Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'a şantaj ve yasak aşk davası! 20 milyon TL'lik sus payı pazarlığı... "Elime düştün Tanju"
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın merkezinde olduğu şantaj ve yasak aşk davasında, iddianame adeta bir suç şebekesinin çalışma yöntemlerini gözler önüne serdi. Özcan’ın hem 20 milyon TL’lik bir şantajın mağduru hem de bir çalışana baskı uyguladığı iddiasıyla "sanık" olarak yer aldığı dosyada "tehdit" mekanizması dikkat çekiyor.
İddianamede, Özcan’a yönelik yürütülen şantaj girişiminin oldukça organize bir plan dahilinde kurgulandığı belirtiliyor.
20 MİLYON TL'LİK ŞANTAJ AĞI
Şüpheliler Erdal Bayrak ve Hüseyin Ekrem Serin’in, eldeki bazı ses kayıtlarını ve özel içerikleri medyaya servis etmekle tehdit ederek Özcan'dan yüksek meblağlarda para ve mülk talep ettikleri öne sürülüyor.
Dosyaya yansıyan telefon görüşmeleri ve mesaj içeriklerinde, şantajcıların kullandığı yöntemler dikkat çekiyor:
Eşi Üzerinden Tehdit: Şüphelilerin, “Eşinin telefon hattı da var, ona da göndereyim mi?” ifadelerini kullanarak, mağdurun ailesini hedef alan psikolojik bir baskı kurmaya çalıştıkları görülüyor.
Finansal Planlama: Şantajın sadece nakit para ile sınırlı kalmadığı; 20 milyon TL, otomobil ve oto yıkama dükkanı gibi kalemlerin talep edildiği, hatta bu paranın şüpheliler arasında nasıl paylaşılacağına dair detaylı planlamaların (10 milyon, 3-5 milyon gibi rakamlar) yapıldığı iddianameye girdi.
A101 mi ŞOK mu? Tanju Özcan'ın başını kim yaktı?
İşte o mesajlar:
"Tanju elime düştün, eski kız arkadaşım ile yazışmaların elime geçti, bunun ceremesini çekeceksin''
"Sen beni ciddiye almıyorsun galiba Tanju, ses kaydı da var elimde, ertesi güne kadar beni aramazsan elimdeki ses kayıtlarını sosyal medya üzerinden servis edeceğim, eşinin telefon hattı da var, ona da göndereyim mi ?”
İddianamede şüpheliler Erdal Bayrak ve Hüseyin Ekrem Serin’in devreye girdiği ve Akgüney’in elindeki kayıtları medyaya satabileceğinin konuşulduğu, bu konunun 20 milyon TL, araba ve oto yıkama yeri karşılığında kapatılabileceğini söyledikleri iddiasına yer verildi.
Bazı görüşmelerde, “10 milyonu Eren kendisine istiyor, diğer 10 milyonu da Öznur’a vereceğini söylüyor” ve “3-5 milyonu şimdi verirsiniz, geri kalanı senet ve evrak şeklinde düzenlersiniz” şeklinde ifadeler kullanıldı. İddianamede, bu görüşmelerin kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla desteklendiği bilgisi yer aldı.
HEM MAĞDUR HEM SANIK: ÇİFT TARAFLI SORUŞTURMA
Davanın en dikkat çekici boyutu, Tanju Özcan'ın hukuki konumunun değişkenliği.
Özcan, söz konusu şantaj girişimine karşı "mağdur" sıfatıyla şikayetçi olurken; aynı zamanda bir belediye çalışanına yönelik "baskı kurmak ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak" suçlamasıyla "sanık" olarak yargılanıyor. Bu durum, yerel yönetimdeki hiyerarşi içinde yaşanan olayların, hukuki bir kördüğüme dönüştüğünü gösteriyor.
"KİŞİSEL İLİŞKİLER" VE BELEDİYECİLİK ETİĞİ
Söz konusu iddialar, Bolu Belediyesi gibi kamu hizmeti yürütmesi gereken bir kurumun, nasıl olup da "özel hayat kavgaları", "yasak aşk iddiaları" ve "organize şantaj ağları" ile anılır hale geldiği sorusunu gündeme getiriyor. İddianamede yer alan kamera kayıtları ve tanık beyanları, belediye içindeki çalışma disiplininin ve yönetim anlayışının ciddi bir erozyona uğradığına dair izlenim bırakıyor.
Kaynak: Haber Merkezi

