ABD’nin resmi açıklamasında bunların “müşterek kuvveti düşmanca eylemlere karşı savunabilecek” sistemler olduğu belirtiliyor. Silahların tipi, sayısı, hangi yörüngelerde bulunduğu ve test edilip edilmediği ise özellikle gizli tutuluyor.
Bu, terminoloji açısından son derece önemli. ABD yıllardır karadan çalışan anti-uydu ve elektronik harp sistemlerine sahipti; fakat yörüngede silah bulunduğunun siyasi düzeyde açıkça kabul edilmesi yeni bir aşama. AP de bunu ABD’nin ilk açık teyidi olarak değerlendiriyor.
TRUMP'TAN “SALDIRI GÜCÜ” VURGUSU
ABD Uzay Kuvvetleri, Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde 2019 yılında kuruldu.
70 yılı aşkın süre içinde ABD ordusuna eklenen ilk yeni kuvvet olan Uzay Kuvvetleri'nin temel görevlerinden biri, iletişim, istihbarat, gözetleme ve navigasyon için kullanılan yüzlerce Amerikan uydusunu korumak.
Trump geçen yıl yayınladığı başkanlık kararnamesinde ise Uzay Kuvvetleri'nin rolünün yalnızca ABD'nin uzaydaki varlıklarını savunmakla sınırlı olmadığını vurguladı.
Kararnamede kuvvetin gerektiğinde saldırı kapasitesine de sahip olması gerektiğinin altı çizildi.
“ALTIN KUBBE” PLANININ DA PARÇASI
Trump yönetimi, uzay tabanlı askeri sistemleri ABD için planlanan “Altın Kubbe” savunma sisteminin önemli unsurlarından biri olarak görüyor.
Plan kapsamında uzaya konuşlandırılacak önleyici füzelerle ABD'nin tüm hava tehditlerine karşı korunması hedefleniyor.
Uzayda silahlanma konusunda uluslararası hukuk ise belirli sınırlamalar getiriyor.
1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması, nükleer silahlar ve diğer kitle imha silahlarının Dünya yörüngesine yerleştirilmesini yasaklıyor.
Ancak anlaşma, uzaydaki bütün askeri sistemleri yasaklamıyor. ABD, Rusya ve Çin dahil büyük güçler yıllardır rakip ülkelerin uydularını hedef alabilecek farklı teknolojiler üzerinde çalışıyor.