Teknolojinin nimetlerinden biri olan Twitter, hayatımıza birçok yenilik kattı. İletişimi kolaylaştıran ve çoğu zaman medyayı parmak ucuna getiren mikroblog sitesi dünya çapında milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor.
Ancak Twitter ne yazık ki suistimallere de açık kapı bırakıyor ve çoğu zaman algı operasyonlarının en kilit aygıtlarından biri olarak kullanılıyor. Twitter üzerinden, manipülasyonlar ve itibar suikastları düzenleniyor.
Bu saldırıların son hedefi TRT Haber ve Spor Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç oldu.
Twitter'de binlerce takipçisi bulunan ve kendisini, "Müslüman, siyaset bilimci, uluslararası ilişkiler uzmanı, tarihçi, ekonomist, mütercim, yazar, gazeteci" olarak tanımlayan bir kişi Yaşar Taşkın Koç'a 15 Temmuz süreciyle ilgili çeşitli suçlamalar yöneltti.
Suçlamaları reddeden Yaşar Taşkın Koç, "Müslüman, siyaset bilimci, uluslararası ilişkiler uzmanı, tarihçi, ekonomist, mütercim, yazar, gazeteci" şahsa çok ağır bir yanıt verdi.
Koç'un yanıtı, aslında, sosyal medyada mantar gibi çoğalan çok sayıda manipülatör ve iftiracıya da yanıt niteliğindeydi.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ'UN O MESAJLARINI NOKTASINA, VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN OKURLARIMIZLA PAYLAŞIYORUZ;
33 yıl önce başladığım meslekte düne kadar adları hele bu alanda hiç duyulmamış müptezellerle muhatap olmayı tabii ki istemezdim.
Ama yaşanan her olağanüstü dönem maalesef böyle tipler için de müsait bir ortam oluşturuyor.
Ahmet Kaya şarkılarının ancak gizlice dinlendiği dönemde magazin muhabirleri gecesinde nasıl infaz edildiğinden...
12 Eylül'de Ülkücülere de çok ağır işkence yapıldığına; Hayata Dönüş Operasyonu'ndan Ulucanlar'daki siyasal idamların haksızlığına; merhum Menderes'in hayat hikayesinin üzerinden darbelerin anasının da anlatıldığı "Ali Adnan"dan bütün darbelere; Eerdem Beyazıt biyografisinden Mehmed Akif'in öyküsü üzerinden yaşadığı döneme ayna tutan "Akif"e; İstiklal Madalyası'nın ilk ve tek belgeselinden yeni Meclis binasına kadar yüzlerce belgeselde senarist ve/veya yönetmen olarak imzası olan, binlerce köşe yazısı bulunan, binden fazla canlı program yapmış biri olarak, bugün hayatının bütün eseri attığı twitler olanlarla gerçekten muhatap olmak istemezdim.
Program yaptığım Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, hemen hemen bütün muhalefet liderlerinden kendini daha akıllı sanan, kendini çok kurnaz zanneden çakallar nedeniyle bir açıklama yapmak benim için hakikaten zûl.
Ama ne yapalım, başımıza bu da geldi.
Susup bu ortaoyununu izlesem de bana bir şey olacağı yokken bu açıklamayı yapmamın tek nedeni var:
Benim kim olduğum çok açık.
Sosyal medya sayesinde şimdilik meşhurların ne olduğu ortada. Ben 28 Şubat'ta Sakıncalı Yörünge Dergisi'nin Ankara Temsilcisi'yken bunlar yoktu.
Daha 7 Şubat'tan itibaren Kanal 24'te bir daha cemaate yakın gazeteci akademisyen çıkarmadığımda da bunlar kim bilir nerelerdeydi.
Dahası, bugün sosyal medya üzerinden geleceği inşa etme "savaşlarında" kimin eli kimin cebinde herkesin bildiği bir "sır".
Memleketin bu zor zamanında doğru yapılacaklar ne kadar önemliyse hatalar da bir o kadar yüksek bedelle ödenecek.
Dün FETÖ'cü dediği isimler Bakan olunca anında geri vitese takanlar, 2012'de cemaatin korkulan kalemleriyle bu mecrada yaptığım tartışmaları bilecek ya da görecek kapasiteye de sahip değil şüphesiz.
Niyetiniz halis olsa zaten beni tanıyan her görüşten her çevreden herhangi birine sorardınız, yanlış adam mı, doğru adam mı diye.
Ama niyetiniz çok başka. Velhasıl benim maddi, manevi bütün yönlerimle kim olduğum da mecburen muhatap olduğum sefillerin de kim olduğu çok açık, çok net.
Ama madem kurumları, yöneticileri kendileri ve kuklacılarının çıkarları için yalanlarla iftiralarla paralize etmenin peşindeler, olağanüstü dönemi fırsatçılık olarak kullanıyorlar...
Madem memleketin bu zor zamanında üç kuruşa tetikçiliği iş edinmişler...
Madem aylardır karakter suikastıyla karışık gözümde hiç değeri olmayan o küçücük rantların peşindeler...
Madem yalanlarını doğası gereği ve konjonktürden yararlanıp bu hızla yayılıyor...
Madem saçmasapan şahsi haksız hesaplarını bu rezilliğe hiç utanmadan katabiliyor koca koca adamlar...
Öyleyse şimdi yaptıklarının doğru olup olmadığına mahkemeler karar versin.
Mecbur kalmadıkça bundan sonrası için de diyeceğim sadece budur. / SuperHaber