Yeşilçam'ın vamp kadını Feri Cansel, 1945 yılında Lefkoşa'da doğdu. Turist Ömer gibi birçok başarılı projede yer aldı.
Yeşilçam güzeli sevgilisinin kurbanı oldu!
Yılmaz Güney ile birlikte rol aldığı 'Bir Çirkin Adam' filmiyle adını duyuran Yeşilçam oyuncusu Feri Cansel'in sonu sevgilisinin elinden oldu. İşte Cansel'in trajik hayat öyküsü...
İlk evliliğini Britanya vatandaşı biriyle yapan Cansel'in bu evlilikten, Zümrüt adında bir kız çocuğu oldu. Güzel yıldız, evliliğin sona ermesiyle Türk sinemacılarla görüşmeye başladı. Bu sırada, Türkiye'de kalabilmek için bir apartman görevlisiyle kağıt üstünde evlilik yaptı.
Sinemaya 1964 yılında 'Kan ve Gurur' isimli filmle adım attı fakat figüranlık yaparak para kazanamayacağını anlayınca, Parisien isimli bir gece kulübünde direk dansçılığı yapmaya başladı.
Aktif bir sinema hayatı olan yıldıza, erkeksi tavırları ve küfürlü üslubu yüzünden 'Kasımpaşalı Emmanuelle' lakabı takılmıştı.
Bir dönem sinema sektöründe tanıştığı Yılmaz Güney'le aşk yaşayan Cansel, Yılmaz Güney'in 'Bir Çirkin Adam' filminde oynadı ve bu film, 1970 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden 3 ödülle ayrıldı. Ancak Feri Cansel, deli gibi aşık olduğu Yılmaz Güney ile evlilik hayalleri kurarken, bir anda terk edildi.
Cansel, bir röportajında erotik film furyası için şu sözleri kullanmıştı: Çıplak dünyanın her yerinde var. Tamam mı abi? Almanya'da şakır şakır muamele filmleri oynuyor. Soyunmayanlar benden ya da benim gibi soyunan arkadaşlarımdan daha iyi oyuncu mu? Hiçbirimiz teşhir hastası değiliz. Ne var ki, senaryo öyle gerektirdiği, seyirci de öyle istediği için soyunuyoruz.
Dobra güzel, 1979 yılında İzmirli ticaret adamı Melih Ük'e aşık oldu ve Melih Ük, Feri Cansel için İstanbul'a taşındı. Birlikte yaşamaya başlayan ikili, Moda'da Zümrüt isimli bir dükkan bile açtılar. Herkes, bu mutlu çifte imrenerek bakıyordu.
Feri Cansel, 1983 yılının ağustos ayında, Bursa'da bir gazinoyla 13 milyon liralık bir anlaşma sağladı. 1 Eylül gecesi, Cihangir'deki evinde, sabah Bursa'ya gitmek için çantasını hazırlıyordu. O sırada evde Seyfi Dursunoğlu, Pakize Songül ve kızı Zümrüt de vardı. Eski sevgili Melih Ük, gece geç saatlerde kapıya geldi.
Feri Cansel'in kızı Zümrüt o geceyi şöyle anlatmıştı:
Annem bazı şahsi eşyalarını almak için gelen Melih'le tartışırken ben odamdan çıktım. Annem ağlıyordu. Bir ara içeri girdim. Melih'in elinde silah vardı. Önce şakayla annemi korkuttuğunu sanmıştım. Silah sesleriyle içeri tekrar girdiğimde annemin duvara sürtünerek yere düştüğünü gördüm.. Tekrar silah patladı ve şuursuzca annemin üzerine kapandığımı hatırlıyorum. Bu ara namludan çıkan kurşunlardan biri alnımı sıyırarak geçmişti.
Sevgilisinin kurşunuyla can veren Feri Cansel'in cüzdanından Melih Ük'ün çocukluk resmi çıktı. Yakınları kendi aralarında topladıkları parayla talihsiz güzelin cenazesini, sessiz sedasız bir cenaze namazıyla Lefkoşa Mezarlığı'na defnetti.
Cinayetten 2 gün sonra Moda'da yakalanan Melih Ük, savunmasında Feri Cansel'in kendisini kovmak için silahı eline aldığını, bu sırada yaşanan karmaşada Feri Cansel'in vurulduğunu, yaşananlardan pişman olduğunu söyledi.
Melih Ük, 1984 yılında çıktığı duruşmada 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı fakat aftan yararlandığı için yalnızca 7 yıl yattı.