Soros'un 2001 yılından beri Türkiye‘de de faaliyet gösteren kurumlarından biri Açık Toplum Enstitüsü'dür.
Yahudi asıllı ABD’li finans spekülatörü Soros, her yıl sadece Türkiye'de milyonlarca dolar harcıyor.
Yaşamı ve ilişkileri halen gizemini koruyan Soros, son olarak Türkiye'de milli iradeyi, halkın seçimle işbaşına getirdiği AK Parti iktidarını devirmeyi hedefleyen Gezi kalkışmasında aktif rol oynamakla gündeme gelmişti.
Macaristan'ın merkez sağ Fidesz hükümeti, sivil toplum kuruluşlarına karşı yürüttüğü kampanya nedeniyle demokratik ilkeleri ayaklar altına almakla suçlanıyor.
Tartışmanın odağında, 86 yaşındaki Macaristan doğumlu iş adamı George Soros'un kurucusu olduğu ve 100'ü aşkın ülkede 1980'lerin ortalarından bu yana faaliyet gösteren Açık Toplum Vakıfları (Open Society Foundations) ve ilgili dernekler, kuruluşlar var.
Macaristan'da şu anda iktidarda olan merkez-sağ Fidesz muhalefetteyken, partinin önde gelenleri Soros derneklerinin savunucularıydı.
Şimdi ise Fidesz hükümet yetkilileri ve iktidar yanlısı medya, bu vakıflarla ilişkili sivil toplum örgütlerini, 'seçilmediği halde her şeye karışan, zamanı geçmiş bir liberal elit' diye niteliyor.
Soros tarafından finanse edilen gruplar bugünlerde Polonya'da hükümet karşıtı gösteriler örgütlemekle, Romanya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan'da "yolsuzluk karşıtlığı görünümü altında seçilmiş hükümetleri itibarsızlaştırmaya çalışmakla" suçlanıyor.
George Soros geçen yıl ABD'de başkanlığa seçilen Donald Trump tarafından verilen bir ilanda bizzat hedef alınmış ve 'yahudi düşmanı bir dil kullanmakla' suçlanmıştı.
Macaristan'daki muhalif kesim ise hükümeti 'demokrasiyi ayaklar altına almakla' suçlanıyor.
Helsinki Komisyonu adlı sivil toplum kuruluşunun eş başkanı Andras Kadar, "Hükümet önce Anayasa Mahkemesi, Danıştay gibi demokratik kurumları zayıflattı. Sonra basını iyice bastırdılar" diyor.
Kadar, hükümetin kamuya ait yayıncı kuruluşları ele geçirdiğini ve önemli belli başlı medya kuruluşlarının satın alma ya da kapatma yollarına gidilerek safdışı edildiğini anlatıyor.
Bunun son örneği ise Ekim ayında muhalif gazete Nepszabadsag'ın kapatılması olmuş.
Kadar, "Şimdi de iktidarı denetleyebilecek, gücün kötüye kullanılmasını sorgulayabilecek ve teşhir edebilecek kapasitedeki sivil toplum kuruluşlarına savaş açıyorlar" diye sürdürüyor.
Bunlar arasında Uluslararası Şeffaflık Derneği, Macaristan Haklar ve Özgürlükler Birliği ve Helsinki Komisyonu sayılıyor.
Orban: Süpürüp atma yılı
Fidesz yetkilileri ise olan bitene farklı bakıyor.
Partinin parlamentodaki grup başkan vekili Szilard Nemeth, Donald Trump'ın ABD'deki seçim zaferinin "Sorun yaratan örgütlerden kurtulmak için uluslararası bir fırsat" sunduğunu düşünüyor.
Başbakan Viktor Orban da aynı fikirde. Aralık ayında internet gazetesi 888.hu'ya verdiği demeçte bu yılın bu tür sivil toplum kuruluşlarının süpürülüp atılacağı yıl olduğunu söyledi ve ekledi: "Paranın nereden geldiği, hangi gizli örgütlerle ilişkili oldukları ve hangi sivil toplum örgütünün kimin çıkarlarına hizmet ettiği bir bir ortaya çıkacak."
Orban'ın sözünü ettiği 'bahar temizliği' sivil toplum örgütü liderlerinin mal varlıklarını açıklamasını zorunlu kılan bir yasa değişikliği ile başlıyor.
Bu yasal düzenlemede sivil toplumun gücünü sınırlama konusunda yakınlarda İsrail ve Rusya tarafından benimsenen düzenlemeler örnek alınmış görünüyor.
Açık Toplum Vakıfları geçen yıl üç aşamalı bir süreç ardından Rusya'dan atılmıştı.
Önce vakıflara karşı mali inceleme başlatılmış, sonra yabancı ülkelerin ajanlığını yaptıkları ilan edilmiş, en son olarak da çalışmaları tamamen imkansız hale getirilmişti.
İktidar partisinden Szilard Nemeth'e göre şimdi Macaristan'da da aynısını yapmak gerekiyor:
"Soros imparatorluğunun yarı sivil örgütleri ulusal hükümetlere karşı, küresel büyük sermayenin çıkarlarını ve politik doğruculuk aleminin çıkarlarını savunmak için fonlanıyor. Bu örgütler bütün imkanlar kullanılarak ortadan kaldırılmalı."
SOROS KİMDİR?
Gürcistan'da Turuncu Devrimin finansörlüğünün de aralarında olduğu, dünyanın kaderine yön veren gizli ya da aşikâr pek çok eylemin arkasında parmağı olduğu iddia edilen Soros, Yahudi asıllı ABD’li finans spekülatörü.
Para sihirbazı olarak bilinen Soros, 1930‘da bir Musevi ailenin oğlu olarak Macaristan‘da doğdu. 1947 de İngiltere ye göç etti ve burada ekonomi eğitimi aldı. 1956 da Amerika’ya giden Soros, 1969 yılında 10 bin dolar sermaye ile Quantum Fund’u kurdu.
Soros’un esrarengiz yükselişi oradan itibaren hız kazandı. 1992′de İngiliz Merkez Bankası’na karşı yürüttüğü bir operasyon ile 985 milyon dolarlık kar elde etti.
Soros 80′lerden sonra milyonlarca dolarını Doğu Avrupa’da Sosyalizme karşı harcamaya başladı. Elbette bunu babasının hayrına yapmadı. Doğduğu ülke olan Macaritan’da eğitim ve kültür kurumlarını aldı. Daha sonra Polonya’ya geçti ve CIA güdümündeki dayanışmayı finanse etti.
Aynı yıllarda hem Çin’de hem SSCB’de, hem de Güney Afrika’da derin bağlantılar kurdu.
Tüm dünyada antikomünistleri finanse eden Soros’un giderek artan etkisi ABD haber alma sisteminin bir parçası olduğu kuşkularına neden oldu.
1989′da Washington Post Gazetesi ilk kez, Soros Vakfı’nın 1987′de Çin’de yaptığı reform ve dışa açılma ile ilgili faaliyetlerinin CIA bağlantılı olduğu iddialarına yer verdi.
Türkiye’deki vurgun: Yudum yağları
Neredeyse son çeyrek asırdır dünya politikalarına yön veren ünlü vurguncu Soros'un Türkiye’deki en somut işi ise Yudum Yağları olmuştu. Soros, 2000'li yılların başında girdiği yağ işinden ülkemizde de büyük paralar kazandı.
Dünyaca ünlü spekülatör George Soros, 2007 yılı Mayıs ayında Kuveytli NBK (National Bank of Kuwait) Capital Private Equity ile anlaşarak Türk gıda yağ üreticisi Yudum Gıda’nın yeni sahibi olmuştu.
Dünyada yaklaşık 200 tane fonu olduğu iddia edilen Soros’un her bir fonunun bir başka ülkenin iliğini sömürdüğü iddia ediliyor.
Soros’un çalışma felsefesini anlatan uzmanlar, ‘Soros, önceden yatırım yaptığı ülkeyi Batıda pazara çıkarır ve başka yatırımcılar geldiğinde de yüksek fiyatla satar‘ diyor.
George Soros’un Gerçek Hikayesi
George Soros yalnızca dünyanın önde gelen megaspekülatörlerinden biri olarak bilinmiyor.
Aynı zamanda Doğu Avrupa uluslarına karşı operasyonları düzenleyerek ulusların egemenlik haklarına saldırmıştır.
Kimi yorumlarda, "Bütün yaşamı boyunca Anglo-Amerikan monetarist düzeninin pis işlerini yapan bir tetikçi vazifesi görmüştür." denilen Soros, Eylül 1992‘de, İngiltere Merkez Bankasıyla dişediş bir mücadele sonucunda İngiliz poundunu ve İtalyan lirasını yıkıma uğrattı, bu spekülasyondan 12 milyar dolar kazandığını daha sonraki bir röportajında ağzından kaçırdı.