Vefanın en güzel örneği: Binali Yıldırım

Dün gündeme Devlet Bahçeli tarafından bırakılan bombanın sonuçlarını bekleye duralım…

Öğlen saatlarinde bu bombanın etkisini hep birlikte göreceğiz…

Erken seçim olur mu?

Olursa kimin işine yarar?

Muhalefet kimi aday çıkarır?

Abdullah Gül ne yapar?

Meral ablanın skoru kaç olur?

AK PARTİ teşkilatı metal yorgunluğunu üzerinden atar mı?

Teşkilat içindeki görünür ve görünmez hainler temizlenebilir mi?

Bürokraside beklenen devrim yapılabilir mi?

İçeriden ve dışarıdan farklı şekle bürünmüş saldırılar devam ederken nasıl bir seçim süreci yaşayabiliriz?

Cevabı beklenen soruları yazmakla bitiremem.

En iyisi yazımın esas konusu olan Binali Yıldırım beyle devam edeyim…

Bu yazımda uzun zamandır bir fırsatını kolladığım bir şeyi yapmak, başbakan Binali Yıldırım bey ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum...

Binali beyin başbakan oluş sürecini bilmeyen yoktur tahminimce…

Bu yazımda bilinenlerin tekrar bir hatırlatmasını yaparak, siyasilerin olması gereken en önemli vasıflarının başında gelen vefa duygusuna vurgu yapmak ve siyasetin ne kadar uzun soluklu olduğunu hatırlatmak istiyorum...

Siyaset kavramının nereden geldiğini ve buradan hareketle siyaset üzerine etraflı bir analiz/yorum yapmayı bir başka yazıma bırakıyorum şimdilik… Borç haneme yazın!

Binali beyin en önemli özelliklerinden biri toplumun nabızını en iyi şekilde tutarak Allah vergisi olan sempatik tavrı ile halka güven ve rahatlık vermesi...

İzmirli olmamdan dolayı Binali Yıldırım'ın geçtiğimiz seçim sürecinde muhalif geçinen akraba ve arkadaşlarımın üzerinde bıraktığı olumlu etkinin, bu konudaki fikrimi sağlamlaştırdığını söyleyebilirim...

Binali Yıldırım tam bir görev adamıdır…

Üzerine aldığı her işi en iyi şekilde ve gürültüsüz, patırtısız, reklamsız yapar…

Çalışkandır…

Nüktedandır…

Samimidir…

Doğaldır…

“İçimizden biri” olmanın avantajını iyi kullanan bir siyasetçidir...

Bütün bu insanca güzel vasıflarını vefa duygusu ile taçlandırması ise gerçekten de çok güzel bir örnektir!

Siyaset çok uzun soluklu bir yoldur…

Bu yüzden nefesinizi iyi ayarlamanız gerekir…

Bazı başbakanlar, cumhurbaşkanları gibi, onlara emaneten sunulmuş makamı kendi babalarının evinden getirdikleri duygusuna kapılarak, kendilerini “bulunmaz hint kumaşı” zannederek, “bilge adam”, “ılımlı sakin adam” gibi gazlara gelip havalara girerek en yakın dava arkadaşlarına bile çelme takmaya kalkarlar ve kendilerini tepetaklak siyasi hayatın çöplüğünde bulurlar…

En acı olanı ise kendilerine o gazları verenlerin onları ilk vuranlar olmalarıdır...

Sonuç olarak her yerde olduğu gibi sayasette de iyi ve doğru adam olduğu gibi, içten pazarlıklı ve kendi çıkarlarını herşeyin üstünde tutanlar vardır...

Ve “siyaset mezarlığı” kendini “vazgeçil(e)mez adam” zanneden mevtalarla doludur!

Binali Yıldırım ülkenin en zor zamanlarında olumlu ve destekleyici tavrı ile liderinin yanında olmuş ve görevini layıkıyla yerine getirmiştir, getirmeye de devam edecektir!

Türkiye’nin sistem değişikliğine her geçen gün yaklaştığı bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin son başbakanı olarak tarihe adını güzel bir şekilde yazdırmıştır...

Türkiye'nin ilk Devlet Başkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı göreceğimiz günlere doğru zorlu bir döneme tanıklık yapıyoruz…

Dünya ve ülkemiz her türlü provakosyon ve saldırıya açık…

Duruşunu sağlam tutumak en zor mücadele…

Allah sabredenlerle, yâni “şartlar ne olursa olsun Hak ve Hakîkat’in gereği olan duruşu ve tavrı gösterip bunu bozmama azminde olanlarla” birliktedir!

NOT: Avusturya tüm AB birliği ülkelerinde olduğu gibi kendi toplumsal olaylarını bir tarafa bırakmış, tüm dikkatini İslam'a dolayısıyla Müslümanlara vermiş durumda… Bana göre çok acayip bir döneme tanıklık yapıyoruz… Biz Müslümanlarda olması gereken bireysel özelliklerin çoğuna sahip olan Avrupalılar ile Allah'ın önerdiği yaşam biçiminin tam tersini yaşayan Müslümanların mücadelesi artık oldukça görünür hale geldi… Bu durum bana Allah'ın Müminleri çok ciddi bir şekilde uyardığı, Maide suresi 54. ayetini sık sık hatırlatıyor…

“Siz ey Hakk Dîn’e îmân etmiş ve Hakk Dîn’e îmânlarının gereğince yaşamayı bir hayat tarzı ve ilkesi hâline getirmiş olanlar ailesi! Sizden dinlerini reddeden ve ondan gerisingeri dönenler olursa bilsinler ki, ALLAH zaman içinde onların yerine, sevdiği ve O’nu seven bir toplum veya topluluk getirir! Onlar mü’minlere karşı daha alçak gönüllüdür, Hakk ve Hakîkat’i bildikleri halde onu, üzerini örtmek suretiyle hem kendilerinden, hem de başkalarından gizleyen, böylece Hakk ve Hakîkat’in inkârına yol açanlar karşısında daha dik ve onurlu bir duruş sergilerler. ALLAH’ın rızâsını kazanmaya götüren kolaylıklarla dolu yolda, maddî ve mânevî bütün imkânlarını sonuna kadar seferber ederek üstün çaba sarfederler ve andolsun, insanı, içinde bir alçaklığın, soysuzluğun, rezilliğin ya da adiliğin bulunduğu bir şeye nisbet ederek kınayan kınayıcıların kendilerini kınamasından asla korkmazlar! İşte bu, ALLAH’ın herhangi bir talep olmaksızın ve özel bir çaba gösterilip hakk edilmeyi gerektirmeksizin fazladan bahşedilmiş üstün kılıcı bir artı değeridir! Onu, kullarından kimin Hakk ve Hakîkat doğrultusunda gizli, yâni henüz bilinç düzeyine yükselmemiş ya da açık bir beklentisi olduğunu bildiği için, insanın kendi özgür irâdesiyle Hakk ve Hakîkat karşısında takındığı tavır-sergilediği tutumuyla gereğini yerine getirdiği zaman, bunun karşılığını veren İlâhî İrâdesiyle, kime isterse ona verir! Andolsun ki ALLAH herşeyi rahmetinin, ilminin, kudretinin, irâdesinin sonsuzluğuyla kuşatır, herşeyi özüne nüfuz ederek, nitelik olarak derinliğine, nicelik olarak tüm ayrıntılarıyla bilir.”

Haberleri