İslam kaynaklarında, tefsir külliyatında ve Kur'an-ı Kerîm’de ilahî emirlere karşı kurnazlık ve hileye başvuran toplulukların akıbetine dair en çarpıcı örneklerden biri olan Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Halkı) kıssası, asırlardır insanlığa evrensel bir dürüstlük ve ahlak dersi vermeye devam ediyor.
Tarihte yaşanan bu olay, popüler içerik üreticisi Ruhi Çenet'in New York'ta yaşayan Hasidik Yahudileri (Ultra-Ortodoks) konu alan belgeselindeki güncel Şabat (Cumartesi) hileleriyle yeniden dünya gündemine oturdu. Antik çağda Kızıldeniz sahilindeki el-Eyle kentinde geliştirilen havuz sisteminden, günümüz New York sokaklarındaki gizli tellere kadar uzanan "dini kuralları arkadan dolanma" (hîle-i şer'iyye) geleneği, ilahiyatçılar ve sosyologlar tarafından titizlikle inceleniyor.
BÜYÜK İMTİHANI DELEN HİLE: HAVUZ SİSTEMİ
İslam ilahiyatı kaynaklarından derlenen bilgilere göre, Hz. Davud döneminde yaşayan topluluğa Şabat günü avlanmak yasaklanmıştı. Kavmi sınamak amacıyla Cumartesi günleri balıklar kıyıya akın ederken, diğer günler derinlere kaçıyordu. Kıyıya vuran balıkların sunduğu ekonomik cazibeye direnemeyen hırslı grup, Cuma gününden kanallar kazıp balıkları Cumartesi günü havuzlara hapsetti, pazar günü ise topladı. Sözde yasağa dokunmayarak ilahî iradeyi kandırmaya çalışan bu kurnazlık, toplumu bölen büyük felaketin fitilini ateşledi.
RUHİ ÇENET'İN BELGESELİNDEKİ GÜNCEL "ŞABAT HİLELERİ"
Tarihteki havuz hilesinin sosyo-kültürel ve teknolojik izdüşümleri, Ruhi Çenet'in büyük yankı uyandıran Hasidik Yahudiler belgeseliyle yeniden deşifre oldu. Günümüzde de harfiyen uygulanan ve belgeselde detaylandırılan modern Şabat hilelerinden öne çıkanlar şunlardır:
Eruv Hatları (Gizli Şehir Telleri):
Tevrat'a göre Cumartesi günü ev dışındaki kamusal alanda anahtar, bebek arabası veya mendil dahi taşımak kesinlikle yasaktır. Ancak Hasidik Yahudiler, belgeselde de gösterildiği üzere, New York (Manhattan ve Brooklyn) gibi metropollerin etrafını neredeyse görünmez "Eruv telleri" ile çevrelemektedir. Bu telin içi hukuken tek bir "özel avlu" sayıldığından, sokakta eşya taşıyarak yasağı dini bir kurnazlıkla aşmaktadırlar.
Şabat Goy (Yahudi Olmayan Hizmetçi):
Cumartesi günü ateş yakmak, ışık açıp kapamak veya asansör düğmesine basmak yasaktır. Bu yasağı delmemek için para karşılığında "Şabat Goy" adı verilen ve Yahudi olmayan hizmetçiler tutulur. Yahudi, hizmetçiye doğrudan "ışığı aç" demez; "burası çok karanlık oldu" diyerek imada bulunur ve kuralı arkadan dolanır.
Otomatik Şabat Asansörleri ve Klimalar:
Teknolojiyi günlük yaşamda kısıtlı kullansalar da, Cumartesi günü düğmeye basma yasağını aşmak için binalardaki asansörler önceden programlanır ve her katta otomatik olarak durur. Benzer şekilde klimalar ve ocaklar da Cuma gününden zaman ayarlı cihazlarla ayarlanır.
TOPLUMSAL ÇÖZÜLME
Antik el-Eyle kentinde yaşanan ahlaki erozyona ve yaklaşan felakete ortak olmak istemeyen dindar topluluk, kentin ortasına büyük bir duvar örerek isyankarlarla olan tüm sosyal ilişkisini kesmişti. Tıpkı günümüzde New York'un göbeğinde modern dünyadan tamamen izole, kendi kolluk kuvvetleri ve mahalle sınırlarıyla yaşayan kapalı Hasidik cemaatleri gibi, antik dönemdeki topluluk da gettolaşarak kendi iç sınırlarını çizmişti.
BİR GECE YARISI KESİLEN SESLER
Tefsir kaynaklarında aktarılan detaylara göre, bir gece sabaha karşı duvarın arkasındaki mahalleden gelen insan sesleri tamamen kesildi. Durumdan şüphelenen dindar halk duvarın üzerine çıkarak içeri baktığında, evlerin içinde ve sokaklarda kıyafetleriyle dolaşan ancak maymuna dönüşmüş bir toplulukla karşılaştı.
Kur'an-ı Kerîm, bu dehşet anını ve ilahî hükmü Bakara Suresi 65. ayetinde beyan etmektedir.
İSLAM ALİMLERİNİN YORUMU
Hadisenin mahiyeti hakkında İslam alimleri iki ana ekole ayrılmaktadır. Taberî ve İbn Kesîr gibi klasik dönemin büyük müfessirlerine göre bu dönüşüm fiziki bir mesh (Maddi Mesh) hadisesidir. Cezalandırılan bireyler yaptıklarının bilincindeydiler ancak üreyip çoğalamadan en fazla üç gün içinde ölüp yeryüzünden silindiler. Dolayısıyla günümüzdeki maymun türleri ile bu kavim arasında herhangi bir biyolojik bağ bulunmamaktadır.
Mücahid bin Cebr ise olayı manevi bir mesh olarak yorumlar. Bu görüşe göre, Allah onların fiziksel bedenlerini değiştirmemiş; kalplerini ve ahlaklarını tıpkı laftan anlamayan, taklitçi hayvanlar gibi aşağılık bir seviyeye indirgemiştir.
Sonuç olarak, asırlar önce kutsal kuralları esnetmek için havuz kazan zihniyet ile günümüzde New York sokaklarına misina teli gererek Şabat yasağından kaçmaya çalışan mantık aynı kökten beslenmektedir. Ashâb-ı Sebt kıssası, samimiyetten uzak dini şekilciliğin ve menfaat odaklı kurnazlıkların toplumsal çöküşü beraberinde getireceğini gösteren en büyük tarihi vesika olarak güncelliğini korumaktadır.