Numan Kurtulmuş SuperHaber’e konuştu: ‘’Fon işinin dindarlıkla, muhafazakarlıkla ilgisi yok! Milletin beklentisi çözülmeli’’

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, fon vurgunu ile mücadeleden Terörsüz Türkiye’ye, Mekke İttifakı’ndan Azerbaycan ile ilişkilere kadar birçok konuda SuperHaber kurucusu Cengiz Er’in de bulunduğu gazetecilere çarpıcı açıklamalar yaptı.

ERDOĞAN’IN MECLİS AÇILIŞINDA LİDERLERİN ELİNİ SIKMASI

SORU: Meclisin yeni yasama yılının açılışı günü Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderlerin yanına gidip elini sıkmasını Terörsüz Türkiye’yle ilişkilendirilebilecek bir durum olarak görüyor musunuz?

Numan Kurtulmuş: Siyaset zaten böyle olması lazım. Siyaset, fikirlerin mücadele ettiği, hatta gerektiğinde fikirlerin çarpıştığı bir alan. Medeni ilişkilerin bütün siyasi partilerin liderleri tarafından, hatta bütün mensupları tarafından gösterilmesi lazım. Bu medeni buluşmanın zemini de Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Zaten partiler Türkiye’nin 81 ilinde kendi faaliyetlerini icra ediyorlar ama gelip müştereken faaliyet yaptıkları tek yer, tek zemin de Türkiye Büyük Millet Meclisi… Hatırlarsınız daha evvel Meclisin açılış resepsiyonunda bütün muhalefet partileri liderleriyle Cumhurbaşkanımız aynı mekanda buluştu. Bunlar iyi şeyler, doğru şeyler.

Meclis Başkanı seçildiğimden itibaren bütün arkadaşlara söylüyorum. Devletin iki tane resmi günü var. 30 Ağustos ve 29 Ekim. Devletin de bir tane başkanı var, Cumhurbaşkanı var. Bu tebrikat törenlerinde partilerin hepsinin orada gelip kendilerini göstermeleri aslında kendi lehlerinedir ve Türkiye siyasetine olumlu katkı sunar. Bu, siyasetin olması gereken asgari anlayışıdır. Ümit ederim herkes bu noktaya gelir. Doğru buydu.

SORU: Mekke Ortak Savunma Anlaşması ne zaman Meclise gelir?

Numan Kurtulmuş: Daha bize herhangi bir yazı intikal etmedi. Usul olarak biliyorsunuz bunun bir uluslararası anlaşma haline gelmesi için Meclis Başkanının imzasıyla Cumhurbaşkanlığından gelen teklif Genel Kurul’a havale edilir. Henüz bu aşamaya gelinmedi. Teklif gelince kısa bir süre içerisinde Meclisin önce komisyonuna, ardından da Genel Kuruluna gelir ve Meclis görüşmelerini yapar.

Tabi bu çok hassas bir konu var. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bölgenin üç önemli unsuru. Bu bölgede güçlü bir savunma ittifakı oluşturmaları bölgenin lehine olur. Burada hassas konu, bu ittifak hiçbir üçüncü ülkenin aleyhine değildir ve olmamalıdır. Hatta gerekirse başta bölge ülkelerimiz olmak üzere bu ittifak genişlemeli. Afrika’daki, Asya’daki, uzak bölgelerdeki güçlü Müslüman ülkelerin de bu savunma ittifakının içerisine girmeleri lazım.

‘’İSLAM DÜNYASI KENDİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMALI!’’

Katar’da Hamas heyetinin bombalanması sonrasında bunu defaatle kamuoyuna da ifade ettim. Orada İsrail sadece Hamas’a ve bölge ülkelerine bir cevap vermedi, Amerika’ya da doğrudan cevap verdi. “Ne kadar para alırsanız alın, siz bu ülkelerin güvenliğini sağlayamazsınız.” mesajını verdi. Dolayısıyla İslam dünyasının içinde bulunduğu bu fevkalade olumsuz şartlardan kurtulabilmesinin ilk şartı kendi güvenliğini sağlayabilecek bir iradeyi ortaya koymasıdır.

Tabi bölge ülkelerinin en önemli ortak meselesi, İsrail’in yayılmacı, saldırgan politikalarına karşı uyanık olmak, tedbirli olmak ve iş birliği içerisinde olmaktır. Dolayısıyla Mekke ittifakını İslam ülkeleri arasında bir çatışma alanı olarak değil, tam tersine derlenip toparlanmanın mekanizmalarından birisi olarak görmenin yararlı olacağı kanaatindeyim.

SORU: Asker gönderilmesi gibi bir konu olursa Meclis ayağında ayrıca bir süreç olacak mı?

Numan Kurtulmuş: Daha metin gelmedi. Meclise geldiğinde bunlar konuşulur. Tabi bu konuda çok farklı fikirler müzakere edilecek. Kararı verecek olan Meclistir. Ama prensip olarak Türkiye şimdiye kadar yabancı ülkelerde yapmış olduğu askeri misyonlarının hiçbirisinde savaş amacıyla bulunmamıştır. Hepsinde oraların güvenliğini sağlamak ve barışın tesisine katkı sunmak için oradadır. Afganistan’da öyle olmuştur, Balkanlar’da öyle olmuştur, Somali’de öyle olmuştur.

AZERBAYCAN DA MEKKE İTTİFAKI’NA DAHİL OLUR MU?

SORU: Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan arasında da bir birlik vardı. Şimdi bir de Mekke ittifakı geliyor. Bunlar ileride birleştirilebilir mi?

Numan Kurtulmuş: Bunun bir de öncesi var. Biliyorsunuz RCD (Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği) diye bir şey vardı. Daha öncesinde Sadabat Paktı vardı. Bunlar bölgenin önemli ülkeleri. Bir araya gelmelerinde büyük fayda var. Günümüz şartları da bunu kaçınılmaz bir mecburiyet olarak ortaya koyuyor. Genişletilebilir. Mısır işin içerisine konulabilir. Malezya, Endonezya ileriki adımlarda işin içerisine girebilir. Yine aynı şekilde Afrika’daki bazı güçlü ülkeler de bu işin içerisine girebilir. Hatta İran’ın da bir müddet sonra böyle bir paktın içerisinde olması İslam dünyası arasındaki iç çatışma ihtimalini de ortadan kaldırır. Bir saldırı paktı değil, savunma paktıdır.

AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE ARASINDA ÇÖZÜLEMEYECEK SORUNLAR VAR MI?

SORU: Azerbaycan’la ilgili son dönemde gündem baya yükseliyor. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin aşılmaz bir kriz noktasına geleceğini düşünüyor musunuz?

Numan Kurtulmuş: Kesinlikle bunu iki ülke arasında bir kriz haline dönüştürmemek lazım. Azerbaycan’ın Karabağ topraklarını işgalden kurtarmasında en büyük desteği koşulsuz bir şekilde veren ülke Türkiye’dir. 44 günlük o muazzam kurtuluş savaşında, Karabağ topraklarının işgalden kurtulması savaşında Türkiye’nin sınırsız bir desteği oldu. Her alanda, özellikle uluslararası alanda Azerbaycan’ın her zaman yanında olduk.

Azerbaycan’daki bazı uygulamalar dolayısıyla biz dostlarımıza, kardeşlerimize gerekli tavsiyelerde bulunuruz. Bu asla Azerbaycan’ın iç işlerine karışmak, müdahale etmek anlamına gelmez. Benzer süreçlerden çok çekmiş olan Türkiye olarak bu tür bireysel hakların yasaklanmasıyla ilgili uygulamaların fayda getirmeyeceğini biliyoruz. Bunu da Azerbaycanlı dostlarımızla her platformda paylaşırız.

‘’AZERBAYCAN KONUSUNDAKİ FARKLILIKLAR MEDYA ÜZERİNDEN MÜCADELE ALANINA DÖNÜŞMEMELİ’’

Bu tür hassas konuların sosyal medya üzerinden bir mücadele alanına dönüştürülmemesini tavsiye ederiz. Azerbaycan ve Türkiye asla ayrılmaz iki devlettir. Hakikaten tek bir millettir. Dolayısıyla herkesin bu süreçte kullandığı terminolojiye dikkat etmesi lazım. Biz Azerbaycan’ın her türlü insan haklarına saygılı, güçlü bir devlet olarak yoluna devam etmesini arzu ederiz. Kaldı ki Ermeniler tarafından işgal edilen Karabağ topraklarının kurtulmasıyla birlikte orada ilk gerçekleştirilen icraatlardan birisi de camilerin onarılması ve hemen işgalden sonra camilerden Ezan-ı Muhammedî’nin okunmaya başlanmasıdır. Bu da Azerbaycan’ın Müslüman kimliğinin açık bir göstergesidir.

SORU: Terörsüz Türkiye konusunda dört lojistik mağaradan terör örgütünün çekildiği kamuoyuyla paylaşıldı. Daha önce de iki mağaradan çekilmişlerdi. Bunların lojistik barınma yerleri mağara sayısı tam olarak biliniyor mu? Terk ettiler mi, teslim mi ettiler?

Numan Kurtulmuş: Hem Türkiye’nin içerisinde hem Türkiye’nin dışında Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, istihbarat teşkilatlarımız sahayı avuçlarının içi gibi biliyor. Nerede ne var, nerede kim var, hangi mağara var, bunlar biliniyor. Sadece “mağarayı teslim ettik” demekle de bu olmuyor. Güvenlik birimleri tarafından teyit edilerek süreç işliyor. Türkiye’nin içerisinde PKK’nın hiçbir silahlı unsuru kalmadığını hem PKK açıklıyor hem de güvenlik birimleri bunu teyit ediyor. Söylediğiniz gibi oradaki mağaraların sayısını devlet biliyor, istihbarat birimleri biliyor, güvenlik birimleri biliyor. Bunların süratle terk edilmesi sürecin sağlıklı işlemesi için çok önemlidir.

‘’PKK’NIN SİLAHSIZLANMAYI SÜRATLE TEMİN ETMESİ GEREKİR’’

En başından beri söylüyoruz. Yoksa bugün bütün silahlarını gelip tek tek teslim etseler bile Allah muhafaza, yarın şartlar başka bir şekilde tezahür ettiği zaman Orta Doğu’da en rahat bulunan malzeme silahtır; istediğiniz her türlü bombayı, istediğiniz her türlü silahı bulabilirsiniz. Burada PKK’nın süratle silahsızlanmayı temin etmesi ve bu sürecin yasada belirlendiği üzere hem Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki kurul vasıtasıyla hem de güvenlik birimleri vasıtasıyla takip edilerek nihayete erdirilmesi lazım.

SORU: Kasım ayına yetişeceğini düşünüyor musunuz?

Numan Kurtulmuş: Ben şuna bakıyorum. İlk andan itibaren, en zor zamanda bile Terörsüz Türkiye sürecinin asla akamete uğramayacağına inananlardanım. Çünkü işin ilk düğmesi doğru iliklenmiştir ve iş kendi rotasında ilerliyor. Üç ay geç olur, beş ay geç olur, bunların hiçbir önemi yok. Mühim olan yoldan çıkmamaktır. Şu anda süreç kendi yolunda devam ediyor.

SORU: Terörsüz Türkiye konusuna İmralı’nın daha müspet DEM Parti’nin biraz daha mesafeli durduğu yönünde birtakım iddialar da kamuoyuna yansıyor. Siz bir fikir ayrılığı ya da rol paylaşımı olduğunu düşünüyor musunuz?

Numan Kurtulmuş: Bu süreç, artık toplumun kahir ekseriyetinin kabul ettiği bir süreçtir. Millet artık bir daha terör, bomba, silah, çatışma istemiyor. Üç senedir memleketin hiçbir yerinde neredeyse hiçbir olay olmuyor. İki önemli durumdan bahsedeyim. Geçen sene Gabar Dağı’nı milletvekili arkadaşlarımızla ziyaret ettim ve orada petrolün çıktığı yerde incelemelerde bulundum. Bu sene de Cudi Dağı’nda Hazreti Nuh Peygamber’i anma törenine katıldım. Daha evvel bir tek sivilin çıkamadığı yerlerde şimdi insanlar huzur içerisinde, rahat içerisinde bulunuyor. Ayrıca bu huzur, esenlik ortamı devam ettiği sürece terör baronları, savaş baronları kaybedecek.

‘’SAVAŞ VE TERÖR BARONLARI TERÖRSÜZ TÜRKİYE’DEN RAHATSIZ OLACAK’’

Hatta bir adım ötesini söyleyeyim. Bir müddet sonra aramızdaki bu sınırların da aslında hiçbir anlam ifade etmediğini bizzat Türkiye’deki, Suriye’deki, Irak’taki ve diğer bölge ülkelerindeki halklar görecek. Bundan daha kuvvetli bir toplumsal motivasyon olabilir mi? Karşı çıkanlar olacak mı? Olacak. Savaş baronları, terör baronları mutlaka bundan rahatsızlık duyacaklar. Bunun hiçbir önemi yoktur. Şunu çok net söyleyeyim. Kim karşı çıkarsa kaybeder.

İZLEME KOMİSYONU NE ZAMAN KURULACAK?

SORU: Mecliste oluşturacağınız izleme komisyonunu ne zaman kurulacak?

Numan Kurtulmuş: En kısa zamanda. Roma’daki program olmasaydı bu hafta siyasi partilere ziyaretlerimi yapacaktım. Artık haftaya kaldı. Zaten partilerin bir kısmıyla temaslarımız oldu. Diğer bütün partilerle de temas kurup, önceki komisyon gibi çok geniş, 50 kişilik bir komisyon değil, daha fonksiyonel, daha küçük bir grupla bu süreci takip etmek lazım. Bunun önemi şu. Bildiğiniz gibi uluslararası alandaki bütün çatışma çözümü örneklerinde bir üçüncü göz var. Bu ya başka bir devlet ya da devletler ya da Birleşmiş Milletlere akredite uluslararası kuruluşlar. “Türkiye Modeli” dediğimiz bu modelin alametifarikası, üçüncü gözün bizatihi milletin kendisi olmasıdır. Meclis bu anlamda millet adına denetleme, gözetleme görevini görecek.

Şimdi burada hazırlayacağımız bir rapor yok, hazırlanacak bir yasa teklifi yok, vesaire. Ama sonuçta hem Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan kurulun çalışmalarını hem sahadaki gelişmeleri bir şekilde gözlemleyecek, Meclisle yürütme arasındaki koordinasyonu sağlayacak ve eğer gerekirse yeni birtakım yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için öneriler ortaya koyacak.

FON KRİZİNE DAİR MECLİS’TE ATILACAK ADIMLAR

SORU: Fon kriziyle bir yasal düzenleme şu anda Meclisin gündeminde. Bu konuda değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Numan Kurtulmuş: Komisyonda görüşmelerine başlandı. Gerçekten çok vahim bir durum. İlk andan itibaren çok açık bir şekilde bu sürecin üzerine gidiliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, bendeniz ve devletin bütün ilgili birimleri, ilgili bakanlıklar bu konudaki kanaatlerini hiçbir tereddüde mahal bırakmaksızın ortaya koyduk, koyuyoruz. Bu büyük bir haksızlıktır, büyük bir zulümdür, gariban vatandaşın biriktirdiği paraları hatta arabasını, evini satarak helal paralarıyla oluşturdukları bir fonu haksız yere hortumlamaktır. Bir koyup on bin almaktır. Bu ahlaksızlıktır, namussuzluktur. Buna karşı asla taviz vermeden kim yaptıysa, hangi gerekçeyle yaptıysa, hangi açgözlülüğün esiri olup bu işlerin içerisine girdiyse herkes, kim varsa bunlar ortaya çıkarılmalı ve hesabı sorulmalıdır. Milletimizin tamamının beklentisi budur.

Fon Kurulu da ilk andan itibaren çok etkin, gerçekten güçlü tedbirlerle süreci yönetiyor. Ama millet bunun bir de mahkemelerdeki yansımasını, yani hukuk önünde hesap verilmesini bekliyor. Onun da en kısa zamanda gerçekleşeceğini düşünüyorum.

CEMAATLERDEN FON KRİZİ ELEŞTİRİSİ

SORU: Fon kriziyle alakalı sivil toplum kuruluşları, özellikle de muhafazakar sivil toplum kuruluşları ilk defa seslerini çok yükselttiler, bildiriler yayımladılar. Tam da bahsettiğiniz çerçeveyi söylüyorlar. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Numan Kurtulmuş: Bu meselenin maalesef Türkiye için yeni olmadığını biliyoruz. Geçmişte Banker Bilo vardı, Banker Kastelli vardı, Jet Fadıl diye bir fenomen vardı. Şimdi maalesef böyle birtakım hırsızlar, arsızlar her zaman oluyor. Hırsızlığı, arsızlığı din ya da dinsizlik üzerinden tanımlamak kadar vahim bir şey olamaz. Haksızlık yapanın, yanlışlık yapanın dinlisi dinsizi olmaz. Suç bizatihi suçun kendisiyse, açık bir suçsa onun üzerine gidilmesi lazım. Burada muhafazakar STK’lar bunu söylüyorlar sorunuza da bunun muhafazakarlıkla, muhafazakar olmamakla bir ilgisi yok. Vicdan sahibi olan herkes bu konudaki hassasiyetini dile getiriyor. Bunlar aslında toplumun genel beklentileridir.

İSRAİL TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN ARASINA MI GİRMEK İSTİYOR?

SORU: Azerbaycan konusuna bakacak olursak, İsrail Türkiye’yi çevrelemek mi istiyor, Azerbaycan, Ermenistan, Kıbrıs üzerinden. Bunun arka planında böyle bir şey olabilir mi?

Numan Kurtulmuş: Yoktur diyemem. İsrail hükümeti her türlü melaneti işler, işleyebilir. Böyle bir potansiyeli var. Şeytanın bile aklına gelmeyecek birtakım fitne, fesat politikalarını izleyebilir mi? İzler. Yüzlerce kere buna şahit olduk. Dolayısıyla “İsrail şunu mu yapıyor, bunu mu yapıyor, Müslüman ülkelerin arasına fitne mi koyuyor, Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine mi düşürmek istiyor?” gibi soruları bile sormanın ben lüzumsuz olduğu kanaatindeyim. Yapar mı? Yapar.

İmam Şafii’ye atfedilir. “Onlar adamsa biz de adamız.” Onların aklı, zihni, beyni, stratejik düşüncesi var da Allah aşkına bizim Türkiye olarak stratejik düşüncemiz yok mu? Onların attığı adımlara karşı biz de hem ülkemizi korumak, vatanımızı korumak, milletimizin emniyetini temin etmek bakımından her türlü stratejik adımı atarız. Atıyoruz da zaten, buna da devam ederiz. Ama İsrail istiyor diye ne kimseyle dost oluruz ne de kimseye düşmanlık yaparız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri