Eskiden Ramazan aylarının en sevilen eğlencesi meddahlar idi. Yalnız halkı eğlendirmekle kalmayan meddahlar sahneye çıktıkları anda devleşir, politik ve sosyal alandaki mevzuları nazik ama alaylı bir şekilde ele alarak günümüz eleştirmenlerinin yerini tutarlardı.
Meddah, medheden manasına gelmektedir. Dünyanın en eski mesleklerinde olan meddahlık Abbasiler döneminden beri devam eden bir gelenektir. Osmanlı döneminde ise geniş kitlelere yayılan meddahlık oldukça revaç gören saygın bir meslek haline gelmiştir. Öyle ki, hangi meddahın nerede, hangi gün çıkacağı önceden duyurulur, halk teravih namazından sonra gösterisini izlemek istediği meddahın çıkacağı yere akın ederdi.
Genellikle kahvehanelerde herkesin görebileceği yüksekçe bir yere çıkan meddahlar zülfüyâre dokunarak anlattıkları hikâyelerle bir taraftan halkı güldürmeyi başardıkları gibi bir taraftan da düşündürürlerdi. Sahneye çıkan meddah basma mendil omuzunda elindeki sopayı üç defa yere vurup avuçlarını şaplattıktan sonra “Hak dostum hak!” cümleleriyle tekerlemesine, daha sonra da gösterisine başlardı. Elindeki değneği kâh meclisi susturmak, kâh ses çıkarmak için kullanırdı. Gösteri yerine mutlaka bir sandıkla gelir bunun içerisinde taklidini yaptığı şahsiyete göre serpuşlar, tef gibi eşyalar bulundururdu.
Usta çırak ilişkisiyle yetişen meddahların zekâsı, hafızası, kavrayışı ve mimikleri oldukça güçlü olurdu. Akla gelmeyen hikâyeler, yakası açılmadık anekdotlar, kimse tarafından fark edilmeyen olaylar meddahın zekâsından insanlara aktıkça dinleyicileri alır eski zamanlara, uzak mekânlara götürürdü.
“Söyledikçe sergüzeşti verir bezme letâfet
Dinle imdi bende-i âcizden hoş bir hikâyet”
Gibi veciz cümlelerle söze başlar, anlattıklarının meclisden dışarı olduğunu vurgular, olası sürçü lisandan dolayı özür dilemeyi de ihmal etmezlerdi. Zamana ve mekâna yenilmeden kadim kültürümüzü devam ettiren meddahlar Abbasiler’den Selçuklu’ya, Osmanlı’dan günümüze varlıklarını sürdürmektedirler.
Tam olarak Osmanlı meddahlığını günümüze taşıyan değerli isimler var elbet ancak bir de gündeme ve güncele ayak uydurarak değişim göstermesine rağmen aynı vazifeyi ifa eden standupçular var. Osmanlı döneminde olduğu gibi ince ince espirilerle, zülfüyâre dokunup, fakat asla hakaret etmeden, küfürden ve cinsellikten dem vurmadan, atadan beri gelen meddahlığı modern halde sunan standupçulardan bahsediyorum. Yoksa ar, hicap bilmeden tamamıyla batı kültürünü inşa etmeye çalışanlardan değil.
Küfürle ve ağza alınmayacak kelimelerle insanları güldürmeye çalışan kişilerin gösterilerine gitmedim hiç. Ancak zaman zaman tv kanallarında ve dahi çeşitli yayın organlarında şahit oldum sahnelerine. Asla kültürümüzü yansıtmayan, aile ve çoluk-çocukla izlenebilecek gösteriler değildi hiçbiri. Lakin yakın zamanda gösterisine gittiğim, ince zekâsı, birbirinden komik esprileri, sosyal ve ekonomik farkındalık ile gayet önemli konuları nezih cümlelerle ifade edebilmesine şahit olduğum Ömer Akbaba’yı tenzih ediyorum.
Tenzih ediyorum çünkü insanları güldürmek ve özellikle bu tarz gösterilerle güldürmek kendi medeniyetinden, kültüründen uzak ataya, vatana, yok olana ve var olana küfrederek yapılacak bir şey değildir. İnsanların yüzündeki tebessüme sebep olmak belki dünyanın en güzel hasletidir lakin belden aşağı ve aşağılık bir üslup ne bizim kültürümüzün ne de kadim medeniyetimizin bir getirisidir. Batının terbiyesiz üslubunu bu millete empoze etmeye çalışmak, belki bu millete yapılabilecek en büyük ihanetlerdendir.
İşte tam da bu sebeple; kendi medeniyeti ve kültürü alanında çalışmayı vazife bilen ve bu yola baş koyan bir bende(kul) olarak diyorum ki;
“Gösteriye başladığı andan itibaren salonda bulunan herkesi kahkahalara boğan ama asla kimseye hakaret etmeyen, hemen her konuda nazenin bir eda ile ama komik cümlelerle zülfüyâre dokunmayı başaran, gösterinin hemen her anında güldürebildiği gibi düşünmeye de sevkedebilen, kendi milletini, kendi kültürünü atasından bu güne taşıyan ve bence herşeyden önemlisi insani değerlerini yitirmemiş olduğunu, saygı ve hürmetiyle defahatle kanıtlayan Ömer Akbaba sağol, varol ve hep ol inşaAllah..”
Gülüşmek üzere ☺