Yeni başbakanın adını koyalım...

Hürriyet Gazetesi yazarı Fatih Çekirge, Davutoğlu sonrası dönemin şifrelerini yazdı...

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun neden görevinden ayrıldığı bellidir.

Tartışmaya, kulise, polemiğe, fitneye, siyasetin bel altı tüccarlığına gerek yok.

Yeni seçilecek genel başkana ve başbakana bakalım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha Davutoğlu’nu GENEL BAŞKAN olarak açıkladığı toplantıda hedefi koymuştu:

- Türkiye’yi başkanlık sistemine götürecek bir geçiş başbakanı ve hükümeti...
- Paralel’le ve TERÖRLE mücadele...
- Ve tam uyum.

Davutoğlu bu rotayı ne kadar takip etti sorusu, bugün gelinen nokta ile açıklanabilir.
O yüzden adını koyalım.
Önümüzdeki yeni dönemde, yeni seçilen başbakan ve AK Parti yönetimi...

- Başkanlık sistemi için yoğun bir çaba harcayacak... Çaba harcar gibi görünüp kuvvetli başbakanlık havası yaymayacak.
- Paralel’le mücadele kesintisiz sürecek...
- Silahlar bırakılana kadar terörle mücadele yoğunlaşacak.

Peki Cumhurbaşkanı’yla başbakan uyumu nasıl olacak?
Basit.
- Başbakan, Cumhurbaşkanı’na danışarak yönetecek.
Yani?
Bir diplomat dostum şöyle demişti:
“Son dönemde Başbakan’ın dış gezileriyle Cumhurbaşkanı’nın dış gezilerini koordine etmek öylesine güçleşmişti ki... Mesela davet ettiğimiz bir işadamı şöyle dert yanmıştı... Sayın büyükelçim, Sayın Cumhurbaşkanımızın davetiyle bir ülkeye gidiyoruz... Çok başarılı bir ziyaretle dönüyoruz. Ancak tam işlerimize bakacağız... Hemen ardından bu defa Başbakan’ın daveti geliyor. Üstelik aynı ülkeye ya da aynı kıtaya... Gitsen bir türlü gitmesen bir türlü... Yani Başbakan neden hemen arkadan aynı ülkeye gider?”
Yalnızca bu sözler bile Davutoğlu’nun rotasındaki sorunu anlatmaya yetiyor.

22 Mayıs sonrasına gelirsek...
Eğer AK Parti’nin doğal ve tartışmasız lideri Tayyip Erdoğan’sa...
Eğer, başbakanı belirleyen oysa...
Eğer o parti yalnız onu dinliyorsa...
Ve göreve gelen başbakan bunu kabul ediyorsa...
O zaman bu tür sıkışmalar OLMAYACAK. Başbakan buna dikkat edecek.
Kızabilirsiniz...
“Anayasa” diyebilirsiniz...
Ama bilin ki bu yalnızca Tayyip Erdoğan’ın meselesi değildi.

Rahmetli Özal cumhurbaşkanı olduğunda ANAP’tan çıkacak başbakan adayı için neler yaşanmıştı?

O tarihlerde Hürriyet’in Ankara temsilcisiydim.
Özal her fırsatta, bu iki başlı sistemin Türkiye’nin önünü tıkadığını söyler, şikâyet ederdi.
Savunma Bakanı Hüsnü Doğan’ı bu yüzden azletmişti. Genelkurmay Başkanı Org. Torumtay ( Allah rahmet eylesin) istifa etmişti.
Başbakanlarla defalarca karşı karşıya gelmişti.
Özetle, 82 Anayasası “iki başlı” bir anayasadır.
Ve denizcilerin bir sözü vardır:
“İki kaptan bir gemi batırır.”

KESİN SADAKAT, GÜVEN

Anlaşılan odur ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir deneme yaptı.
Tam olmadı...
Şimdi, önümüzdeki en kritik dönemde, çok yakın çalıştığı, Türkiye’nin yatırımlarını, projelerini, altyapısını bilen ve egosundan arınmış bir isimle çalışacaktır.
Yine söylüyorum... Kızabilirsiniz, itiraz edebilirsiniz...
Ama gerçek şudur...
Halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı zaten psikolojik olarak başkandır.
İktidar partisi bunu kabul ediyorsa...
ANAYASAL bir değişiklik, bir numaralı gündem maddesi olacaktır.
Belki de yeni seçilecek AK Parti genel başkanı, her salı TBMM’de bir memur gibi partisinin grup toplantısında konuşmayacaktır bile.
İş yapacaktır.

Siirt’teki muhtarın dediği gibi:
“Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyacaktır.”
Vesselam.

Yaşam Haberleri