Yol arkadaşını övdü: Abdullah Gül'ü ayaklı bir kütüphane olarak biliyoruz

Abdullah Gül Müzesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'ın katılımı ile açıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, Abdullah Gül Müzesi'nin açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları;

"Ülkemizde siyasi tarih müze geleneği yavaş yavaş oluşmaya başladı. Abdullah Gül Müze ve Kütüphanesi'ni bu geleneğin en önemli temsilcisi olarak görüyorum. Arzu edilirse tüm Cumhurbaşkanlarımız adına kurulacak her türlü desteği sağlıyoruz. Dünyada bırakacağımız hoş sadaların böyle güzel mekanlarda gelecek nesillere aktarılması, kültürümüze ve medeniyetimize yapılacak en önemli katkıdır. Tarihimizi kayda geçirme yaşatma ve gelecek nesillere aktarma konusunda aynı başarıyı gösteremiyoruz. Elimizin altında dünyanın en düzenli ve kapsamlı devlet kayıtları olan Osmanlı arşivleri bulunuyor. Bunu da doğru dürüst değerlendiremedik. Osmanlı arşivlerindeki belgelerin hurda niyetine satılmasının utancını bile yaşadık. Hükümetimiz döneminde dijital arşiv konusuna özen verdik.

YARIM ASRIN BİRİKİMİNİ YANSITACAK

Üniversite öğrenciliği yıllarından beri şahsen yol arkadaşı olduğumuz Sayın Abdullah Gül'ü ayaklı bir kütüphane olarak biliyoruz. Sayın Gül'ün yarım asrı bulan birikimini de yansıtan bir eser olacak. "

Abdullah Gül'ün konuşmasından satır başları...

"Bu müzeyi 24 Temmuz'da açacaktık. Ama bildiğiniz olaydan dolayı bunu erteledik. Bu müze fikri, gerek Dışişleri, gerek Cumhurbaşkanlığı dönemimde, yurtdışı seyahatlerinde önemli müzeleri ziyaret ettim. Bu tip müzelerin geleneği doğulan yerde, büyüyen ve siyasetçi olarak temsil ettiğiniz yerlerde oluyor. Bu müzeyi Kayseri'de yapmayı kararlaştırdığımda hukuki düzenlenlemeyi de yaptım. Böylelikle bu gelenek Türkiye'de de oluşmuş olur. Uzun yıllar sonra da diğer Cumhurbaşkanları için de tekrarlanır.

Buranın hikayesi anlatıldı. Burayı değerlendirmekle ilgili ismimi taşıyan üniversiteyi kurduk. Daha sonra burayı müze yaptık. Bu şehirden birçok değerli devlet adamları, siyasetçiler, sanayiciler, işadamları hep çıktı. En büyük özelliği de bu şehrin hayırseverliğiyle ortaya çıkması. Zaman zaman acı tarihimize de örnek oldu. Celal Bayar buradaki hapishanede bir dönemini geçirdi.

Burası sadece benim şahsımla ilgili müze olması ötesinde, bir siyasi tarih müzesi olarak düşündük. Bu müzeyi gezenler kısa süre içerisinde kompakt bir Türkiye tarihini burada görebilirler. Daha sonra da benimle ilgili bölümler var. Her ne kadar benim ismimi taşıyorsa da bu müze hepimizin hatırlarını yansıtmakta. Bütün bunları yaparken, hep gurur duyduğumuz işler yaptık. Tabular hep beraber yıktık, tarihe gömdük. Türkiye'yi ekonomik anlamda geliştirdik. Dış politikada çok güzel işler yaptık; doğu ile de batı ile de ilişkilerimizi olağanüstü geliştirdik.

Tarihte inişler çıkışlar söz konusu. Bizim yakın tarihimizde de var. 60'lar, 80'ler var... 28 Şubat dönemleri var. Bunlar hep ara dönemler olarak kaldı, bunları aştık ve Türkiye'yi ileri taşıdık. 15 Temmuz'da haince ve rezilce gerçekleştirilen bu olayı da geride bırakacağız. 14 Temmuz'da bu organizasyonu yapmak için Erol Olçak ile toplantı yapmıştık. Her şeyi planladığını, ne güzel olacağını söylemişti. Ertesi gün maalesef kendisini kaybettik, şehit oldu. Suçlu ve suçsuzu titizlikle ayıklayıp, suçluya gerekli cezaların verileceği herkesin emin olduğu husustur.

Müzede sergilenenler gösterecek ki demokrasi devamlı bir mükemmelleşme süreci demektir. En iyiyim diyenler de kendilerini geliştirmek zorundadır. Bu süreçte istişareler, eleştiriler, özeleştiriler olur ve hep ileri gidilir. Mevcut sorunları zamanında aşmalıyız ki sorunlar birikmesin. Bunun için demokrasinin reformcu bir niteliği vardır. Nasıl yaptığınız şeyler köklü bir reform süreci içerisinde bizi ileri taşıdıysa da yine aynı şekilde her şeyi en iyi yapmak için bu reform süreci gerçekleşecektir. Bu içinde yaşadığımız dönemi süratle atlatacağız ve Türkiye en parlak dönemlerini yaşayacaktır"

Gündem Haberleri