'Mutlak butlan' kararı sonrası CHP'de kritik gelişmeler peş peşe gelmeye devam ediyor. Son olarak CHP'li 111 vekil kurultay için imza toplarken gözler iç seçime çevrildi. Peki, CHP'nin seçime girmeme riski var mı? Hukukçu Cüneyd Altıparmak tek tek açıkladı.
CHP'NİN SEÖİME GİRMEME RİSKİ VAR MI?
Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan hukukçu Cüneyd Altıparmak, 'CHP'nin seçime girmeme riski var mı?' sorusunu tek tek ele alarak detayları aktardı. Altıparmak, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"CHP 'SEÇİME GİREMEZ' TARTIŞMASINA HUKUK NE DER?
Kurultayın İptali Başka, Kongre Yapmamak Başka!
Pek tabi tutarlı her görüş kıymetlidir. Ancak, birkaç gün içinde ortaya atılan kongre yapılmaz ise CHP seçime girme yeterliliği kaybeder meselesinin doğru değerlendirilmediği kanaatindeyim. Bugün katıldığım yayındaki görüşümü biraz daha açmak ve yazılı olarak da sizlerle paylaşmak istiyorum.
HUKUKÇU CÜNEYD ALTIPARMAK TEK TEK AÇIKLADI
Durumu ve görüşümü birkaç maddede özetleyerek izah etmek isterim:
1 Anayasa m.69 ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 14 ve 36. maddeleri, siyasi partilerin belirli sürelerde kongrelerini yapmalarını öngörür. Ancak bu düzenlemelerin amacı, kongrelerini yapmayan ve örgütsel varlığını sürdürmeyen siyasi partiler bakımından bir yaptırım mekanizması oluşturmaktır.
2 CHP bakımından durum tamamen farklıdır. Parti; 2023 ve 2025 yıllarında olağan kurultay, ara dönemlerinde ise olağanüstü kurultay icra etmiştir. Yani kongre yapmama değil, tam tersine kongre yapma iradesi bulunmakta, eylemli biçimde gerçekleşmiş durumdadır.
3 Mahkemenin mutlak butlan kararı varsayımında ortaya çıkan sonuç, "kongre yapılmaması" değil, yapılan kongrelerin hukuken geçersiz sayılmasıdır.
4 Hukuken bir şeyin hiç yapılmaması ile yapılıp sonradan iptal edilmesi aynı şey değildir. Yapmamak, kanunun öngördüğü yükümlülüğün hiç yerine getirilmemesidir. İptal ise yapılmış bir işlemin hukuka aykırılığının sonradan tespit edilmesidir. Bu nedenle kongre yapmayan bir parti ile kongre yapmış ancak kongresi sonradan geçersiz sayılan bir partiyi aynı kefeye konamaz. İptal edilmiş işlem ile hiç yapılmamış işlemin aynı hukuki sonuca bağlanması, hukuk mantığı bakımından da isabetli değildir.
5 Hukukun temel ilkelerinden biri şudur: Kimse, kendi kusurundan yararlanamayacağı gibi, hukuka aykırı bir durumun sonuçları da aleyhine yorumlanamaz. Eğer bir kurultay hukuken sakatlanmış kabul ediliyorsa, bu durumun süre hesabında parti aleyhine sonuç doğuracak biçimde yorumlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
6 Daha da önemlisi ise şudur: 03 Kasım 2023 ile mutlak butlan kararının kesinleşeceği tarih arasında geçen sürenin (bu üç yılı bile bulabilir) olağan kongre süresinin hesabında dikkate alınmaması, hukuki sürecin doğal sonucudur. Çünkü parti bu dönemde hukuken geçerli kabul edilecek bir kurultay yapma imkânına fiilen sahip olmamıştır. İmkânın bulunmadığı yerde sorumluluktan söz edilemez.
7 Bir başka ifadeyle, mahkeme kararı partiye, "Kurultayınız geçersizdir, eski yönetime dönün" diyorsa, aynı anda, "Bu arada geçen süreyi de aleyhinize sayıyorum" diyemez. Bu yaklaşım hukuk güvenliği ilkesine aykırı olur.
8 Anayasa'nın 68 ve 69. maddelerinde güvence altına alınan siyasi parti özgürlüğü de bu yorumu desteklemektedir. Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle süre hükümleri dar değil, siyasi faaliyeti koruyacak şekilde yorumlanmalıdır.
9 Bu konuda nihai değerlendirme yapılması gerektiğinde YSK'nın seçim hukukuna ilişkin görev ve yetkileri çerçevesinde meseleye açıklık getirmesi mümkündür.
10 Bir partiyi hukuka aykırı kurultaydan kurtaran yargı kararı, süre hesabında o partiyi cezalandıran bir sonuca dönüştürülemez.
SONUÇ OLARAK;
-Ortada kongre yapmayan bir siyasi parti değil, yaptığı kongrelerin hukuki akıbeti yargı kararıyla tartışmalı hale gelen bir siyasi parti bulunmaktadır.
-Bu nedenle "kongre yapmama" hali için öngörülmüş yaptırımların, kongresini yapmış bir partiye uygulanması hukuken tartışmalıdır.
-Dahası, hukuka aykırı olduğu kabul edilen bir kurultayın sonuçlarını ortadan kaldıran yargı kararının, aynı zamanda o siyasi partiyi seçime katılma hakkından mahrum bırakacak şekilde yorumlanması hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmaz.
- Hukuk devleti, yaptırımları genişleterek değil; siyasi hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde yorum yapmayı gerektirir. Bu nedenle CHP bakımından meselenin "kongre yapılmadı mı?" sorusuyla değil, "kanunun yaptırıma bağladığı ihmal hali gerçekten mevcut mu?" sorusuyla değerlendirilmesi gerekir.