Bakan Fidan’dan net mesaj: “Biz hazırız! İki devletli çözüm olursa fiilen garantörlüğü üstleniriz”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ülke TV canlı yayınında “(Gazze) İki devletli çözüm hayata geçerse biz fiili garantör olma sorumluluğunu almaya hazırız” ifadelerini kullanarak Türkiye’nin rolüne hazırlanıldığını duyurdu. Fidan, Şarm el-Şeyh mutabakatını “tarihi” olarak nitelendirip, Gazze’nin yeniden inşası, Suriye ve bölgesel güvenlik meselelerinde Türkiye’nin somut adımlar atmaya hazır olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ülke TV’de yayınlanan “EN SIRADIŞI ÖZEL” programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şarm el-Şeyh’te sağlanan mutabakatı “tarihi” diye tanımlayan Fidan, kalıcı ateşkesin ve iki devletli çözümün önemine dikkat çekti: “Eğer iki devletli çözüm hayata geçerse biz burada fiili garantör olma sorumluluğunu almaya hazırız.” Bakan, bu sorumluluğun her devlete düşmediğini vurguladı.
Şarm el-Şeyh Mutabakatı ve Ateşkesin Önemi
Fidan, mutabakatın başlangıç olduğunu, mücadelenin bundan sonra da sürdüğünü söyledi. Gazze’de yaşanan insani krizin sona erdirilmesini birinci öncelik olarak tanımlayan Bakan, kalıcı bir ateşkes sağlanmazsa bölgenin yıllarca daha çatışma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. “Bu çatışma insanlığın vicdanını zorluyor; buna nihai bir son vermek zorundayız” dedi.
Garantörlük, Operasyonel Hazırlık ve Uluslararası Koordinasyon
Bakan, garantörlük konusunun hem siyasi hem de operasyonel boyutları olduğunun altını çizdi. Trump’ın planında yer alan görev gücü, barış konseyi ve istikrar gücü tanımlarına işaret eden Fidan, bu yapıların görev tanımlarının ve kompozisyonunun henüz netleşmediğini, Türkiye olarak hazırlıklı olmanın önemine vurgu yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin şimdiye kadar arabulucu rolünü başarıyla yürüttüğünü; ancak iki devletli çözüm gerçekleştiğinde sorumluluk almaya hazır olduklarını tekrar etti.
Mehmetçik, Gazze’ye Girecek mi? Hazırlıklar ve Seçenekler
Sunucunun “Mehmetçik Gazze’ye girecek mi?” sorusuna da cevap veren Fidan, her senaryoya hazırlıklı olduklarını ancak bunun “topyekûn bir operasyon” niyeti taşımanın ötesinde stratejik, koordineli adımlar gerektirdiğini söyledi. Türkiye’nin rolünün hem insani yardım hem de çözüm süreçlerinde aktif olacağını belirtti.
Suriye: Birinci Derecede Güvenlik Meselesi
Fidan, Suriye’yi Türkiye için “birincil güvenlik meselesi” olarak tanımladı. Lazkiye ve Süveyda’daki gelişmeler, YPG ile ilgili sorunlar ve bölgedeki istikrar meselelerinin Türkiye’nin güvenlik algısını doğrudan etkilediğini belirtti. Bu nedenle diplomasi, istihbarat ve koordineli askeri-diplomatik hazırlıkların sürdüğünü vurguladı.
Bölgesel Diplomasi ve Türkiye’nin Liderlik Vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin bölgesel dayanışmayı güçlendirdiğini söyleyen Fidan, Türkiye’nin “dominasyon değil iş birliği” anlayışıyla hareket ettiğini belirtti. Körfez ve Arap ülkeleriyle ilişkilerin yeniden şekillenmesinde Türkiye’nin arabulucu ve inisiyatif üstlenen rolünün öne çıktığını savundu.
İnsani Yardım, Yeniden İmar ve Tazminat Seçenekleri
Fidan, Gazze’nin yeniden inşası için kaynak bulunması gerektiğini, donör konferansları ve Dünya Bankası gibi kuruluşların maliyet analizlerinin önemli olduğunu ifade etti. Hukuki yolların (ör. Uluslararası Adalet Divanı) ve tazminat süreçlerinin de masada olduğunu; ancak önceliğin ateşkesin sürdürülebilirliği ve acil insani yardım olduğunu belirtti.
Geri Dönüşler ve Sınır Politikaları
Suriye’den geri dönen Suriyeli sığınmacılarla ilgili Fidan, yaklaşık 500 bine yakın kişinin geri dönüşünün söz konusu olduğunu söyledi. Bu dönüşlerin ekonomik, sosyal ve idari düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini; fabrika, bürokrasi ve altyapının çalışması için bu nüfusun ülkeye katkı sağlayacağını ifade etti.