Biyolojik, psikolojik ve ekonomik savaşlar

Orhan Turhan koronavirüs salgınını yazdı...

Biyolojik, psikolojik ve ekonomik savaşlar

“Her hareket bir psikolojik zeminde vuku bulur...” demiş büyüklerimiz. Günlerdir medyayı takip ediyorum tüm kesimden üstadlar koronavirüs hakkında bir şeyler anlatmakta…

Tüm dünya tam bir kaos halinde insanlar evlerine hapsolmuş, üretim ise neredeyse durmuş durumda. Artık kimse kimseye yaklaşamıyor panik havası ise üst seviyede. Ben ise bu haftaki yazımda olan olaylara farklı bir pencereden bakmak istiyorum. Bundan önceki yazımda dünyada oluşan bu kaosun hangi devlete yaradığına bir bakmanız gerektiğini belirtmiştim. Bugün ise yarınımızın nasıl şekillenebileceğini anlatmaya çalışacağım. Yazıma başlamadan önce şunu belirmek isterim ki bu tamimiyle kendi gözlemlerim ve varsayımlarıma dayalı bir yazı olacaktır.

Öncelikle bu bir biyolojik savaş ise sebep sonuç ilişkisine bakmamız gerekir. Peki tüm dünyanın bu duruma gelmesi için sebep ne olabilirdi? Tabiî ki ABD - ÇİN ticaret savaşları... Nasıl mı anlayalım…

18. yüzyılda İngiltere’yi, 19 yüzyılda da ABD'yi kullanan küresel sermayenin başında bulunan Yahudiler, 20. yüzyılda ÇİN'i kullanmaya karar verdi. 20. yüzyılın başlarında ABD ve AVRUPA'da bulunan para sermayelerini bankacılık ağı ile ÇİN'e kaçırmaya başladı. Sonrasında ALMANYA, FRANSA İTALYA, İSPANYA VE İNGİLTERE'nin de içinde bulunduğu Avrupa'daki güçlü ülkeler İtalya'da bulunan eski ipek yolu ticaret ağını tekrar aktif hale getirdiler. Bu şekilde Avrupa'da bulunan markaların, fabrikalarını ÇİN'e taşıdılar.

İRAN ise Avrupa'nın yapamadığı enerji taşımacılığını yapıp ÇİN'i küresel güç olma yolunda çok büyük katkı sağladı. Tüm bu olaylar karşısında ABD'de oluşan üst akıl AFGANİSTAN'da bulunan üstlerinde şarbon mikrobu üretmeye başladı. Afganistan'ın, Hindistan ve Çin'e yakın olduğu için o dönemlerden belliydi. 3. Dünya Savaşı'nın nükleer savaş değil de, "mikrop savaşları" olacağı bu durumu kısacası açıklamak istedim sizlere.

Peki şimdi ne oldu koronavirüsü çıktı. Tüm dünyayı korku saldı. Üretim durdu, halk evlerine hapsoldu. Yarın neler olacak? Öncelikle eski dünya düzenine bir bakalım.

Eski dünya düzeninde devletleri devlet büyükleri yönetmezdi. Devletleri sermaye sahipleri yönetip yönlendirirdi ve istediklerini bu şekilde elde ederlerdi. işleyiş tüm dünyada bu şekildeydi ancak yeni kurulacak dünya düzenin de işlerin bu şekilde gideceğini zannetmiyorum. Sebebi ise hastalığa kapılanların çoğunun 60 yaş ve üstü olması. Çünkü sermaye piyasasının sahiplerinin yaş ortalaması 60 yaş ve üstü bu insanlara hastalık bulaşmış durumda bu da gösterir ki bizlere devletleri yönetmek için sermayeyi kullananlar yeni dünya düzenin de olmayacaklar. Sermaye el değiştirecek...

Peki bu ne demek? Yeni kurulacak dünya düzeninde sermaye tek devlet üzerine kurulacak demek. Bu tek devletin kurulması için çalışan üst akıl dünya devletlerini de dize getirebilmek için sağlık ekonominin yanı sıra açlık savaşlarında başlatacaktır…

AÇLIK SAVAŞLARI!

Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi dünya artık eskisi gibi olmayacak. Bence de olmayacak... Artık devletler yalnız sermaye ile değil kendi üst akıllarını da oluşturmak zorunda kalacak. Günü birlik değil yarınını da hesaplayıp bu doğrultuda stratejilerini geliştirmek zorunda olacak. Yapılmadığı taktirde ise hiçbir devlet ayakta kalmayacak demektir.

Peki bu biyolojik savaş ne kadar sürecek? Bunu kimse bilemez ama tahmin yürütmek gerekirse; 2 yıl veya daha fazla sürer. Çünkü bu savaşın amacı sermayeyi ÇİN'e kaçıran devletler ve ailelere gözdağı vermek, sindirmek bedel ödetmek değil; dünyadaki tüm kitleleri ekonomik ve psikolojik dengelerini kendi kuracakları sisteme göre dizayn etmektir.

Dikkat çekeceğim bir diğer husus ise, tüm dünya üzerinde ölenlerin yaş ortalaması 60 olmasının yarı sıra çoğunluğunun erkek olmasıdır. Bu da bize biyolojik saldırı altında olduğunumuzu açık bir şekilde gösteriyor. Özellikle gök bilimcilerin dikkat etmesi lazımdır ki bu hastalık kanaatimce sadece sosyal mesafe ile değil hava yolu ile geçiyor. Hastalığın hızını hesaplarsak internet hızından daha hızlı geçiş yapmakta bunu da dipnot olarak yazmak istedim.

Türkiye ne yapacak? Öncelikle dünyadaki bu gelişmelere karşı kendi üst akılını oluşturması gerekir. Bugün İsrailli bilim insanları çölde suya ihtiyaç duymayan tohum üretmek için bilimsel çalışmalar yürütmekte. Onlar dünyada kurulacak bu yeni düzende söz sahibi olmak istiyor. Benim naçizane fikrim ise Türkiye’nin stratejik bir konuma sahip olduğuna inandığım GAP projesini değerlendirmesidir. O bölgede bulunan Harran Üniversitesi'ni biyogenetik laboratuarlara dönüştürmesi ile beraberinde Biogenetik Bakanlığı'nın kurulması artık günümüz de yapılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü önümüzdeki yıllarda artık savaşlar virüslerle yapılacak. Tabii olaraktan ulusal güvenliğimiz açısından bu son derece önemlidir. Önümüzdeki haftalarda ki yazımda bu konuya özellikle değineceğim…

Türkiye geleceği görüp "açlık savaşları" başlamadan verimsiz topraklarda bile yetişebilecek tohumlar üretmelidir. Türk bilim adamlarının bunu yapabilecek kadar iyi olduğunu bilmekteyiz. Artık ihtiyacımız tarım ve sanayide yapılacak hamleler ile birlikte bilim ve teknoloji hamlelerine çok acil geçmektir. Bundan sonraki süreç VİRÜS!! AÇLIK VE TEKNOLOJİ gibi savaşlar ile olacaktır. Türkiye bu durumunda üstesinden gelecek güç ve kudrete sahiptir.