Sabah gazetesi İzzet Çapa haberindeki hatasını kabul etti

Sabah gazetesi ombudsmanı İbrahim Altay, bugün İzzet Çapa'nın gözaltına alınmasını gazetesinin haberleştirme şeklinin eleştirdi.

Teşvikiye Caddesi üzerindeki ünlü bir kafede oturan Hakan Başaran isimli kişi yine aynı kafede oturan 2 kişinin silahlı saldırısına uğramıştı.

Başaran bacağından yaralanmış, şüpheliler kaçmıştı.

Olayın ardından o dönemde Hürriyet gazetesinde röportajlar yapan ünlü işletmeci İzzet Çapa gözaltına alındı.

Silahlı saldırının 'azmettiricisi' olmakla suçlanan İzzet Çapa ifadesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Çapa'nın yargılandığı davanın ilk duruşması da geçtiğimiz gün görüldü.

SABAH GAZETESİ HATASINI KABUL ETTİ

Sabah gazetesi ombudsmanı İbrahim Altay, bugün İzzet Çapa'nın gözaltına alınmasını gazetesinin haberleştirme şeklinin eleştirdi.

4 Nisan 2016'da Sabah'ta yayımlanan haberin başlığının tırnak içinde 'Azmettirici İzzet Çapa.' olduğunu, belirten Altay, medyada 'tırnak işareti' kullanımını eleştirdi.

İşte o yazı:

* Masumiyet karinesi ve takip haberleri

Tırnak işareti gazeteciliğin kullanışlı vasıtalarından biridir. Yer kazandırır, başlığı çarpıcı hale getirir, alaka uyandırır.

Sadece röportajlarda değil haberlerde de kullanılır. Gazete editörü bir başlığı tırnak içine aldığında kabaca şu mesajı verir: "Cümle bana ait değil, habere konu kişilerden biri söyledi; ben de ilgi çekici bulduğum için başlığa çektim."

Ne yazık ki ben okurun röportajlar dışında bu ayrımın farkına vardığından emin değilim. Özellikle suçla bağlantılı haberlerde.

4 Nisan 2016'da Sabah'ta yayımlanan haberin başlığı tırnak içinde 'Azmettirici İzzet Çapa.'

Nişantaşı'nda bir kafede silahlı saldırıya uğrayan ve yaralanan Hakan B. bu işin azmettiricisinin eski ortağı İzzet Çapa olduğunu iddia etmiş. Zaten spotta da bu durum 'öne sürdü' ibaresiyle belirtilmiş.

Etik açısından tartışmalı bulsam da teknik açıdan buraya kadar her şey normal.

Fakat haberin içinde sadece Hakan B.'nin iddialarına yer verilmesi, İzzet Çapa'nın 'cevap hakkına saygı' gösterilmemesi bir eksiklik. Böyle durumlarda 'iddia edildi gazeteciliği' yapılacaksa bile tüm tarafların iddialarına yer verilmeli.

Geçtiğimiz 30 Haziran 2016'da davanın duruşması gerçekleştirildi. 75. Asliye Ceza Mahkemesi 'suçun sabit olmadığı' gerekçesiyle Çapa'nın beraatine karar verdi.

Elbette bu karar da henüz bütün aşamalardan geçmiş ve kesinleşmiş değil. Bozulabilir, onanabilir, mahkeme kararını değiştirebilir, mahkeme kararında diretebilir, tekrar bozulabilir, tekrar onanabilir. Neticede bu halen görülmekte olan bir dava ve gazeteciler bütün aşamaları boyunca 'masumiyet karinesi' ilkesine riayet etmeli.

Bir başka önemli sorun da takip haberlerinin ilk haberler kadar ilgi görmemesi. Hem gazeteler hem de okurlar açısından durum böyle. Tanınan bir insan olması nedeniyle Çapa'nın adının bu hadiseye karışması sansasyonel bir etki uyandırdı. Onlarca hatta yüzlerce haber yapıldı. Etiketlendi, yaftalandı. Bu hadise bahane edilerek yazarı olduğu Hürriyet gazetesiyle yolları bile ayrıldı.

Öte yandan, ilgili mahkemenin verdiği bu beraat kararı pek az alaka uyandırdı. Bağlantılı haberler ve fikri takip yapılmadı. Bu da mağduriyetlere yol açan ya da mağduriyeti kalıcı hale getiren bir yaklaşım.

Gazetecilikte 'süreklilik' de 'güncellik' kadar önemlidir. Okura aktarılan bilgileri güncellemek gazetecinin doğruluk misyonuna dairdir.

Unutmayalım; Türkiye'de haklarında dava açılan insanların yalnızca üçte biri mahkûm oluyor.

Medya Haberleri