"Bir devlet sadece görünen kurumlarla mı ayakta kalır, yoksa görünmeyen bir hafızası da var mıdır?"
Türk devlet geleneği incelendiğinde karşımıza sıradan bir yönetim anlayışından çok daha derin bir yapı çıkar. Binlerce yıllık tarih boyunca kurulan devletlerin yıkılıp yeniden kurulmasına rağmen bazı ortak özelliklerin sürekli varlığını koruduğu görülür. İşte bu durum, toplumun hafızasında "devlet aklı", "görünmeyen muhafızlar", "ak saçlılar" ve "dua ordusu" gibi kavramların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Türk tarihinde "Dua Ordusu" adıyla bilinen kadim bir ordu vardır. Bu kavram, Anadolu'nun tasavvuf kültürü içerisinde önemli bir anlam taşımaktadır. Bu düşünceye göre, bir devleti sadece askerler, siyasetçiler veya bürokratlar korumaz. Aynı zamanda manevî anlamda ülkenin bekası için dua eden, ilim üreten ve toplumsal vicdanı temsil eden görünmez bir manevi ordu da vardır.
Anadolu'da bu kişi ve gruplar sürekli farklı isimlerle anılmıştır. Bu anlatılar, tarih boyunca devletin sadece maddi güçle değil, manevi güçle de ayakta kaldığı fikrini beslemiştir.
Diğer taraftan son yıllarda sıkça duyduğumuz "derin devlet" kavramı çok farklı bir anlam taşımaktadır. Derin devlet, akademik ve siyasi literatürde; seçilmiş yönetimlerden bağımsız hareket ettiği iddia edilen gayriresmî güç ağlarını ifade eder. Özellikle Türkiye'de 1990'lı yıllardan sonra bu kavram yaygın şekilde tartışılmıştır. Lakin Türkiye’nin geçmişten gelen 2200 yıllık Kadim bir geleneği ve bu geleneği koruyan ve Devletin en zor zamanlarında kendini hissettiren derin bir yapı da var.
Türk devlet geleneğinde çok daha önemli olan kavram ise "devlet aklıdır." Devlet aklı; hükümetlerden bağımsız olarak devletin uzun vadeli çıkarlarını gözeten kurumsal hafızayı ifade eder. Çünkü hükümetler değişir, siyaset değişir, dönemler değişir; ancak devletin stratejik hafızası varlığını sürdürür. Belki de bu yüzden Türk tarihinde sıkça şu söz kullanılmıştır: "Devlet ebed müddet." Bu ifade yalnızca siyasi bir slogan değildir. Aynı zamanda devletin nesiller boyunca devam etmesi gerektiğine dair bir medeniyet anlayışıdır veya belki de bir paroladır.
Devletin kadim koruyucuları Aksaçlılar da önemli bir husustur. Devletin kritik anlarında devreye giren ve yaptıkları hayati derecedeki hamleler ile Devletin varlığının kaim olasını sağlayan bu yapının da farklı katmanları vardır. Bu katmanlar içinde en tepeye ulaşmak neredeyse imkansızdır. Lakin alt derecedeki devletin içinde bazı uzaktan irtibatlı kişilere kısmen de olsa ulaşmak daha kolaydır. İstanbul’da ulaklardan (Haberci) tutun da mekanlara kadar büyük bir gizlilik vardır. Bu kısım çok detaylı ve teferruatlı. Bu kısım ile ilgili sizlere ayrı bir köşe yazısı da yazacağım. Hatta Hafızası olan mekanların önemi ve ulakların yapısına kadar...
Unutmamak lazımdır ki: Bir millet ne kadar köklü bir tarihe sahipse, o kadar köklü bir yapıya da sahip olur. Türk Devleti bu konuda Çınar gibidir, gövdesini görebilirsiniz lakin köklerini görmek hiç de kolay değildir. Bir devleti ayakta tutan yalnızca ordular değildir. Onu ayakta tutan; geçmişini unutmayan insanlar, bilgi üreten zihinler ve ortak bir gelecek fikridir.
Ve bazen en büyük güç, görünmeyen değil; varlığını sessizce hissettiren önümüzde açıkça duran baktığımız ama göremediğimiz güçtür...