ABD’de 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,13 seviyesine yükselmesi, Japonya’da 30 yıllık devlet tahvillerinin 1999’dan bu yana en yüksek seviyeleri görmesi ve petrol fiyatlarının jeopolitik risklerle yeniden sert yükselmesi, yatırımcıların odağını hisse senedi rallilerinden yön değiştirerek yeniden risk fiyatlamasına çevirdi. Özellikle ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’na yönelik endişeler, enerji fiyatları üzerinden enflasyon baskısını yeniden gündeme taşırken, piyasalarda “faizler daha uzun süre yüksek kalabilir” beklentisini de güçlendirdi.
KRİZ DÖNEMİNDE PİYASALAR NASIL ÇALIŞIR?
Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, “Piyasalar savaşta nasıl çalışır: İkinci Dünya Savaşı’nın Zürih ve Stockholm tahvil piyasalarındaki yansımaları başlıklı hazırladığı çalışmada, dikkat çekilen temel nokta, aslında finansal piyasaların yaşananları “duygusal reflekslerle” değil, “tarihsel hafızayla” fiyatladığı oldu. Tahvil piyasaları, kriz anlarında politik söylemlerden çok ekonomik sürdürülebilirliğe ve devletlerin borç ödeme kapasitesine odaklanıyor. Son günlerde tahvil piyasasında yaşanan sert hareketler, yalnızca kısa vadeli dalgalanma olarak değil, küresel risk algısındaki yapısal değişimin işareti olarak değerlendiriliyor. Çalışmanın merkezinde, İkinci Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalan İsviçre’de faaliyet gösteren Zürih Borsası örneği yer alıyor. O dönemde Alman ve Avusturya tahvilleri burada işlem görmeye devam ederken, piyasa savaşın gidişatını resmi tarihten çok daha önce fiyatlamaya başlamıştı.
Kaynak: Haber Merkezi