Başarılı Türk iş adamlarına "yabancı kadın" tuzağı!
Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak bugün köşesinde çok konuşulacak iddialar ortaya attı.
Uluslararası mafyanın yurt dışında yatırımları olan iş adamlarına çok profesyonel tuzaklar kurduğunu belirten Abdurrahman Dilipak, "Milli sermaye bu şekilde yabancıların, Mafyanın eline geçiyor. Yurtdışındaki varlıklarımız da." diye yazdı.
Abdurrahman Dilipak, yabancı ülkelerde yatırımları olan Türk iş adamlarının yanına eğitimli yabancı kadınları konumlandıran mafyanın, akıl almaz şantaj tuzakları ile bu iş adamlarının servetlerine ortak olduğunu dile getirdi.
İşte Dilipak'ın "Şu “aile cinayeti”ne artık bir son versek!" başlıklı yazısında yer alan ve uzun süre konuşulacak o iddialar;
"Bakın, bu işten her seviyedeki insan zarar görüyor. Kadın metresi ile yaşıyor, metresinin parasını eski kocası ödüyor. Kadın bir erkeğin başına musallat oluyor, adamın servetini alıp gidiyor. Tersi de oluyor elbette. Kız kardeşinin mirasındaki payını gasbedenden tutun da, evlendiği kadının mihrini ödemeyen, kadının malını kendine sermaye edip sokağa atan, ya da karısına zulmeden erkek yok mu?

Ne numaralar dönüyor? Balkanlardan, Kafkaslardan kadın getiriyorlar. Özellikle de o bölgede yatırımı olan, o bölgelere ihracaat yapan bir işadamını gözlerine kestiriyorlar.
Ya da yüksek lisans yapıyor, ya doktora güya. Türkçe ya biliyor ya da öğreniyor. Ya Müslüman, İslam’ı daha iyi öğrenmek istiyor, ya da açık ama İslam’a ilgi duyuyor. Hikaye böyle başlıyor. İlginç bir hikayesi de var kızcağızın, ama çalışması da gerek. Dindar, Milliyetçi, Solcu, Liberal, fark etmiyor, herkese göre bir hikayeleri var. Kızcağız iş başvurusu yapıyor, onu tezkiye eden birileri de bulunuyor, içeriden-dışarıdan. Hocalar, ya da yurtdışındaki diplomat ya da politikacılar.
İşe başlıyor, her şey yolunda. Kız, patronun hep yanında, gözde, çalışkan.. Kız patronun zaaflarını öğrenip ona göre yaklaşıyor. İcabında damat, oğul, ortaklardan biri, kim uygunsa ona yaklaşıyor. Bir tek beraberlik, ardından kızda bir utanç, agresifleşme.. Nasıl oluyorsa annesi hasta, her gün onu arıyor. Daha sonra hamile kaldığını öğrenince, dönmeye karar veriyor. Gittiği yerde çocuğu doğurunca, kızın avukatından bir mektup. Yanınızda çalışan kıza tecavüz etmişsiniz ve kız doğurmuş. Tabii adamın saç teli, kan örneği bir şekilde alınmış. DNA testinde çocuğun adama ait olduğu anlaşılmış. Avukat dostane çözüm teklif ediyor. Eğer buna yanaşmazsa, konu mahkemeye intikal edecek ve ülkeye girdiği anda gözaltına alınacak ya da o ülkedeki alacak ve yatırımlarına tedbiren el konulacak.
Üstelik iş mahkemeye intikal ederse, eşiniz-dostunuz da duyacak. Zaten kaybedeceğiniz belli. Türkiye’de 2-3 çocuğunuz varken bir tane daha eklendi. Bunun anlamı şu: Bakmanız gereken ve mirasta pay sahibi bir çocuğunuz daha var. Bir de bir eşiniz daha var. Eğer uzlaşmazsanız, tazminat ödeyecek bir de hapse gireceksiniz. Ülkeye gelmezseniz, zaten mal varlığınıza el konulacak.

Zaten Avukat da anlayışlı biri (!). Kızla beraber yaşamayı teklif ediyor. Olmuş bir kaza, kız aslında patronunu seviyor. O ülkede ona bir ev tutar, o ülkedeki işlerin başına geçirir ve oradaki yatırımın makul bir hissesini kıza devrederseniz, kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. İsterseniz Türkiye’ye de dönebilir, ama o zaman oradaki yatırımınızın başına yine bu tezgahı kuran bir “baba-yiğid”in oturması şartı ile. Mafia ile ortak çalışacaksınız. Belki o oradaki işlerinizin daha hızlı görülmesini de sağlayabilir. Belki o yapı istihbaratla ilişkilidir, bilinmez. Artık arkası çorap söküğü gibi gelebilir.
Milli sermaye bu şekilde yabancıların, Mafyanın eline geçiyor. Yurtdışındaki varlıklarımız da. Yarın bir gün bir şekilde adamın başına bir iş gelirse o yatırımların kimi hesabına tescil edileceğini bilemeyebiliriz. Zaten şimdiden bunların bazıları birilerinin kasasına intikal etmeye başladı bile. Kimileri de Mafia ile masaya oturunca, şirketin hisse senetleri kumar masasında bizimkilerin kasasından çıkıp, başkasının kasasına geçiyor. Hal böyle olunca ister dizini döv, ister oğlunu, ister kızını! Bu örnekte kadına mı acırsın, adama mı. Bu işin suyunu çıkarttık. Kadın da, erkek de, aileler de, çocuklar da bu işten muzdarip."
"ELLERİNDE ŞEYH DE VAR FAHİŞE DE!"
Yurt dışına para kaçıran bazı iş adamları olduğunu da hatırlatan Dilipak yazısında şu ifadeleri de kullandı;
"Bakın, uluslararası sistemin elinin altında, Şeyh de var, fahişe de.. O paralarını yurtdışına kaçıranlar, ya da villaların altında konteynerle döviz ve altın stoklayanlar var ya. Bir gün için birileri onları Kaşıkçı gibi ortadan kaldırıp, o “paracıklar”a el koymaları benim için sürpriz olmaz. Bunlar kim, bilinmiyor değil efendiler!? Sağcınız da, solcunuz da, büyük ihtimalle biliniyor ve izleniyorsunuz. Tezgaha düştüğünüz gün, dostunuz olmadığını da anlayacaksınız. Kazandıklarını kusturacaklar!"