Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından Cuma günü Mekke’de imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması İsrail ve Yunanistan’ı kırmızı alarma geçirdi.
ORTA DOĞU'DA TARİHİ ADIM: 3 ÜLKEDEN 'TEK VÜCUT KARARI'
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde bir araya gelerek tarihi bir güvenlik ve savunma paktına imza attı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması", taraf ülkelerden birine yapılacak bir saldırıyı tümüne yapılmış sayan kolektif caydırıcılık ilkesini benimsiyor.
Anlaşma; savunma sanayii projelerinde ortaklık, terörle mücadelede eş güdüm ve askeri entegrasyonu kapsayan güçlü bir bölgesel güvenlik mimarisi sunuyor.
TEL AVIV VE ATİNA HATTINDA ALARM ZİLLERİ
Anlaşmanın duyurulmasıyla birlikte İsrail ve Yunanistan basınında ve diplomasi kulislerinde güvenlik kaygıları zirveye tırmandı. Her iki ülkede de "olası savaş ve nüfuz dengesi" senaryoları masaya yatırıldı.
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, “Tel Aviv, Orta Doğu’daki yeni ittifaktan endişeli” başlığıyla yayımladığı analizde dikkat çekici değerlendirmelere yer verdi:
“Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki anlaşmanın asıl önemi yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi olabilir. Tel Aviv kulisleri, Türkiye’nin bu ittifak sayesinde bölgesel denklemde daha da güçleneceğini öngörürken, bu tabloyu İsrail açısından stratejik bir tehdit olarak değerlendiriyor.”
Türkiye’nin Mekke Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını açıklamasına rağmen Haaretz “İsrail’in olası bir savaş senaryosunda hedefler arasına gireceği aşikar. Ankara bizim için bölgede giderek daha zorlu bir aktör haline geldi. Türkiye’nin lideri olduğu Orta Doğu’daki yeni ittifak ekseninin güçlenmesi bizim açımızdan iyi değil” iddiasında bulunuldu.
‘KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELDİ’
Tel Aviv merkezli Ynet ise “Orta Doğu’da yeni üçlü: Çok hassas bir durum” başlıklı haberinde anlaşmaya dair detayları paylaşırken “Kafamızda birçok soru işareti var. Türkiye’nin bu üçlü ittifakta yer alması durumu bizim açımızdan daha çok hassaslaştırıyor. İsrail’e karşı bir savaş ittifakı değil ancak gücümüzü baskılamaya yönelik kritik bir hamle” ifadelerini kullandı.
Haberde İsrail’in ittifaka dair “en çok korktuğu şeye” dair ise kritik bir itiraf gelirken “Suudi Arabistan’ın böyle bir ittifaka girmesi korktuğumuzun şeyin başımıza gelmesi oldu. Çünkü Riyad, İsrail’den uzaklaştığını apaçık ilan etti. İlerleyen süreçte Türkiye’nin gücünün altında Tel Aviv’e karşı daha sert bir tutum gösterebilirler” denildi.
‘3 MÜSLÜMAN GÜÇTEN İMZA, İSRAİL ÇARESİZLİĞİN GÖLGESİNDE’
Bununla birlikte İsrail basınından Srugim ise “Tel Aviv’in çaresizliğinin gölgesinde: 3 Müslüman güç savunma anlaşması imzaladı” başlıklı haberinde “Bu anlaşma Türkiye ile İsrail arasındaki çatışma senaryolarının gün geçtikçe gündemde daha çok yer aldığı bir dönemde imzalandı. Tel Aviv ise Mekke’de olanları sadece izlemekle yetinmemelidir. Anlaşmanın en önemli maddesi olan ‘bir ülkeye saldırı başka bir ülkeye saldırıdır’ detayı gözden kaçırmadan her adım hesaplanılarak atılmalıdır” ifadelerini kullandı.
GÜÇ BİRLİĞİ NELERİ DEĞİŞTİRECEK?
Bölgesel analistler, kurulan paktın sadece bir savunma anlaşması olmadığını, aynı zamanda Orta Doğu ve Güney Asya'daki güç dengesini kökten değiştirebileceğini belirtiyor:
Siyasi ve Diplomatik Güç: Türkiye'nin teknolojik ve askeri tecrübesi, Pakistan'ın askeri birikimi ve Suudi Arabistan'ın finansal gücü tek bir çatıda birleşiyor.
Savunma Sanayi Entegrasyonu: Müşterek projeler ve teknoloji transferleri sayesinde dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.
Kolektif Caydırıcılık: Üç ülkenin ortak hareket etme kararlılığı, bölgedeki tek taraflı askeri hamlelerin maliyetini yükseltiyor.
Gelişmelerin ardından Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki dengelerin nasıl şekilleneceği, İsrail ve Yunanistan’ın bu adıma karşı nasıl bir diplomatik hat kuracağı yakından takip ediliyor.