Bu bir devrim CumhurReisim! Bürokrasi faşizmine son!

Sevda Noyan

Sevda Noyan

Oh be!

Son dönemlerde neredeyse hiç bir haber beni bu kadar sevindirip umutlandırmamıştı…

AK Parti'nin hazırlık aşamasında olan uyum yasaları ile ilgili detayları okudukça içimde bir ferahlama duygusu oluştu…

İnşaallah hayata geçirilebilinir olması duasıyla bu yasa hazırlığını biraz irdelemek istedim…

Öncelikle bürokraside genel müdür ve üstü kadrolarda CEO sistemine geçilmesi ve bu CEO’ların özel sektörden transfer edilerek göreve getirilmesi devletin içindeki hamhalatlığı ve "salla başını, al maaşını" devrini bitirecektir..

Kardeşim, göreve geldin, bu görevi hakkıyla yapmadın, haydi bakalım güle güle hayırlı işler!

Yok "kızağa çekmek", yok mahkemeler, yok göreve iadeler, yok depo, yok havuz falan, artık yok!

Öyle hizmetinde şoförler, makam keyifleri, çoluk çocuk kendini kral zannetmeler, astığım astık-kestiğim kestik uygulamalar, yok artık böyle bedavaya havaya girmeler!

Kendini yaydın mı, haydi bakalım başka kapıya…

CumhurReisimiz Recep Tayyip Erdoğan bu sorunu en kısa ve net bir şekilde şu ifadeyle tanımlamış: "Obez Devlet Yapılanması"!

Aynen öyle, CumhurReisim aynen öyle!

Artık bu "obez" yapılanmaya son dönemlerde sık uygulanan mide küçültme operasyonunu acilen gerçekleştirmenin zamanı geldi geçiyor…

"Depo kadro", "kızağa alma", "havuz kadro" diye milletin devletin sırtına kambur olmuş uygulamanın kaldırılması işte bu, tam"da bu kökten bir çözüm olur!

Geçtiğimiz günlerde böyle bir durumda kalmış ve gerçekten bundan dolayı çok rahatsızlık hisseden üst düzey bir bürokrata misafir olmuş ve bu ucube uygulama konusunu yaşamış biri olarak rahatsızlığını konuşmuştuk…

"Dürüst bir vatandaş olarak utanıyorum durumumdan…" dedi. Hattâ istifa dilekçesi verip bu ucube uygulamanın bir parçası olmak istemediğini, "bankamatik memuru" olmanın çok onur kırıcı olduğunu açık bir şekilde anlatınca kendisini, mesleği, birikimi ve çalışmaları ile hiç bir ilgisi olmayan fakat kadrosu açık olan bir göreve atamışlar… Bu atamalarda kullanılan en önemli bahane de şu oluyor: "Sen dürüst bir yöneticisin… Aman sorumluluk alanına sahip çık… Bu bile yeter!".

Şimdi ha "depo", ha "kızak", ne farkı var bu bahanenin sadece adama "Gel kardeşim, seni buraya pahalı bir gardiyan olarak işe aldık!" demekten?

Bu uygulama farklı bir onur kırma ve adamı âtıl hale getirme durumu…

Adamcağız "kader"ine teslim olmuş, mutsuz, heyecansız, oturuyor bütün gün, gelenlerle çay, kahve muhabbeti…

Bu bürokratın yanından çıkarken gerçekten aktif ve genç bir adamın bu hale getirilmiş olmasına çok üzüldüm...

Gelelim yasanın diğer bir can alıcı ayrıntısına…

İmza!

Aman Allah’ım, bu nasıl bir zulmdür!

Sen bir konuda bir proje yaparsın veya bir karar alınır ya da alınan bir kararı uygulama için herşey hazırdır… İmza yetkisi olan bir bürokratın insafına kalmış bir şekilde günlerce sürünürsün! Yok "Seyahatte…", yok, "Bu gün toplantıda!", yok şöyle, yok böyle… Alt tarafı onlaylandığını gösteren iki saniyelik bir imza için koca sistem durur! İşin yoksa bekle babam bekle!

Bunun en vahim halini Davudoğlu döneminde devletin zirvesinde yaşadık…

Nedendir hâlâ bilinmez! Davudoğlu başbakanlık döneminde sırf imzası "israf olmasın" diye nerdeyse bürokrasiyi duracak hale getirdi! Bakanlar hareket edemez, kendilerine yardımcı dahi atamayaz hale geldiler… Bütçeler beklemede kaldı… Projeler yarım kaldı… Kaldı da kaldı…

Neyse, kendileri başbakanlıktan "erken emekli"(!) olduğu için Binali Yıldırım beyin göreve gelmesi ile "Obez Devlet Yapılanması" ağır da olsa nihayet çalışmaya başladı...

Bazı bakanlıkların kaldırılması, bazı bakanlıkların ayrılması, ayrıca bakan yardımcılarının sayılarını arttırarak bürokratik engellerin aşılması planlanıyormuş…

Gerçekten bakanlıklarda revizyona gidilecekse, bu konuda nacizane iki önerim olacak…

İlk olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı: bu birliktelik doğru değildir!

Kültür kalıcı değerlerin temel taşıdır… Buraya yapılacak yatırımlar ülkemizin geleceğini ve bu geleceğin ne şekilde olacağını belirler… Kültürün en önemli unsuru çeşitlilik, korunması gereken değerler ve bu değerlerin topluma ne şekilde aktarılacağının gösterilmesi konusudur… Çok ciddi bütçeleri ve bu bütçeleri doğru kullanacak yetkin kişilerin görev alması elzemdir! Ancak toplumun her yaşta ve her düşüncedeki kişileriyle istişare içinde olacak aktif ve yetkin, vizyon konusunda tıfıl olmayan kişiler önemli olaylara imza atabilirler…

Turizm ise güncel, özellikle ülkemiz için ciddi ekonomik bir kaynak ve sürdürülebilinir yatırımlar için çok önemlidir… Ayrıca ülke tanıtımı için bulunmaz bir fırsattır… Elbette bu iki konunun birleştiği alanlar var, sözgelimi "Kültür Turizmi" gibi ama bu birliktelik yine turizm içinde ayrı bir bölümdür...

Gelelim itirazım olan diğer Bakanlığa… Gençlik ve Spor…

Gerçekten bu beni en çok şaşırtan birlikteliklerin başında geliyor…

Gençlik tek başına o kadar önemli ve geniş ki, neden yalnızca "spor"la birleştiriliyor? Gençlik demek gelecek demek, bu geleceğe yatırım yapmak demek, gençlerin sorunlarına, eğilimlerine, hayallerine, hedeflerine hizmet etmek demek… Bu belki de en önemli bakanlıkların başında gelmeli…

Bu çok ciddiye alınacak ve ülkedeki her genci tanıyıp anlamaya yönelik bir sorumluluk ve ayrıca vebaldir…

Bu bakanlığın ortak hareket ettiği Milli Eğitim ve Sosyal Poltikalar Bakanlığı olabilir çünki bu alanlar spordan çok daha önemlidir! Spor, özellikle ülkemizde, sadece nerdeyse futbol, yani oldukça ticari bir alan olarak hayatımızda yer alırken, gençlerle aynı bakanlıkta olması doğru değildir!

Umudum, beklentim, bakanlıklarla ilgili revizyon yapılırken inşaallah bu konuların ciddi ve kapsamlı bir şekilde bir irdelenmesi, özellikle düşünce ve fikir adamlarıyla istişârede bulunulması…

NOT: Bir dönem Fransızlarla çalışmış biri olarak bu üstencileri çok iyi tanırım… Acayip bir kavmiyetçilik ve kibir vardır bunlarda… Hani neredeyse İngilizleri sollayacaklar bu konuda! Macron şöyle Paris'e bir baksa ülkesinin yavaş yavaş nasıl bir "etnik değişim" yaşadığını çok iyi görür ve edebi ile susar… Bence o çok bilmiş aklınızı kendinize kullanıp Paris'in arka sokaklarında yaşayan Cezayir, Fas ve farklı etnik kökenli vatandaşlarınıza artık insanca davransanız da biz de sizi adam yerine koysak!!!