Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması final programında açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;
Hocalarımıza, hafızlarımıza, programı düzenleyen kardeşlerimize ve siz değerli konuklara teşekkür ederim. Artık uğurlamakta olduğumuz Ramazan ayınızı ayrı ayrı tebrik ederim.
Bu kutlu gecenin gerek milletimiz gerekse İslam alemine hayır getirmesini niyaz ederim. Gazze'deki mazlumlar başta olmak üzere Ramazan'ı ve Kadir Gecesi'ni zorlu şartlarda geçirmeye çalışan kardeşlerime en güçlü dayanışma mesajlarımı iletiyorum.
Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da, Somali'de, Yemen'de, Arakan'da kalbimizin attığı, elimizin uzandığı her yerde mazlumların, masumların, gariplerin, yetim ve öksüzlerin yanında olmaya inşallah devam edeceğiz.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Yine sizlerin vasıtasıyla seksen bir ilimizin yanı sıra yeryüzünün dört bir yanında ilâ-i kelimetullah davasına gönül veren, kendisini bu yola vakfeden, ilmiyle, ahlakıyla, gayesiyle, eserleriyle, cehdi ve emeğiyle ümmete katkı sunan Fahr-i Kâinat efendimizin bizlere emanet ettiği ve her ikisine de sımsıkı sarıldığımız müddetçe yolumuzu şaşırmayacağımızı müjdelediği Kur'an ve sünneti dimağlara nakış nakış işleyen tüm hocalarımıza, kardeşlerimize buradan saygı, sevgi ve şükranlarımı iletiyorum.
İslam'a, Müslümanlara ve insanlığa hizmet etmiş, hayatını emr-i bi'l ma'rûf nehy-i ani'l-münker yoluna adamış ve sonunda emaneti sahibine teslim ederek fani dünyadan ukbâya göç etmiş tüm hocalarımızı, tüm büyüklerimizi rahmetle yâd ediyorum.
Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur'an bülbüllerini tebrik ediyorum.
Aynı şekilde büyük finale katılan tüm kârilerimizi, hafızlarımızı, hocalarımızı yürekten kutluyorum.
Onuncu yaşını dolduran Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nın daha nice seneler devam etmesini, bu müstesna organizasyonun hanelerimizi daha nice yıllar Kur'an sesleriyle tezyin etmesini diliyorum. Bu kıymetli programı on sene boyunca ekranlara taşıyıp çok geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturan TRT ailemizi ve katkı sunan Diyanet İşleri Başkanlığımızı tebrik ediyorum.
Değerli dostlar, hepimiz biliyoruz ki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Biz zaman zaman unutma gafletine düşsek bile hamdolsun gerçekten çok nasipli, şerefli, çok talihli bir milletiz.
Rahmet elçisinin "Kardeşlerim onlardır ki beni görmedikleri halde bana iman ederler" lütfuna nail olmuş bir ümmetiz.
Kim ne derse desin, bu iltifatı kendimiz için en büyük şeref payesi olarak görüyor, bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz.
Öyle bir değerler manzumesini tevarüs ediyoruz ki bu kıymet havuzunda güzellik merkezi bir konumda yer alıyor. Zira insanın en güzel surette ahsen-i takvim üzere yaratıldığı Kitabullah'ta zikrediliyor.
Müslümanlar olarak canlı cansız her şeyin, cümle kâinatın Cenab-ı Allah tarafından en yüksek sanatla yaratıldığına biz iman ediyoruz. Nitekim Rabbimiz Zümer Suresi'nde şöyle buyurmaktadır: "Allah sözün en güzelini, ayetleri güzellikte birbirine benzeyen ve hükümleri, öğütleri, kıssaları tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir." Evet, şifa kaynağı, rahmet vesilesi, hidayet ve hayat rehberi Kur'an-ı Kerim şüphesiz sözlerin en güzelidir.
Hira'da "Oku" ayetiyle başlayan kutlu vahyi, o ebedi kurtuluş çağrısını hayatımızın bütününe tatbik etmeye, Peygamber Efendimizin siret ve sünnetini tüm derinliğiyle en güzel surette idrak etmeye bizleri müyesser eylesin diye dua ediyorum.
Üstat Necip Fazıl'ın "Allah'tan gelen sonsuz icaz, sonsuz mana, sonsuz ahenk, sonsuz nizam, sonsuz azamet, sonsuz hikmet, sonsuz ölçü, sonsuz nispet çağlayanı" olarak tarif ettiği Kur'an'ın çağlar üstü mesajını dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya Cenabı Mevla bizleri mezun eylesin diyorum.
Kıymetli misafirler, aziz kardeşlerim. İslam dünyası olarak çok dik bir yokuşu tırmanmak zorunda kaldığımız zorlu bir güzergahtayız. Yakın çevremizden başlayarak bölgemizin ve gönül coğrafyamızın pek çok noktası bugün maalesef savaşlarla, krizlerle, acılarla boğuşuyor. Masum çocuklar, savunmasız insanlar, on binlerce kardeşimiz ardı arkası kesilmeyen bombalarla, kurşunlarla, saldırılarla şehit ediliyor. Bu yangının daha da büyümeden söndürülmesi, daha fazla insanın hayatını kaybetmemesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor.
Müslümanlar olarak rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süregelen tartışmaları imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte daha sonra çözüme ulaştırmak üzere bir kenara bırakmamız gerekiyor. Allah'ın ipine sımsıkı sarılarak birbirimize destek olmamız, birbirimizin yaralarına merhem olmamız gerekiyor. Dayanışma ve aklı selimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız. Şunu hiçbirimiz unutmamak mecburiyetindeyiz. Bir asır önce yazılan kirli ve kanlı senaryoların bugün tekrar sahnelenmesine izin verirsek, bunun vebalini ne biz ne de bu oyuna gönüllü ya da gönülsüz figüranlık edenler asla taşıyamaz.
Şayet bölgemizde akan kanı durdurmak, annelerin, çocukların, masumların gözyaşlarını silebilmek, acının ve hüznün olmadığı müreffeh bir gelecek inşa etmek istiyorsak, vahdet bilincimizi canlı tutacağız. Rehberimiz, kılavuzumuz, önderimiz, efendimiz, mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir buyuruyor. İşte bu ruha, bu idrake, bu bilince dört elle sarılmamız, bu binada en küçük bir hasarın oluşmaması, eksik ve gediğin açılmaması için ne gerekiyorsa yapmamız boynumuzun borcudur. Aksi takdirde böl, parçala, yönet planlarının kurbanı olmaktan Allah muhafaza kurtulamayız.
Mevlana Hazretlerinin hikmet dolu şu sözlerini kendimize rehber edinmeli, bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. O büyük Gönül Sultan'ı şöyle diyordu. Bu dünyaya ayırmaya, bölmeye gelmedik.
Biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik. Biz bir imtihan vesilesi olan dünyaya, Cenab-ı Allah'a kulluk yapma yanında aynı zamanda işte bunun için geldik. İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç, kesrette vahdet olmaktır. Ezeli ve ebedi kardeşliğimizi her şart altında yüceltmektir.
Bu noktada hem millet hem de İslam dünyası olarak hepimizin üzerine düşen mesuliyeti en güzel şekilde yerine getireceğine ben şahsen gönülden inanıyorum.
Burada şunu tüm kalbimle ifade ve ilan etmek istiyorum. Zifiri karanlıkların inşallah kardan aydınlık günlere dönüşeceği dönemler yakındır. İnşallah uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü, kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bulunan siz değerli kardeşlerime baktıkça bu inancımın daha da pekiştiğini, daha da güçlendiğini ayrıca ve özellikle ifade etmek istiyorum.
Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum.
Kaynak: Haber Merkezi - TRT Haber