"Beyaz Türkler çağrısı Erdoğan'ın büyük seçim kampanyasının başlangıcı"
SuperHaber yazarı Prof. Dr. Nuran Yıldız, bu haftaki köşe yazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Beyaz Türkler hayvanlarınıza sahip çıkın" çağrısını değerlendirdi. Yıldız, "Köpekleriyle fotoğraf paylaşanlar, itirazlar ortaya yayıldı. Cumhurbaşkanı istediğini aldı." ifadelerini kullandı.
SuperHaber yazarı Prof. Dr. Nuran Yıldız bu haftaki köşe yazısında, Pitbull dehşetinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beyaz Türkler'e çağrısını ele aldı.
Erdoğan'ın çağrısının ardından gelen tepkileri değerlendiren Yıldız, köpekleriyle fotoğraf paylaşanları hatırlatarak "Cumhurbaşkanı istediğini aldı" ifadesini kullandı.
İşte SuperHaber yazarı Prof. Dr. Nuran Yıldız'ın yazısının ilgili bölümü...
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Beyaz Türkler hayvanlarınıza sahip çıkın” dedi, ortalık karıştı.
Köpekleriyle fotoğraf paylaşanlar, itirazlar ortaya yayıldı.
Cumhurbaşkanı istediğini aldı.
Nasıl mı?
İçinde bulunduğumuz zamanlara biz “postmodern durum” diyoruz. Kavram Lyotard’a ait.
“Modern”, akılla ilgilidir. Akıl, her soruya cevap vermeye çalışır.
“Postmodern”de aklın bir önemi kalmaz. Önemli olan “ifade”dir.
Konu karmaşık. (Aslında değil.)
Akıl devredeyse, “neden” ve “nasıl” sorularını sorar, gerekçeli cevaplar üzerinden de harekete geçer.
“Akıl” kenara itilince, “ne” sorusunun ardından gidilir: “Ne oldu?”, “Olan neydi?” “Neye bakıyoruz?” “Ne hakkında?” vs.
“Ne oldu?”
Cumhurbaşkanı “Beyaz Türkler hayvanlarınıza sahip çıkın” dedi.
“Ne” yapıldı? Köpekli fotoğraflarla protesto.
Hepsini toplasanız, minik bedeni köpeklerce parçalanmış bir çocuğun fotoğrafından güçlü olamaz.
Sonuç? Cumhurbaşkanı oylarını yukarı çevirdi.
“Ne” değil de, “neden” sorusunu sormalıydı muhalifler.
Öyle yapmadılar, duygusal tepki verdiler.
“Neden?” sorusu sorulsaydı, Erdoğan’ın büyük seçim kampanyasının başladığını görmeleri mümkün olurdu.
Cumhurbaşkanının Doları düşüren konuşması, İslam ülkelerinin hahamlarını daveti, “beyaz Türkler” etiketlemesi büyük kampanyanın adımlarıdır.
Muhalefet ise “ne oldu” sorusunun peşinde, kedinin önüne atılan ip yumağıyla oynamasına benzer bir meşguliyet içerisinde.
Size önerim, kişisel/ kurumsal herhangi bir durum karşısında her zaman doğru soruları sormanız.
Birisi “Mutlu musun” diye sorarsa, üzerine atlayıp “Mutluyum” ya da “Mutsuzum” cevapları vermeyin.
Ya “Şu an mı?” diye sorun, ya da “Böyle soru mu olur?” diye.
Yeni yılda aklınızda olsun.