Üç günlük Viyana molasından sonra Berlin'e dün gece geldik...
Her yıl düzenlenen Müslüman Gençlerin toplantısı bu gün başlıyor...
Neredeyse 25 yıldır düzenlenen bu toplantının özelliği ise Almanya'nın her şehrinden, kasabasından Müslüman gençler, sorunlarını konuşmak, tartışmak için buraya geliyor...
14-30 yaş aralığındaki bu gençler, çok farklı etnik kökenden gelen Müslümanlar...
Ben bu ortamda inanılmaz umutlu ve mutlu oluyorum...
Gençlerin yaptığı bu organizasyon neredeyse profesyenel şirketleri aratmıyacak kadar mükemmel...
Herkese önceden ne görev alacağı bildiriliyor, kurallar belli, ibadetler hep birlikte yapılıyor, konferanslar, paneller, konserler, kitap satışları, birlikte iftar ve sahur, bu birliktelik ve cemaat namazlarının verdiği huşu anlatılamaz...
Dün akşamdan beri konuştuğum yirmi küsur gencin hepsi eğitimli, en az üç dil bilen, hedeflerini belirlemiş, dünya ile ilişkisini sağlıklı kurmuş, aidiyet duygusu gelişmiş ümmet Müslümanları...
Türkiye'deki çevremde tanıdığım dindar dostlarımın çocuklarını düşününce gerçekten canım acıyor...
Nerede hata yapıyorlar, neyi eksik bırakıyorlar yahut neyi fazla veriyorlar sorgulamadan duramıyorum...
Burada yaşayan gençler Recep Tayyip Erdoğan'ı kendileri için Mümünlerin Emiri olarak kabul ederken... Bizim çocuklarımız, yaşadıkları ülkenin gerçeklerinden nasıl bu kadar uzaklar?
İnsan gerçekten çok şaşırıyor...
Elbette bu durumun tek bir suçlusu yok... Suçlu çok ama bu suçu kabul edip düzeltme çabası ise neredeyse yok gibi...
Türkiye'deki gençleri bir tarafa bırakarak gelelim Avrupa'lıların Tayyibofobi = İslamofobisine...
Viyana'da yaşayan akedemisyen, eğitim bilimci Kevser Muratoviç’le konuştuk Avusturya'nın son durumlarını, yeni iktadarın uygulamalarını...
Geçtiğimiz günlerde televizyonda bir açık oturuma katılan Kevser'in söyledikleri belki biraz olsun Avrupa'lı faşist zihniyetin kafayı CumhurReisimiz Recep Tayyip Erdoğan ile nasıl yediğini anlamanızı sağlar...
Son yıllarda neredeyse tüm Avrupa gibi, Avusturya'da da tüm siyasetçiler politik söylemlerini İslam üzerinden yapıyorlar...
Zaten bunu bilmeyen yok, ama son geldikleri nokta gerçekten akla ziyan durumunda...
Kevser Muratoviç'in katıldığı açık oturumun konusu ilkokuldaki çocukların başını örtmesi bahane edilerek getirilmek istenen yasak...
Aslında böyle bir sorun olmamasına rağmen, neredeyse yok denecek kadar az olan öğrenci sayısına rağmen, bunu çok büyük bir sorun gibi gündeme taşımak ve bu yasağın bir adım ötesini konuşup, ortaokul ve lisede yasakların uygulanması için alt yapı oluşturmak ve bunu yasa haline getirmek...
Tartışmanın sonunda sözde demokrat, bir hanım gazeteci bombayı patlatıyor “Sizleri bu hale Tayyip Erdoğan getirdi!” diye...
Önce bu söylemi yanlış anladığını zanneden Kevser, gazeteci hanıma ne demek istediğini tekrar sorunca, aynı cevabı alıyor... "Daha önce örtü diye bir sorun yoktu!Türkiye'de bile yasaktı! Bu problem Tayyip Erdoğan'la başladı siz de AKPARTİli misiniz?" diye sözlerine devam ediyor...
Kevser şaşkınlıkla cevap veriyor "Hanımefendi biz Allah istediği için örtünüyoruz, Tayyip istedi diye değil!" cevabı ile söze başlıyor, onların cehaletini su yüzüne çıkaran uzun bir konuşma yapıyor...
Bu sadece buz dağının görünen yüzü...
Avrupalı faşist zihniyetin derdi:
İslam ve onun şu konjonktürde temsilcisi olan;
Dik duran;
“Dünya beşten büyüktür!” diyen;
“Kudüs artık bize emanet!” diyebilen;
“İsrail katil bir devlettir!” diye haykıran;
Müslümanlara "Haydi daha ne duruyorsunuz birleşmeliyiz Allah'ın istediği gibi!" diye hatırlatma yapan;
Zalime “Dur!” mazluma “Yanındayım!” diyen;
Allah'tan başka kimseden korkmayan,CumhurReisimiz onların baş düşmanı!
Ve bu yüzden onu yok etmek için herşeyi deniyorlar... Denemeye de devam edecekler...Allah fırsat vermesin!
NOT: Milletvekili adayları için son viraja girildi...İnşaallah bu seçimde seçilecek adaylar liyakat sahibi, onurlu, ülke için çalışan, doğru kişilerden oluşur... İnce eleyip, sık dokumak ve çok düşünmek gerekiyor... Hayırlısı...