Libya Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nı oy birliğiyle onaylaması, Avrupa Birliği (AB) tepe yönetiminde tepkiyle karşılandı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, yaptıkları ortak ve eş zamanlı açıklamalarla Bingazi merkezli parlamentonun tarihi onay kararından "derin pişmanlık duyduklarını" ifade ederek, AB’nin söz konusu mutabakata yönelik "geçersizlik" tutumunun korunduğunu bildirdi.
AB'DEN "GEÇERSİZ VE HÜKÜMSÜZDÜR" ZIRVASI
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yaptığı yazılı açıklamada, AB'nin 2019 yılında Avrupa Konseyi tarafından belirlenen ortak pozisyonunun arkasında olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Libya Parlamentosu'nun bugün, sözde 'Libya-Türkiye Denizdeki Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın onaylanmasını derin bir pişmanlıkla karşılıyoruz. Bu konuda AB'nin tutumunun 2019'da Avrupa Konseyi tarafından açıkça ifade edildiğini ve değişmediğini hatırlatıyoruz. Bu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, Deniz Hukuku'na uymamakta ve geçersiz ve hükümsüzdür. Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışmamızı yeniden teyit ediyoruz."
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa da sosyal medya hesabından benzer bir metin paylaşarak, "Anlaşma üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmektedir. Yunanistan ve Kıbrıs (GKRY) ile dayanışmamızı yineliyor, AB'nin Libya'daki dış müdahalelere karşı tutumunu tekrarlıyoruz" ifadelerini kullandı.
TARİHİ ONAY DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ
Doğu Libya Temsilciler Meclisi'nin, 2019 tarihli anlaşmayı oy birliğiyle tescil edip mutabakatı reddeden 2020 tarihli eski kararını iptal etmesi, Yunanistan, Mısır ve AB’nin "Meclis onayı yok" argümanını hukuken ve siyaseten tamamen ortadan kaldırdı.
Uzmanlar ve Dışişleri Bakanlığı kaynakları, bu adımla birlikte mutabakatın resmi Libya devlet politikası niteliği kazandığını, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege'deki tezlerinin hukuki dayanağının pekiştiğini ve Atina-Kahire hattındaki geçersiz iddiaların boşa çıktığını vurguluyor.