Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit (2016)

Sinema eleştirmeni Ayla İbar SuperHaber için yazdı

Yönetmen: Roland Emmerich

Senaryo: James A. Woods, Nicolas Wright, Roland Emmerich, Dean Devlin, James Vanderbilt

Oyuncular: Liam Hemsworth, Jeff Goldblum, Bill Pullman, Jessie Usher, Maika Monroe, Vivica A. Fox, Charlotte Gainsbourg, Joey King, William Fichtner, Sela Ward

Tür: Bilimkurgu, Aksiyon

Yapım: ABD

Dünyayı istila etmeye gelen uzaylılar ile mücadeleyi konu alan “Kurtuluş Günü” filmi ilk olarak 1996 yılında Roland Emmerich’in yönetmenliğinde seyirciyle buluşmuştu. Büyük bir gişe başarısı yakalayan ve “En İyi Görsel Efekt” Oscar Ödülü’nü de alan filmin, devam filmi “Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit” adıyla yine Emmerich’in yönetiminde ülkemizde 2016 Haziran ayında vizyona girdi. Bilimkurgu ve aksiyon sevenler için. 20 yıl aradan sonra tekrar dünyayı istilaya karar veren uzaylılar artık daha büyük ve güçlüdür. Tabii ki filmin yapım bütçesi de öyle, 200.000.000 dolar. Dünya bir kez daha bir kaç Amerikalı kahraman tarafından kurtarılacaktır.

Oyuncu kadrosunda ilk filmden Vivica A. Fox ve Jeff Goldblum’ı görüyoruz ama Will Smith filmde yer almıyor. Kadro, yeni ilave olan Liam Hemsworth, Charlotte Gainsbourg, Joey King, Maika Monroe, William Fichtner, Sela Ward gibi isimlerle genişletilmiş.

Filmin yönetmeni Roland Emmerich 1955 doğumlu Alman asıllı bir yönetmen, senarist ve yapımcı. Hollywood'daki ilk filmi “Evrenin Askerleri’nin (1992)” ardından “Yıldız Geçidi (1994)”, “Kurtuluş Günü (1996)” adlı büyük bütçeli başarılı bilim kurgu filmlerine imza atmıştı. Ancak “Godzilla (1998)” ile beklediği gibi hasılat yakalayamamıştı.

Moon 44, Vatansever, Yarından Sonra, M.Ö.10.000, 2012, Beyaz Saray Düştü, Stonewall gibi diğer filmleri de olan film makinası Emmerich; bilim kurgu, macera, aksiyon türlerine yoğunlaşan ve büyük bütçeli yapımlara imza atan bir yönetmendir. Sinemada eğlenceyi ve görsel zenginliği ön plana çıkarır. İzleyicilerin tüm film süresi boyunca keyifli dakikalar geçirmesini hedefler. Hedef izleyici grubunu çok iyi tanıyan, onların beklentilerine göre film yapan Emmerich’in neredeyse dokunduğu tüm filmler gişe başarısı yakalamıştır.

Filme gelirsek, içinde kaybolduğunuzu hissettiğiniz muhteşem uzay geçişleri ile dikkati çeken giriş sekansı, bir de 3D. Görsel show’a hazır mısınız? Hazırsanız en alasından yepyeni bir uzaylılar filmi. Dünya 20 yıl önceki uzaylı istilasından sonra çok değişmiş. Yeniden yapılanmış, teknoloji ilerlemiş ve huzur gelmiş. Savaş yok, barış var artık dünyada. Hep özlediğimiz bir dünya olmuş. Bütün ülkeler birbiri ile iletişim halinde, seyahatler üstün teknolojik araçlarla hızlı konforlu yapılıyor. Ayda üstler, uzay yolculukları, bir dünyadasın bir ayda. Amerika’da bir kadın başbakan (siyahi Obama’dan sonra, kadın olarak Hillary Clinton mı yoksa?)

Filmde daha birinci dakikada aya iniş yapan bir uzay aracının kaza atlatması ile nefesler tutuldu. Genç, asi ve de yakışıklı bir subay (Jake) uzay aracını kazadan son anda kurtardı. 20 yıl önce etkisiz hale getirilen uzay gemilerinin yeniden hareketlenmeleri ve esir uzaylıların dengesiz davranışları istilayı yavaş yavaş hissettirmeye başladı. Paralel kurgularla gelişen olay örgüsünde Beyaz Saray’da kadın Başkan’ın (President Landford) odasında durum toplantısı ile konuya girildi. Beyaz Saray diyaloglarında karşı açılar, boy planlar, 3D avantajıyla seyirciyi kucaklamayı başardı. Ancak her renk ve ırktan kalabalık bir oyuncu kadrosunun hayata geçirdiği karakterleri senaryo içinde takip etmek zaman zaman zorlaştı.

Uzaylı istilasının başlaması ile birlikte tipik bir “dünyayı kurtaran Amerikalı kahramanlar” hikâyesine dönüştü. 20 yıl önceki ilk filmde büyük uzay gemilerinin şehirler üzerindeki görüntüleri ve geçerken yarattıkları gölgeleri çok etkileyiciydi. İnanılmaz bir gerilim yaşatmış, insanlara ne kadar küçük, çaresiz olduklarını hissettirmişti. Ancak artık günümüzde bu tip sahneler beklenen gerilimi pek yaratmıyor, teknik olarak muhteşem olsa da sıradanlıktan kurtulamıyor. Üstelik beyin okumadan telepatiye kadar her türlü güce sahip uzaylıların uçaklarını çaldırması da pek inandırıcı gelmiyor. Uzay gemisinin içinde “Rambo” aksiyonları yaşanan bir bataklık olması da cabası.

Film boyunca hiç durmaksızın devam eden muhteşem görsel showlar, efektler, aksiyon; Alien’dan gelen yaratıklar, Japon çizgi karakterlerinden ve bilgisayar oyunlarından esintiler filmi kurtarmaya yetmiyor. Çünkü aslında ayakları yere basan bir senaryo yok. Final sahnesinde bir sonraki devam filmine hazırlanmamız gerektiğini anlıyoruz.

Özetle; senaryo zayıf, oyuncu seçimi iyi, oyunculuk senaryoya uygun, görüntü yönetmeni çok iyi, mekân ve kostüm iyi, ışık düzenlemeleri iyi, müzik iyi, kurgu iyi, yönetmen ise amacına ulaşamamış. Bilimkurgu ve aksiyon filmlerinin fanatiği değilseniz, vaktinizi boşa harcamayın.

Kültür Sanat Haberleri