Khabib Nurmagomedov diye yiğit çıktı meydana

Karma Döğüş Sanatları Hafif Sıklet unvan maçında İrlanda'lı McGregor'u yenen Dağıstanlı Müslüman delikanlı Nurmagomedov sadece kendi adına atmadı yumruklarını, tekmelerini!

İkiyüzlü, terbiyesiz ve ırkçı söylemlerle hadini aşan McGregor'u bir güzel benzeterek bir nebze de olsa beni rahatlattı…

Bu müsabaka beni çocukluğuma ve sabaha karşı ailece uyanıp, sobanın üzerinde kızartılmış ekmek ve çay eşliğinde izlediğimiz rahmetli Muhammed Ali'nin maçlarına götürdü...

Şimdi düşündüğümde aslında komik geliyor… Boks sporundan anlamayan bizler hangi motivasyon ile yapıyorduk bunları? Sabaha karşı uykumuzdan uyanıp nasıl bir heyecanla bağırıyorduk… Rahmetli Muhammed Ali'ye atılan her yumruk sanki bize atılmış gibiydi ve onun attığı her yumruk bize zafer çığlıkları attırıyordu… Babannem sessizce dua ediyordu rahmetli Muhammed Ali için...

İşte 30 yaşındaki Avar Türkü Nurmagomedov bana çocukça bir sevinç yaşattı…

Ne de olsa ben hâlâ büyümeyi reddeden 55 yaşında bir çocuğum...

URFA'NIN ONURU İKİ DOST VE BAŞARILI HANIMEFENDİNİN MİSAFİRİ OLDUM...

İflah olmaz bir gezgin olarak bazen anlık kararlarla kendimi uçakta buluyorum… Bu uçak bazen şehirlerarası, bazen ülkelerarası, bazen de kıtalararası olabiliyor… Ellili yaşlarımın başlarından itibaren çoğalttığım bu gidişlerimin birini daha yaşadım cuma günü… Bir anda öğlen saatlerinde kendimi Urfa uçağında buldum...

Urfa!!!

Kaç kez gidilirse gidilsin cazibesini yitirmeyen, benim için hep bir kendini buluş ve hatırlayış mekanı...

Allah'ın “en yakın dostum” diye seslendiği, “tek başına ümmet” olan Hz. İbrahim'i (AS) tekrar idrak etme ve sabırın abidesi olan Hz. Eyüp’le (AS) tekrar ayağa kalkmanın yolu Urfa...

Bu muhteşem şehirde yaşayan ve ailece bu topraklarda kök salmış olan genç ve başarılı iki hanımefendiden bahsetmek istiyorum… Urfa ile ilgisi olan herkes bu başarılı dostlarımı mutlaka tanırlar...

Essum Saatçi Aslan...

Essum, dur durak bilmeyen, enerji dolu, heyecanlı, başarılı bir iş kadını… Eski iş ortağım ve dostum Çetin Aslan'nın eşi olan Essum sadece eşi için değil, Urfa için de bir şans… Sürekli proje üstüne proje üreten ve bu projeleri hayata geçiren çılgın bir genç hanım… Turizm sektöründen eğitime, medyadan sivil toplum kuruluşlarına sadece Urfa'da değil, ulusal ve uluslararası bir çok girişimde öncü… Bence Essum mutlaka siyasette hak ettiği yeri almalı ve TBMM’de çalışmalıdır!

Asuman Cevahir Yazmacı...

Asuman, ah benim dürüst, çalışkan, güzel yürekli kardeşim… Cümlemin başındaki “ah” şu yüzden: Asuman, Urfa için bir marka ve kalite demektir… Urfa'ya gidip de Cevahir Konağına uğramayan var mıdır bilmiyorum… Asuman, Urfa mutfağının tadı damağınızdan gitmeyen lezzetlerin en güzel şekilde sunulduğu işte o mekanın sahibesidir...Yıllardır Urfa'da tek başına inanılmaz bir mücadele içinde olan Asuman'ın yine Urfa'da yaşayan ve onun bu başarısını çekemeyenlerle verdiği mücadele başlı başına bir yazı konusudur! Herkese ve herşeye rağmen Asuman Cevahir Yazmacı sadece ticari olarak değil sivil toplum kuruluşlarında da tüm hızıyla çalışmaya devam etmektedir...

Urfa demek benim için cesaretli olduğu kadar mücadeleci olan bu iki muhteşem dostum demektir… İyi ki onları benim dostlarım....

NOT: Abiler, ablalar lütfen kendinize gelin! Bilge Aliya'yı rahmetle anıyorum… Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan düşmanlarını zaten kendi hallediyor… Rabbim onu “dostlarından”(!) korusun… Son günlerde bizleri meşgul eden şu McKinsey şirketinden danışmanlık alma mevzuunu neredeyse -hâşâ!- kafirlikle özdeşleştiren zihniyet beni dehşete düşürdü! İnsan nasıl bu hale geliyor, gerçekten de şaşkınlık içinde kalıyorum! İnsanımızın en ağır hastalıklarından biri "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” sonra da yarım yamalak bilgilerle edinilmiş bu fikirlerle insanları cehenneme gönderme yetkisini kendinde görmek!

Şimdi bunun adı kibir değil de nedir?

Haberleri