Kahve içmek depresyon riskini azaltıyor!
İlk olarak 15. yüzyılda üretilen kahve, toplanan olgunlaşmış kahve çekirdeklerinin kurutulup kavrulduktan sonra öğütülerek demlenmesiyle elde ediliyor. Hayatımızın her zamanında severek içebildiğimiz kahve, aslında bir meyve. İşte kahve tutkunlarının bilmesi gereken ilginç bilgiler...
Kahve çekirdeği, sırf çekirdeğe benzediği için bu isimle anılıyor, aslına bakarsanız o bir meyve.
Kahvenin ilk olarak bir keçi çobanı tarafından keşfedildiğine inanılıyor, çoban keçilerin bazı meyveleri yedikten sonra çok daha hareketli ve enerjik olduğunu görünce…
Kahve idrar söktürücü olarak biliniyor, bu sebeple çok kahve içmenin dehidrasyona yol açacağı gibi yanlış bir inanış var. Merak etmeyin kahve içerek aldığınızdan çok sıvı kaybetmeniz mümkün değil, yani dehidrasyon falan yok.
Webcam’in icat edilmesi de kahve sayesinde, Cambridge Üniversitesi’ndeki çalışanlar kahve makinesindeki demliği boş bulmaktan sıkıldıkları için onu sürekli gözlemleyebilecekleri bir sistem geliştiriyorlar, webcam.
Capuccino’nun ismi Fransisken* (İng: Capuchin) rahiplerinden gelir, çünkü capuccinonun rengi bu rahiplerin giydiği cübbelere benzemektedir.
Dünyanın en büyük kahve üreticisi tahmin edeceğiniz üzere Brezilya’dır, dünyada üretilen kahvelerin %40’ı Brezilya’da üretilmektedir.
Dünyada en çok kahve nerede tüketiliyor derseniz şaşırmaya hazır olun… Cevap Finlandiya, kişi başına yılda 12 kg kahve tüketiliyormuş.
Kahve keşfedilir keşfedilmez insanlar hemen onu nasıl demleyeceklerini bulmadılar elbette, kahvenin nasıl demleneceğinin keşfedilmesinden önce Batı Afrika kabileleri onu hayvansal yağlarla pişirip yemek olarak tüketiyorlardı.
Kahvenin düzenli olarak tüketilmesinin bilimsel olarak kanıtlanmış acayip faydaları mevcut; mesela düzenli kahve içmek kanser, kalp krizi ve Alzheimer hastalığı risklerini azaltıyor.
Bilim insanları öğütülmüş kahve atıklarını biyodizel yakıta dönüştürmeyi başarmış durumda, yani günün birinde Starbucks’tan yakıt alabilirsiniz.
Kahvenin dünya genelinde bu kadar yaygınlaşmasından evvel insanların kahvaltıda en çok içtiği içecek çaydı… dememizi bekliyorsunuz, ama hayır biraydı.
Kahvenin iki ana kategorisi vardır: Robusta ve Arabica. Robusta kahve çok daha asidik ve sert aromalı bir tür iken Arabica’nın asitliği çok daha düşük ve aroması daha yumuşak.
1932 yılında Brezilya sporcularını Olimpiyatlara gönderecek parayı bulamadı, bunun üzerine sporcular kahve satarak kendi bütçelerini kendileri karşıladı.
Kahveye krema koymanın onu soğutacağını düşünüyorsanız biraz yanılıyorsunuz, kahveye krema eklemek onu %20 daha uzun süre sıcak tutuyor.
İlk başta belki azıcık soğuyordur ama bir dikişte içmeyecekseniz krema koymak daha mantıklı.
Melankolikler için de bir haberimiz var: Kahve içmek depresyon riskini azaltıyor.
Kahvenin sizi ayıltmasını istiyorsanız 9.30 – 11.30 arasında içmeye özen gösterin, çünkü kahvenin en etkili olduğu saatler bunlar.
Sanılanın aksine çok kavrulmuş ve az kavrulmuş kahve arasında içerdikleri kafein miktarı bakımından bir fark yok.
Kafeinsiz kahve sevenleri üzecek bir haberimiz var, aslında kafeinsiz kahve tam olarak kafeinsiz değil. Kahvedeki kafeini ayırma işlemi %94-98 oranında etkili oluyor, yani kafeinsiz kahvelerde hala bir miktar kafein mevcut.
Dünyanın en pahalı kahvesi “Black Ivory Coffee”, kilosu 1.100 dolara satılıyor. Bu kahvenin özelliği fil tarafından yenilip dışkı ile dışarı atılan yarı sindirilmiş kahve çekirdeklerinden üretiliyor olması.