sayimcinar@gmail.comSayım Çınar, Assos, Ayvalık ve Cunda seyahatini SuperHaber'e yazdı
Sadeliğin üç günü
Sayım Çınar, Assos, Ayvalık ve Cunda seyahatini SuperHaber'e yazdı
Yönetmen Mahmut Coşkun ve gazeteci eşi Kübra Par ile son derece spontane bir tatil deneyimi yaşadım geçtiğimiz günlerde. Bir şehir gezgini olarak yalnızca yurtdışı değil ama kendi ülkemizin gizli kalmış şehirleriyle de son derece ilgiliyim. Assos böyle bir duraktı benim için, yeniden keşfedilmesi gereken bir gizli cennetten söz ediyorum.
Bandırma feribotuyla geçtim, servisle alındım ve devamında kendimi Assos’ta buldum. Assos kafa dinlenebilecek bir yer. Çeşme ve Alaçatı’dan daha az popüler, bu yönüyle üvey evlat gibi. Denizi temiz ve soğuk. Akşamı da sabahı da çok güzel. Huzur her yanda, günler uzun ve zengin geçiyor bu topraklarda.
Biz taş odalarda kaldık. Doğanın içinde gizli saklı bir tatil deneyimiydi yaşadığımız. Yakınında son derece güzel yerler var. Behramkale müthiş ilgi çekici.
Tuğba ve Mete bahsettiğim taş odaları işletiyor, çocuklarıyla ve ekibiyle müthiş sıcak bir ortam karşıladı bizi.Doğal ve lezzetli yemekler sizi bekliyor. Bir gün önceden istediğiniz yemeği de söyleyebiliyorsunuz. Bu yönüyle kişiye özel bir tatil deneyimi yaşatıyor.
Tarihle iç içesiniz Assos’ta. Sakin ve huzurlu bir tatil istiyorsanız en doğru yerdesiniz. Organik kahvaltı, sebzeler, meyveler, birbirinden özel zeytinlerle sofralar kurulu.
Yedi odalı bu yerin adı Otel İdasos. Akşam tatlı serinliği en güzel burada yaşanıyor. Kuzey Ege’yi ihmal etmemeli, hele de böyle yerler varken. Zeytinyağı, balık, şarap ve aşk işte tam burada buluşuyor.
Dediğim gibi, birçok yer görebiliyorsunuz Assos’ta. Kaz Dağları’na çıkabilirsiniz. Ayvacık Köyü’nü mutlaka gezmelisiniz. Köy meydanlarını görmelisiniz. Aydede plajı yine mutlaka görülmesi gereken bir yer. Assos size birçok yeni ve taze deneyim sunuyor.
Bodrum Alaçatı ekseninden çıkmalıyız artık diye düşünüyorum.Bir sonraki durağım ise Ayvalık oldu.
Ayvalık’ta Ziya Bey Konağı’na geçtim bir noktada. Özel bir yerdir benim için. Sabah’tan Figen Yanık, buradaki mihmandarımdı. Vino Şarapevi’ne gittik birlikte. Reyhan Hanım likörle ilgili bir kitap hazırlamış, bu deneyimi dinlemek de çok ilgi çekiciydi. Can Yayınları etiketiyle yayınlanmış bir çalışma. Kitabı mutlaka okuyacağım. Ve Cunda… Cunda Köyü çok özel bir yer. Neler mi yapmalısınız, hele de zamanınız sınırlıysa?
Bay Nihat’ta mutlaka bir akşam yemeği yemelisiniz. Semt pazarına gitmelisiniz. Değirmenin yanında yapılan bir kütüphane var, mutlaka görmelisiniz.
Cunda’da sadelik ön planda. Ayna adında bir restoran var, eğer peşinde olduğunuz saf ve temiz yemekler, mezelerse doğru yerdesiniz.
Bu üç günün ardından anladığım şey şu oldu: Paraya endeksli bir hizmettense gönülden gelen konaklama ve yeme içme deneyimi her şeyden önemli! Üç günlük tatilimin başrolünde sadelik, lezzet ve huzur vardı, sizlere de öneriyorum! Kuzey Ege kaybolmak için en doğru yer…