Ne kaybedilen var!
Ne kazanılan!
Sadece kin var, nefret var!
Böylesi muhteşem bir şehre yakışmayan insanlar var!
Dünya hayatı bir sahne!
Ne çok kötü oyuncu var!
Bir günlük dünya için!
Cennetlerini heba edenler var!
AH İSTANBUL AH...
Her sonun bir başlangıcı var!
Allah'ın planına teslim olmak var!
Sen üzülme liderim !
Senin için dua eden dünya mazlumları var!
Yazıklar olsun...
Oldu işte olacak… En büyük gaflet rakibini hafife almaktır!
Sürekli yazıyoruz bu bir yerel seçim değil, bu bir varlık ve “beka” mücadelesi diye… Bunu sağır sultan duydu amma ve lakin sorumluluk sahipleri duymadılar!
Aylar önce yazmıştım, “Okyanusları geçen AKPARTİ derede boğulur mu?” diye…
Aynen öyle oldu...
Tüm şer odakları toplandı, legal-illegal tüm yolları denediler, deniyorlar…
Acayip bir organizasyon ile şeytanı bile şoka sokacak şekilde oyları hiç ettiler…
Asla vazgeçmeyecekler…
Algı operasyonlarını patates soğan ile götürdüler…
Eeee, ey AKPARTİ teşkilatı ve bilumum goygoycular, siz ne yaptınız?
(Bu arada canhıraş şekilde koşturan ve çalışanları tenzih etmeyi bir borç biliyorum!)
Körlerle sağırlar modunda çamura yattınız...
Her seçimde olduğu gibi tüm yükü Recep Tayyip Erdoğan'ın sırtına yüklediniz…
O kadar emindiniz ki kazanacağınızdan, ukalalıktan geri kalmadınız…
Havalara girdiniz, nereden geldiğinizi unuttunuz!
Fotoğraf karelerinde yer almak için verdiğiniz mücadelenin onda birini vererek halka naylon poşet konusunu anlatsaydınız…
Hanımlar! Otellerde boy gösterip alış-veriş festivallerinde gezmek yerine evlere gidip bir hal-hatır sorup dertlerine derman olsaydınız halkın…
Gençler! Lüks otomobillerinizle gittiğiniz nargile kahvelerinde zaman öldürmek yerine, bu ülke ve ümmetin geleceği davanız olsaydı…
Sonuç asla böyle olmazdı!
Şimdi seyredelim bakalım İmamoğlu'nun ilk günden başlayan oyunlarını...
Hain FETÖ zombilerinin bayram sevinçlerini, daha ilk günden başlatılan erken seçim teranalerini, İmamoğlu'nu tebrik eden dönekleri, İmamoğlu'nu mal bulmuş magribi gibi yüceltmeye başlayanları, başkanlık uçağından inmeyen ama menfaatine dokununca yamuk yapan medya sahiplerini, daha yeni başlayan oyunun kötü aktörlerini…
Elbette her olanda mutlaka hayır olduğuna inanmaktır inancımızın gereği…
Şer görünende hayır vardır amma ve lakin bu hayır da bizlere bağlı değil mi?
Verilen emanetlere ganimet muamelesi yapmak insanı gaflete sürükler ve farkında olmadan, ganimetlere de emanet muamelesi yapma tuzağına düşülür!
Allah uyarıyor İnşirah suresinde “Ne zaman rahata kavuşursan sağlam dur!” diye…
Bu dünyada rahat olmak mümin için zor bir sınavdır…
Nimetler tek tek elden alınır, öylece apışıp kalırsın ortada...
“Bir anda ne oldu böyle?” diye şaşırıp kalırsın...
Allah içimizdeki akılsızlar yüzünden bizleri helak etmez inşallah...
NOT: Sevgili Murat Bardakçı bugün köşesinde çok anlamlı bir yazı kaleme almış üstad Kadir Mısıroğlu hakkında (Allah acil şifa versin, üstad bir süredir yoğun bakımda)... Bu gerilim ve nefret söylemleri içinde bana çok iyi geldi… Murat Bey'e burdan selam ederim...