Benim anket sonuçlarım...
Batan amiral gemisinin taraflı yazarı dünkü yazısında "İLK KEZ" diye başlık atarak sallamış ta, sallamış… Her ne kadar cevap vermek bana çok cazip gelse de şu süreçte köşemi, bu cevaplara harcamaya değmeyeceğine karar verdim...
Bu sözde tarafsız, özde taraflı arkadaşın en önemli özelliği, nedendir bilinmez, muhalif olmayı, muhalefeti parlatmayı pek bir sevmesi… Besbelli o camiadan hüsnü-kabul görmek, onun için bir kişilik meselesi… Bu seçimde de gözdesi "Çivi Muharrem"… Artık 25 Haziran gecesi Beyoğlu'nda karşılıklı efkar dağıtırlar, "CeHePe nasıl ele geçirilmeli" planları yaparlar...
GELELİM BENİM ANKET SONUÇLARIMA:
KOMŞUMUZ "HACI AMCA"
Ege'de deniz kıyısındaki köyümüzde kırk yıllık komşumuz "hacı amca"ya göre, "Tayyip’in işi bitmiş…" Bulgaristan göçmeni olan "hacı amca", özellikle Suriyeli kardeşlerimizden hiç haz etmiyor! Yıllar önce Bulgaristandan kaçıp geldiğini çoktan unutmuş; yaşına verelim…
86 yaşındaki "hacı amca"nın gider ayak en büyük zevki, bütün gün evde Halk TV izleyip, oradan öğrendiği saçma sapan haberleri ve yalanları, etrafındaki herkese anlatarak, inandırmaya çalışmak…
Evet, "hacı amca"ya göre "Çivi Muharrem" ve CeHePe "işi bitiriyor"…
"Hacı amca"nın içine sindiremediği tek olay CeHePe'nin HeDePe'yle yaptığı iş birliği...
Bu konuda da şöyle bir felsefesi var: "ayı ve dayı" olayı…
Burada kim "ayı", kim "dayı" bilemiyoruz…
YAKINIM "KRİPTO AKPARTİLİ"
Çok sevdiğim yakınım, geçen gün beni aradı, "Sevda ablacığım ben kripto AKPARTİ’liyim!" dedi... "O nasıl oluyor?" diye sorunca, gülerek anlattı… "İş çevremde AKPARTİ’li olmak ve Recep Tayyip Erdoğan'a oy atmak maalesef çok hoş karşılanmıyor… Bir kaç kez bunun tartışmasını yapmaya ve onlara neden AKPARTİ’yi desteklediğimi anlatmaya çalıştım… Bu konuda acayip rijidler ve mantıklı hiç bir doneleri yok… İşte bu yüzden artık AKPARTİ’li olduğumu ve oyumu bu yönde kullanacağımı söylemiyorum…Tartışmanın da sağlıklı bir zemini olması gerekiyor… Saçmalamaya başladıklarında bir anlamı kalmıyor… Ben de artık bu konulara hiç girmiyorum… Amma ve lakin oyum Recep Tayyip Erdoğan'a ve AKPARTİ’ye!" dedi...
Sadece o yakınımdan değil, "Beyaz Türkler"den olan iki arkadaşımdan da bu itirafları duydum…
ARKADAŞIMIN "ÇOK BİLMİŞ OĞLU"
Çok sevdiğim ve dindar olan arkadaşım, üzüntülü bir şekilde beni aradı… "Sevda'cım benim oğlan üniversitede tam bir Tayyip düşmanı oldu çıktı… Çok üzülüyorum, konuşulmuyor bile… Bir tutturmuşlar şu diktatör mevzusunu, habire onu anlatıp duruyor… Rica etsem, sen bir konuşur musun… Seni çok sevdiğini biliyorsun; belki sen fikrini değiştirebilirsin…" dedi… "Elbette!" dedim.
Üniversiteden yeni mezun delikanlı ile bir kahve için buluştuk… Her zaman zeki bir çocuktu. Elbette annesinin bana söylediklerini tahmin ediyordu ve söze nazik bir şekilde boşuna kendimi yormamam gerektiğini, fikrinin değişmeyeceğini söyleyerek başladı…
Ben hiç böyle bir niyetim olmadığını, sadece bu kadar zeki birinin muhalefet etmek için hangi nedenleri olduğunu anlamak istediğimi söyledim… Bir saate yakın FETÖ'nün yarattığı algı operasyonu ağzı ile konuştu ve sözünü "diktatör"le yaşamak istemediğini söyleyerek bitirdi…
Öyle içim acıdı ki, o tertemiz ve akıllı delikanlının böylesi saçmalıkları savunduğunu görmek, moralim çok bozuldu…
Sonra kendimi toplayıp sakin bir şekilde cumhuriyetin gerçek tarihini anlatmaya başladım… Elli beş yaşına kadar bu ülkede yaşadığımız zorbalıkları ve zulmü anlattım... Şayet Tayyip söylendiği gibi "diktatör" olsaydı, bırak medyayı, gazetecileri, bizim bu konuşmayı korkudan yapamayacağımızı ve eğer bir fırsat bulup beş dakika bile CumhurReisimizle bir arada olsa bu düşüncesinin kökten değişeceğini söyleyerek sözlerimi bitirdim...
Üç saate yakın süren konuşma sonunda, kafası karışmış bir şekilde yanımdan ayrıldı… Aradan bir hafta geçtikten sonra annesi aradı… Gülerek, "Emindim bizim oğlanı yola getireceğinden! Bir haftadır cumhuriyet tarihini okuyor, araştırıyor… Dün gece bana gülerek, 'Hadi bakalım hayırlı olsun! Oğlun Tayyipçi oldu!" dedi... Bir de itirafta bulundu: 'Ülkemizin yakın tarihini hiç bilmiyormuşum… Ne yalanlarla kandırmışlar bizi, okurken utandım!' dedi… Sağol Sevda’cım… Bu iş oy meselesi değil, beka mücadelesi ve acı olan biz 28 Şubat’ı yaşayan dindarların kendi çocuklarımıza yaşadığımız zulmü anlatamamış olmamız… Bedelini de seküler çocuk sahibi olmakla ödüyoruz!" dedi...
Sonuç olarak, seçime beş gün kaldı...Allah aklımızı doğru yönde kullanmayı nasip etsin...
NOT: Yalova AKPARTİ 2. sıra milletvekili adayı Meliha Akyol!!!
Bu nasıl bir yaklaşım?
Bu nasıl bir siyaset?
Bu nasıl bir ırkçılık?
En korkunç tarafı ise, bu sözleri söylerken iyi bir şeyler söylediğini zannedecek kadar da kibirli!
Eh be, hiç mi ağzından çıkanı beyin süçgeçinden geçirmez, vicdanını devreye sokmazsın! Göçmen bir anne-babanın çocuğu olarak alınmadım desem yalan olur… Asıl "ezik" olan sizin bu yaklaşımınız!
Bu tür zihin yapıları bizi temsil etmekten âcilen men edilmeli, AKPARTİ bunlardan derhal temizlenmeli!
Umut ediyorum ki bu sözlerin mutlaka bir bedeli olacaktır...