Koray Kamacı yazdı! Yerebatan Sarnıcı: Binlerce yıllık korunan gizli bir enerji hattı mı?

İstanbul'un sokaklarında yürürken çoğu insanın fark etmediği bir gerçek vardır; bu kadim şehrin altında ikinci bir İstanbul daha yaşamaktadır. Bu görünmeyen dünyanın en etkileyici yapılarından biri ise hiç şüphesiz Yerebatan Sarnıcı'dır. Tarihin ve Sırların başkenti İstanbul’daki sarnıçlar pek çok yönüyle hala tam manası ile keşfedilmiş değildir. Ayasofya'nın hemen yakınında bulunan bu devasa yapı Yerebatan Sarnıcı, yalnızca bir su deposu değil, aynı zamanda medeniyetlerin bıraktığı sessiz bir hafıza odası ve bir enerji merkezidir.

 MS 532 yılında Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus döneminde inşa edilen Yerebatan Sarnıcı, Büyük Saray ve çevresindeki yapıların su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmıştır. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanı, 336 mermer sütunu ve 80 bin tonluk su kapasitesiyle İstanbul'un en büyük kapalı sarnıcı olarak kabul edilmektedir. Ancak Yerebatan Sarnıcı'nı özel kılan şey sadece mimarisi değildir. Buraya inen herkes aynı hissi tarif eder: Zamanın yavaşladığı, seslerin boğuklaştığı ve insanın kendisini farklı bir boyuta geçmiş gibi hissettiği bir atmosfer de önemlidir.  Bu nedenle burayı bir mühendislik harikası olarak incelerken, ayrıca İstanbul'un enerjisel merkezlerinden biri olarak da yorumlamak mümkündür.

 Sarnıcın en gizemli bölümü ise şüphesiz Medusa başlarıdır. Birisi yan, diğeri ise ters çevrilmiş şekilde iki sütunun altında bulunan Medusa heykelleri, yüzyıllardır tartışmaların merkezindedir. Bazı araştırmacılara göre Medusa'nın baş aşağı ve yan yerleştirilmesi, onun lanetleyici gücünü etkisiz hâle getirmek için yapılmıştır. Başka yorumlara göre ise bu durum, insan egosunun ve dünyevi bakış açısının tersine çevrilmesini sembolize edilmektedir. Lakin İmparator I. Justinianus özellikle bu Medusa başlarını buraya koydurmuştur. Buradaki enerjiyi dengelemek adına bir eylem de bulunmuştur. Onların konulduğu yer aynı zamanda büyük bir enerji hattıdır. Yani Yerebatan Sarnıcının Ley Hattı geçen yeri Medusa başlarının konulduğu yerdir. Bir nevi orayı bir işaretleme de söz konusudur. Bu konuda önemli araştırmalar ve iddialar da mevcuttur. 

Bazı araştırmacılar, İstanbul'un altında henüz keşfedilmemiş yüzlerce tünelin bulunduğunu ve Yerebatan Sarnıcının bu ağın en önemli giriş noktalarından biri olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca tarih boyunca İstanbul'un altında yüzlerce sarnıç ve yeraltı yapısının inşa edildiği bilinmektedir. Biz irili ufaklı olarak bugün çok azını keşfetmiş ve gün yüzüne çıkarmış bulunuyoruz. 

 Evet sevgili dostlar, bazı yapılar sadece taş ve sütunlardan oluşmaz; insanların hayal gücü, korkuları ve inançlarıyla birlikte ikinci bir kimlik kazanır. İstanbul'un üstünde milyonlarca insan günlük hayatın telaşı içinde yaşarken, altında 1500 yıldır sessizce bekleyen bir sarnıç bulunmaktadır. Belki de Yerebatan Sarnıcı'nın bize vermek istediği en önemli mesaj şudur: "Bir şehri gerçekten tanımak için sadece yüzeyine değil, derinliklerine de inmek gerekir." Ve İstanbul, derinlikleri en fazla sır saklayan şehirlerin başında gelmektedir.

Haberleri