarzıyla yorumlayarak büyük beğeni topladı.
Özellikle akustiğe yöneldiği 2020’li yıllarda "Seninle Olmak Var Ya", "Sende Kalmış" ve "Alacakaranlık" gibi eserleri kendine has üslubuyla yeniden canlandırdı.

Bayhan Gürhan, müzik kariyerinin ikinci büyük patlamasını 2024 yılında gerçekleştirdi. Erkin Koray'ın kült eseri "Tiryakinim"i modern ve alternatif bir arabesk-pop altyapısıyla yeniden yorumlayan sanatçı, kısa sürede dijital müzik platformlarında küresel bir fenomene dönüştü.
Şarkı, Spotify'ın dünya listelerinde en çok dinlenen Türkçe şarkı unvanını alarak "Global 1 numaraya" kadar yükseldi ve sosyal medya platformlarında milyarlarca kez izlenen videoların fon müziği oldu. Bu başarı, Bayhan'ın müziğinin sadece eski jenerasyona değil, Z kuşağına da hitap ettiğini tescilledi.
Müzik kariyerinin yanı sıra ekran projelerinde oyuncu ve konuk sanatçı olarak da yer alan Bayhan Gürhan, çok yönlü bir sanat profili çizdi:
2012 yılında Samanyolu TV'de yayınlanan ve Hamdi Alkan'ın yönettiği "Kendimize Doğru" dizisinde uzun süre başrolde yer aldı. Ardından Kanal D’nin sevilen komedi yapımı "Ankara'nın Dikmen'i" dizisine konuk oyuncu olarak katıldı.
2025 yılında vizyona giren korku/gerilim türündeki "Gassal" sinema filminde rol alarak oyunculuk yelpazesini genişletti.
2013 yılında "Ben Burdan Atlarım" adlı yarışmada boy gösterdi, 2016'da ise "Zuhal Topal'la" evlilik programına katılarak dönemin en çok konuşulan televizyon olaylarından birine imza attı.
Sanatçı, son olarak Survivor Ünlüler All Star kadrosuna dahil olarak Dominik Cumhuriyeti'ndeki zorlu ada şartlarında mücadele etti. Ancak yarışma sırasında yaşadığı ağır sakatlıklar ve sağlık sorunları sebebiyle hastaneye kaldırılan Gürhan, doktor tavsiyesi üzerine adaya erken veda etmek zorunda kaldı.
3 kilo pilavı pişirdi! hızını alamayan Bayhan adadakilere çıkıştı: “Sen karışma moruk!"
Bayhan Survivor’ı karıştırdı! “Yokluk çekmeye gerek yok” deyip üç kilo pirinci tek günde pişirdi!

Yorumlar