TCMB’nin yayımladığı Finansal İstikrar Raporu’nun “Finans Dışı Kesim” başlıklı bölümünde, Türkiye’de hanehalkı borçluluğundan kredi kartı kullanımına, konut piyasasından reel sektörün döviz pozisyonuna kadar birçok kritik başlık değerlendirildi. Raporda, sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirlerin finansal sistem üzerindeki etkilerine dikkat çekilirken, özellikle teminatsız bireysel krediler ve şirketlerin dış borçlanma eğilimi öne çıktı.
Rapora göre Türkiye’de hanehalkı finansal borcunun GSYİH’ye oranı 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 10,1 seviyesine çıktı. Bu oran hâlâ gelişmekte olan ülke ortalamalarının belirgin şekilde altında kalsa da, 2025’ten itibaren yeniden artış eğilimine girdi. Özellikle ihtiyaç kredileri, kredi kartları ve kredili mevduat hesaplarında yaşanan büyümenin milli gelir artışının üzerine çıktığı belirtildi. TCMB, buna rağmen sıkı para politikası ile BDDK düzenlemelerinin borç artışını dengeleyici rol oynadığını vurguladı. Raporda, kısa vadeli ve teminatsız bireysel kredilerin toplam borç içindeki payındaki yükselişin son dönemde yavaşladığına dikkat çekildi.
Raporda konut piyasasında dikkat çeken bir hareketlenme olduğu vurgulandı. Reel olarak gerileyen konut fiyatları ve ilk ev alımına yönelik kredi kolaylıklarının ipotekli konut satışlarını desteklediği belirtildi. Konut kredilerinde son dönemde sınırlı da olsa canlanma yaşandığı ifade edildi. Buna karşılık taşıt kredilerinde sıkı kredi-değer oranı uygulamalarının etkisiyle zayıf görünümün sürdüğü kaydedildi. Özellikle elektrikli araçlar dışındaki otomobil finansmanında kredi kullanımının belirgin şekilde baskılandığı vurgulandı. Raporda ayrıca tasarruf finansman şirketlerinin taşıt finansmanındaki ağırlığının hızla arttığına dikkat çekildi. Mart 2026 itibarıyla bu şirketlerin taşıt kredi bakiyesindeki payının yüzde 60’ı geçtiği belirtildi.