TBBM'ye sunulan yeni denizcilik düzenleme ile birlikte Türkiye, Ege ve Akdeniz dahil tüm denizlerindeki karasularını 6 deniz mili olarak yasalaştırıyor.
HÜKÜMETTEN YENİ ADIM
Oksijen'de yer alan habere göre; hükümet, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını ve çıkarlarını uluslararası hukuk normlarına uygun şekilde tescil altına alacak kapsamlı bir yasa teklifi hazırladı. Türk Deniz Kanunu" adıyla TBMM'ye sunulması planlanan bu düzenleme ile Türkiye'nin Karadeniz ve Akdeniz'deki karasularının 12 deniz mili olduğu teyit edilirken, Ege'deki karasularının ise 6 deniz mili olduğu yasa maddesi haline getirilecek.
Türkiye'nin birçok ülkenin deniz hukukunun temelini oluşturan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olmaması nedeniyle, mevcut durumun iç hukukta bir kanun çatısı altında toplanması hedefleniyor.
YUNANİSTAN'A KARŞI 'CASUS BELLİ' HAMLESİ
Ege Denizi'nde mevcut durumda hem Türkiye'nin hem de Yunanistan'ın karasuları 6 mil olarak uygulanmaktadır. Ancak Yunanistan, uluslararası sözleşmelere dayanarak bu sınırı 12 mile çıkarma hakkı olduğunu iddia etmektedir. TBMM'nin 1995 yılında aldığı kararla, Yunanistan'ın böyle bir adım atması "casus belli" yani savaş sebebi sayılacağı ilan edilmişti. Yeni yasa teklifi, Türkiye'nin bu kararlı duruşundan geri adım atmayacağını ve Ege'deki mevcut dengeyi yasal bir güvenceye kavuşturacağını gösteriyor.
MAVİ VATAN SINIRLARI NETLEŞMİŞ OLACAK
Yunanistan ile on yıllardır süregelen yetki alanı tartışmaları, son dönemde Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerinden daha da derinleşmiş durumda. Özellikle Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tek taraflı hamleleri ve bazı Avrupa ülkelerinin bu bölgeye savaş uçakları ile gemileri göndermesi, Türkiye'nin kendi deniz yetki alanlarını yasayla netleştirmesi ihtiyacını doğurdu. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Müdürü Mustafa Başkara, düzenlemenin önemine dikkat çekerek; kanun taslağının Türkiye Cumhuriyeti'ne ait "Mavi Vatan" sınırları içindeki deniz yatağı, toprak altı, su kütlesindeki canlı ve cansız kaynaklar, madenler ve enerji kaynakları üzerindeki egemen hakları tanımladığını belirtti.