Cemal Alparslan Ertuğ: “İkinci bir kalkışma FETÖ için intihar olur”
İbrahim Baran'ın eski istihbaratçı Cemal Alparslan Ertuğ'la röportajının ikinci bölümü...
Eski istihbaratçı Cemal Alparslan Ertuğ’la yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünde Ertuğ, Hazar denizinin önümüzdeki günlerde uluslararası bir mesele haline geleceğinin altını çizdi. Türkiye’nin enerji koridoru olması kimleri rahatsız ediyor? Terör eylemlerinin Karadeniz’e kadar sıçramasını nasıl yorumlamalıyız? Musul-Kerkük meselesi Türkiye için neden bu kadar ciddi? FETÖ’nün ikinci bir kalkışma yapacağı iddiaları ne kadar sahici? İşte o yanıtlar…
Rusya Türkiye’nin Ortadoğu’da kendi başına herhangi bir bölgeye müdahil olmasından rahatsız olacaktır. Türkiye, Musul ve Kerkük meselesine dahil olursa Rusya’nın, İran’ın ve Doğu Bloğu’nun blokajıyla karşı karşıya gelmez mi?
Iraklılar, Türkiye’nin böylesi bir müdahalesine reaksiyon gösterebilirler, ancak bu silahlı karşı koyma şeklinde bir şey olmaz. Bu coğrafyada ilginç bir cepheleşme var: Sünni ve Şii cepheleşmesi. Kabul etsek de etmesek de içerisinde bulunduğumuz coğrafyada Şiiler ve Sünniler yaşıyor. Dünyada pek çok siyasetçi ve stratejist “Şii yayı” diye bir terimden bahseder. Bu yay Tacikistan’dan başlıyor ve Türkmenistan’ın, Özbekistan’ın önemli bir bölümü de bu yaya dahil. Oradan sonra Azerbaycan’da ciddi bir Şii nüfus var, İran Şii bir devlet ve Irak da önemli ölçüde Şii nüfus barındırıyor. IŞİD’in en önemli fonksiyonlarından bir tanesi Şii Yayı’nı kesmek. Lübnan’a kadar devam eden Şii yayını Suriye’de kırdı. Dolayısıyla Amerika bir taraftan IŞİD’le mücadele ederken diğer taraftan da IŞİD’le mücadele etmek istemiyor çünkü, Şii Yayı’nın yeniden kapanması işine gelmiyor.
TÜRKİYE MUSUL VE KERKÜK’TE SERT MÜCADELEYE GİRİŞEBİLİR
IŞİD’le mücadelesinin sahici bir nedeni yok mu?
Belki IŞİD’in tasfiye edilmesinden sonra orada küçük bir Sünni devletçik kurulmasına müsaade edecek. Şii Yayı’nın bir kısmının kopuk kalmasını planlıyor. Çok enteresan bir yapı var, eskiden dünya şöyle görünüyordu: Sünnilerle ABD bir tarafta, Şiilerle Ruslar bir tarafta. Fakat şu an Amerika Tayyip Erdoğan’ı kontrol edemeyeceğini gördü. Tayyip Erdoğan Ortadoğu’da ABD’ye sık sık kafa tutan ve özellikle de son zamanlarda ABD’nin planlarına set çeken bir lider oldu. ABD ile Suudi Arabistan arasında da ciddi problemler var şimdi. Yani Amerika Sünni dünyasıyla kurduğu iyi ilişkileri yitirir duruma geldi. Türkiye’nin daha dik durması da Suudi Arabistan’ı ABD’den daha bağımsız hareket edebilir bir noktaya getirdi. Avrupa’da da durum ilginç. Avrupa’nın içerisinde bir grup Avrupa’nın blok olarak Rusya’ya düşmen olmasına karşı artık. Zaten İngiltere’nin ayrılması ABD’nin Avrupa’da borusunu yeteri kadar öttüremediğinin işareti. Dolayısıyla bir Musul-Kerkük operasyonu IŞİD’in kaynaklarının kesilmesi ve temizlenmesi bağlamında İran’ın da destekleyeceği bir şey. İran bu süreçte Şii Yayı tekrar kapanacak mı diye bakacak. Fakat görünüşe bakılırsa böyle bir sürecin gerçekleşmesi kısa vadede mümkün görünmüyor. Netice itibariyle Türkiye Lozan’da eksik kalan Musul ve Kerkük üzerindeki haklarını almak için harekete geçeceği, hatta gerekirse silah kullanacağı günlere doğru ilerliyor.
Yani Türkiye Suriye’nin Kuzeyine girdiği gibi Musul ve Kerkük’e de girebilir mi diyorsunuz?
Evet, ama Cerablus’a girdiğinden çok daha sert çatışmalar yaparak girebilir. Gördüğüm kadarıyla siyasi liderlik bunu göze almış. Hali hazırda şehitlerimiz oluyor, Musul-Kerkük operasyonuyla da şehitlerimiz olabilir.
PKK’NIN SERHAT EYALETİ DEDİĞİ BÖLGE ACİLEN TEMİZLENMELİ
Bu arada şehit sayısının bu kadar fazla olmasının nedeni ne?
Açılım sürecinde Türkiye’nin dağlarına terör örgütü tarafından ciddi bir stok yapılmış. Türk ordusu dağlarını geri alıyor. Bu kan akacak. Hatta Türkiye ilk hamlede Van Gölü’nün kuzeyini PKK’nın Serhat eyaleti dediği bölgeyi çok hızlı ve acımasızca temizlemeli.
“Acımasızca”dan neyi kastediyorsunuz?
“Acımasızca”dan kastım, insan haklarını ihlal edecek düzeyde bir şiddet değil tabii ki. En ufak bir yapılanmaya müsaade edilmeksizin temizlemek lazım. Çünkü o coğrafyada yine çözüm sürecinde yapılan bir hata sonucu Türkiye’de hiç bir zaman bir varlık gösteremeyen Türk soluyla PKK’nın silahlı ortak bir cephe kurması ve PKK’nın bu silahlı solun lojistiğini sağlayıp eğitmesi sonucu Ordu’da bile eylem yapar hale geldiler. Ordu’dan Artvin’e kadarki bölgeden başlayıp Van Gölü’nün kuzeyindeki bölgenin acil önceliği var. bir an önce temizlenmesi gerekir. Çünkü Türkiye’nin Rusya ile en önemli planlarından biri Türkiye’nin bir enerji koridoru haline getirilmesidir. Yani bu bölgenin temizlenmesi, o bölgede yeni enerji nakil hatlarının önünün açılması anlamına geliyor. “PKK Ordu’da Gümüşhane’de neden eylem yapıyor?” diye merak eden Bakü-Ceyhan boru hattının nerelerden geçtiğine baksın! Haritaya baktığınızda o çok eylem yapılan yerlerden boru hattının geçmekte olduğunu göreceksiniz. Bu da boru hatlarından yalnızca biri. Daha başka boru hatlarının da yapılması gerekecek, çünkü Rusya da Avrupa’nın başka taraflarına da çıkabilmek için Rusya’nın Azerbaycan ve İran’ın içerisinde olduğu konsorsiyumun Kuzey Güney hattından Basra Körfezi’ne petrol ve doğalgaz taşıma hazırlıkları var. ikincisi demir İpekyolu’nun alternatifi olacak Kuzey Güney Transport Hattı dedikleri, Rusya’dan başlayıp Azerbaycan ve İran’ın içerisinden geçerek Pakistan’a kadar ulaşacak bir demiryolu sisteminin anlaşmasını yaptılar. Dolayısıyla orada bölgemizi ilgilendiren önemli gelişmeler yaşanıyor. Bizdeki darbe girişiminden önce Azerbaycan’da bir Amerikancı darbe girişimi oldu. Aliyev, Rusya’nın uyarısıyla sessiz sedasız bastırdı bu girişimi. Gizli servisin bağlı olduğu bakan bir gecede tutuklandı. Mevzu ayyuka çıkmadan bastırıldı.
TÜRKİYE BARIŞ SUYUYLA ORTADOĞU YANGININI SÖNDÜREBİLİR
Niçin Azerbaycan? ABD’nin Azerbaycan üzerinden ne gibi bir planı olabilir?
Önümüzdeki günlerde bir Hazar Denizi meselesi gündeme gelecek. Çünkü Kazakistan’ın açığındaki Hazar Denizi’nde bulunan doğalgaz ve petrol yataklarıyla, Hazardaki Tengiz ve Kaşagan yataklarının sadece yüzde 5’i Kazakistan’ın. Geriye kalan ise Amerikan ve İngiliz şirketlerinin. Eğer Azerbaycan hattı kapanırsa, İngiliz ve Amerikalı şirketleri doğalgaz ve petrolün iletimi için Türkiye ve Rusya’ya mecbur kalacaklar. O nedenle Azerbaycan ve Gürcistan’ı NATO’ya almaya kalktılar, o nedenle Rusya Gürcistan’ı çok sert şekilde vurdu. Yani Hazar enerji havzasının geçeceği enerji koridoru Anadolu olacak. Anadolu’nun özellikle bir bölümünün son derece güvenli hale getirilmesi şart. Burada bir parantez açmak lazım. Önümüzdeki günlerde “Hazar göl müdür deniz midir?” tartışmaları gündeme gelecek. Bu da hâlâ uluslararası ciddi tartışma problemlerinden biri.
Neden?
Çünkü göl olarak kabul edilirse Hazar’a sınırı olmayan hiç bir ülkenin mülkiyet hakkı olamaz. Hazar yakın geleceğin en önemli tartışma konularından biri olacak. Dikkat ederseniz bizim problemli bölgemize de çok yakın. Görünen o ki 3-4 yıl, Hazar’da ciddi bir silahlanma çabası var. Türkmen ve Kazalar Hazar’da kullanmak üzere savaş gemisi inşası için Türk tersaneleriyle anlaşmalar yaptılar. Türkiye’de her şey yolunda gidecek; huzur gelecek diye beklemeyelim. Bununla beraber her şeyi daha iyiye götürecek şanslarımız da var. Ortadoğu’da olmayan ve herkesin çok ciddi ihtiyaç duyduğu bir şey var bizde: Su! Özellikle de tarım için kullanılan sulama suyu. Rahmetli Özal döneminde bir proje hazırlanmıştı. Ceyhan Nehri’nden tatlı su alıp, İsrail’e gemiyle su götürecek bir denizden taşıma hattı. Denizden sulama suyu hattı taşıma projesiydi bu. Yine aynı dönemde barış suyu diye bir boru hattı projesi de önerildi. Bana sorarsanız bunun da yeniden gündeme gelmesi lazım. Türkiye Suriye, İsrail, Lübnan, Filistin, Gazze gibi bölgeleri besleyeceği bir barış suyu boru hattının vanasını eline almalıdır. Bu coğrafyaya barışın getirilmesinin önemli araçlarından biri bu olacaktır. Çünkü petrol ve doğalgaz kadar su da önümüzdeki günlerde kavga konusu olabilir. Kavga çıkmadan su bir barış enstrümanı haline getirilebilir. Bu coğrafyadaki yangına barış suyuyla müdahale edebiliriz.
İKİNCİ BİR KALKIŞMAYA CESARET EDEMEZLER
Son olarak Emekli Albay Hasan Atilla Uğur FETÖ’nün Türkiye’de ikinci kalkışma yapacağı ihtimalinden bahsetti. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi bu şartlarda mümkün mü?
Bu iddiaların ısrarla dillendirilmesinin iki tane olumsuz sonucu olabilir: Birincisi, halkımız bir süre sonra bu iddiaları ciddiye almamaya başlar. Çok sık dillendirilirse ve gerçekleşmezse -ki Allah korusun, Allah bir daha göstermesin- ciddiyetini yitirmiş olur. İkincisi FETÖ’nün bu kadar güçlü olduğu ve her an yeni bir kalkışma yapmaya hazır olduğu iddialarını yaymak bana sorarsanız psikolojik harekat açısından aptalca bir şeydir. Çünkü şu an tutuklu olup, etkin pişmanlık yasasından yararlanarak cezasını hafifletmek isteyen ve örgütsel yapının çözülmesine katkı sağlayacak insanların bilgi vermesini geciktirir. “nasıl olsa bizi kurtaracaklar” beklentisinin devam etmesini sağlar. Dolayısıyla, böyle bir tehlike olsa bile bu kadar ulu orta söylememek lazım. Bence iddia edildiği düzeyde bir tehdit de yok.
Suikastler, terör eylemleriyle kaos oluşturma çabaları dillendiriliyor.
En gerçekleştirilebilir görünen seçenek -Allah korusun- Sayın Cumhurbaşkanı’na yönelik bir suikast girişimi olabilir. Ancak bu kadar badireden ve tecrübeden sonra devletin buna fırsat vermeyeceğinden de eminim. FETÖ’nün de ikinci bir 15 Temmuz kalkışmasına cesaret edebileceğini düşünmüyorum. Orduda emniyette çok ciddi bir tasfiye var. Ellerinde kalan diğer adamların iyiden iyiye deşifre olmaması için böyle bir kalkışma yapacaklarını zannetmiyorum. Şunu da söylemeliyim: Yeni bir kalkışma FETÖ için tam bir intihar girişimi olur. En örgütlü oldukları zamanda karşılarında devletin önemli bir bölümünü ve halkı buldular. Şimdi değil denemek; düşünmemek bile lazım.
Söyleşi: İbrahim Baran
@ibrahimbaran